Katliamı Lanetlerken
Yazarlar // 17 Mart 2019 Pazar 00:37

Ragıp GÖKER

Destansı Çanakkale Zaferi’nin yıldönümünü camilerimizde okutulan Cuma hutbeleriyle andığımız gün, Yeni Zelanda’daki iki camide ibadet için toplanan müslümanların katledildiğine dair haberle sarsıldık.

İnsanlıktan nasibini almamış iki aşağılık yaratık tarafından işlenen bu suç, Yeni Zelandalı 50 dolayında inanan insanı hayattan kopardı.

Son derece üzgünüm.

Her müslüman gibi, din kardeşlerimize karşı işlenen bu insanlık suçunu elbette lanetliyorum.

Bu canilerin, daha sonra ortaya çıkan videolu mesajla, katliamı önceden planladıkları da anlaşılıyor.

İşledikleri bu insanlık suçunu iyi bir şeymiş gibi sosyal medya hesapları üzerinden canlı olarak da yayınlamış alçaklar.

Mesajlarında ayrıca, müslümanların yanı sıra, Cumhurbaşkanı’mızı da tehdit etmişler.

Siyaset yapma biçimini ve uygulamalarını eleştirebiliriz belki ama Recep Tayyip Erdoğan Türkiye Cumhuriyeti devletinin seçilmiş Cumhurbaşkanıdır.

Cumhurbaşkanı’nı eleştirme hakkı sadece Türk Milletinin hakkıdır.

Yabancı birinin ele de eli kanlı canilerin ona söz söylemesine tahammül etmeyiz.

Cumhurbaşkanımızı bir yabancının eleştirmesini kabul etmeyeceğimiz gibi, kendisine  hakaret edilmesini devletimize ve milletimize karşı işlenmiş bir suç olarak da kabul eder ve bu türden eylem ve söylemler karşısında tek yürek oluruz.

Yarın destansı Çanakkale Zaferi’nin 104 yıl dönümünü kutlayacağız.

Tarihin gördüğü en büyük savaşlardan biridir Çanakkale Zaferi.

“Medeniyet” denilen o tek dişi kalmış canavarı oluşturan emperyalistler, orantısız bir güçle saldırdılar Çanakkale’ye.

Kan oluk gibi aktı ama geçemediler Çanakkale’yi.

Geçilseydi zaten bir daha toparlanmaz ve Kurtuluş Savaşını da zaferle sonuçlandırmazdık belki.

O nedenle çok önemli bir zaferdir Çanakkale.

Sonunda zafer kazandığımız Çanakkale savunması, düşmanlarımızın bile takdirini toplamıştı.

Saldırı her ne kadar adil olmasa da, savaş o kadar adildi.

Savaşırken birbirlerini boğazlayanlar, kısa süren ateşkes anlarında bir birilerine ekmek su ikram ettiler.

Sigara izmaritini bile paylaştıklarına dair hikayeler anlatılır.

Sömürgeci İngiliz’ler, Hintli Müslümanların yanı sıra, Avusturalyalı ve Yeni Zelandalı gençleri de bize saldırmaları için getirmişlerdi.

Anzak olarak bilinen bu askerlerin bir çoğu Çanakkale’de toprağa düştü.

Biz onlara, onlarda bize saygı duydu.

Atatürk, Anzak askerlerinin annelerine yazdığı mektupta “ Bu memleketin topraklarında kanlarını döken kahramanlar. Burada dost vatanın topraklarındasınız. Huzur ve sükun içinde uyuyunuz. Sizler, Mehmetçiklerle koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı dindiriniz. Huzur içindeler ve rahat uyuyacaklardır. Onlar bu topraklarda canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır” demişti.

Hiçbir komutan, sonunda zafer kazansa da, düşman askerlerinin arkasından böyle sözler etmemişken,  Anafartalar Kahramanı olarak ün yapan Mustafa Kemal bu yüce gönüllülüğü göstermişti.

Mustafa Kemal,  bu nedenle zaten büyük bir komutan olduğu kadar, büyük bir kahramandır.

Atatürk’ün göğüs göğüse çarpıştığı düşmanlarının arkasından böylesi güzel sözler söylediği Anzakların torunlarından iki sütü bozuk, müslümanların üzerine kurşun yağdırırken, ulusumuza ve Cumhurbaşkanı’mıza hakaretler yağdırmak gibi bir küstahlıkta bulunabiliyor.

Bu da din üzerinden siyasetin ne kadar tehlikeli olduğunu bir kere daha anlatıyor aslında.

Ders alabilene elbette.