Kedinin Uzanamadığı Ciğer
Yazarlar // 28 Kasım 2019 Perşembe 23:37

Ragıp GÖKER

Atasözü olduğu için teşbihte de hata olmazmış.

Sözlükler, ‘’Kedi uzanamadığı ciğere mundar dermiş’’ atasözünün anlamını ‘’Kimileri, çok istedikleri halde elde edemedikleri şeyi hor göstermeye kalkışırlar; beğenmiyor görünürler. Böyle davranmakla asıl yapmak istedikleri şey, kendi çaresizliklerinin ortaya koyduğu açığı kapatmaya çalışmaktır’’ diye açıklıyor.

Bu tip insanlardan korkarım.

Bu şehirde de çok sayıda var onlardan.

Bir kısmı da, şöyle veya böyle bizim mesleğe bulaşmıştır.

Çoğu ‘yazarım ha’cıdır.

Hiçbir şey de yazmazlar ama.

Amaçları yazmak değil, koparmaktır çünkü.

Koparıncaya kadar aba altından sopa gösterirler.

Bir kısmı da tetikçidir.

Birileri, kendi söyleyemediklerini üfürürler,  o da doğru yanlış araştırmadan yazar.

Çok gördük böyle tipleri.

Rüzgar gibidirler ama gelip geçerler.

Amaçları da kalıcı olmak değildir zaten.

Bu tiplerin tek bir amacı olur, o da kopardıklarıyla yetinmektir.

Eskiden işadamları, üzerlerine maliyeyi salmakla tehdit edilirdi.

Şimdi o yemiyor.

Vergi kaçırmak eskiden büyük suç sayılıyordu.

Şimdi bunun hükmü yok.

Daha büyüğü var.

‘’FETÖ’cü’’ dedin mi yetiyor.

Sonra yandı gülüm keten helva.

Uğraş dur kendini aklamak için.

Samsunspor’u iflasın eşiğinden alıp, cebinden harcadığı 100 milyon lira ile borçsuz ve ilgi gören bir takım haline getiren Yüksel Yıldırım’a bile ‘FETÖ’cü’ yakıştırması yapıldı bu şehirde.

Belli ki ‘çamur at, izi kalsın’ taktiğiyle yapılmış.

Ya da yaptırılmış.

Ama Yüksel Yıldırım’a o çamur bulaşmaz.

Dünyanın 51 ülkesinde 200 şirketi var Yüksel Yıldırım’ın ki, Samsunspor’a sponsor olmuş firmalarından biri olan Yılport’un piyasa değeri milyar dolarlarla ölçülüyor.

Samsun’da iş yaptığı günlerden tanırım Yüksel Yıldırım’ı.

Demir ticareti yaparlardı o yıllarda.

Daha sonra Rusya’dan kömür getirerek satmaya başlamışlardı.

Bir dönem kömür işi öyle bir boyuta ulaşmıştı ki, o fiyat açıklamadan Londra borsasının yanı sıra, uluslararası piyasaların hiç birinde kömür fiyatı açıklanmıyordu.

O ne derse o oluyordu yani.

Samsun’da kömür depoları nedeniyle belediyelerle sorun yaşamaya başlamıştı.

Birileri şikayet ediyor olmalı ki, hiçbir deposu kurulu olduğu alanda uzun süre kalamıyordu.

Bir gün ‘’Gideceğim bu şehirden’’ dediğinde, kaybedenin Samsun şehri olacağını düşünmüştüm.

Bu şehrin başarılı bir iş insanını kaybedeceği için üzülmüştüm elbette ama o zorunlu göçün, O’nu ve şirketini büyüteceğini hiç düşünmemiştim.

Samsun’dan ayrılığını takip eden yıllarda kendisiyle İstanbul’un Maslak’ındaki ofisinde Dünya Gazetesi için bir röportaj yaptığımda, krom işine girdiğini de öğrenmiştim.

Yıldırım Holding, İsveç’in dünyaca ünlü Vargön Allyos firmasını satın almıştı.

Yüksel Yıldırım’dan, dünyada en çok kromu Kazak’ların ürettiğini öğrenmiştim ama bir gün Kazakistan’da da firma satın alacağını o zaman aklıma bile getirmemiştim.

Kazakistan’da da bulunmak, Yüksel Yıldırım’ı ve dolayısıyla şirketini dünyanın ikinci büyük krom üreticisi durumuna getirmiş.

İnsanız, egolarımız şişkindir.

Kişisel hırslarımızla bazen yakıp yıkarız.

Varlıklı birinden, memleketimiz ve ülkemiz için nasıl yararlanırız diye düşüneceğimize, küçük hesapların peşinde koşarken, küstürmeye çalışmak niye.

İşte bunu anlayamıyorum.

Bu şehrin sorunlarından biri de bu galiba.

Uzun süredir ‘’Ne olacak bu Samsunspor’un hali?’’ diye herkes bir birine soruyordu.

Paramız yokken, sırf futbolcuları motive etmek adına ‘’Paranız ödenir ama hakkınız asla’’ diye tezahüratlar bile yaptık.

Bu sütunlarda da defalarca benzer şeyleri yazdık.

Şimdi birisi para yağdırıyor.

Buna rağmen birileri huzuru bozmaya çalışıyor.

Allah ıslah etsin.

Başka ne diyeyim.