Kan Bağışının Önemi
Yazarlar // 27 Ekim 2018 Cumartesi 23:54

Ragıp GÖKER

Kanser çağımızın illeti.

Bütün insanlık bu illetle boğuşuyor ama özellikle kan hastalıklarıyla ilgili olan bu illeti yenmenin, kan bağışlayarak mümkün olduğu da bilinir.

Bunun için de, fırsat buldukça bu köşede insanlara kan bağışı yapmaları gerektiğini hatırlatmaya çalışırım.

Lösemi ve benzeri kanser türlerinin en korkulanlarıdır ama ilik nakliyle bu illeti yenmek artık mümkün.

Tıp bilimi sürekli gelişiyor, bu nedenle ilik nakli yapmak da günümüzde çok kolaylaştı.

Bunun için Kızılay’a gidip bir tüp kan bağışlamanız yetecektir.

Bulaşıcı bir hastalığınız yoksa ve yaşınız 18 ila 55 aralığında ise bağışçı olabiliyorsunuz.

Sağlık Bakanlığı ilik nakli konusunda kan toplama yetkisini Türk Kızılay’ına verdi.

Türk Kızılay’ının, TÜRKÖK adını verdiği bu projeden, yaklaşık dört yıl önce Okan Bayülgen’in programına bağlanan bir hemşire kızımızın kan kanserini yenmek için verdiği mücadele konu edildiğinde haberdar olmuştum.

Kemik iliği eskiden leğen kemiğinden zorlu bir operasyonla alınıyordu ama günümüzde ‘’Periferik Yöntem’’ adı verilen uygulamayla, Kızılay’a bağışlayacağınız bir tüp kandan ilik elde edilebiliyor.

10 yıl süreyle kan bankasında bekletilen kan örneğinizdeki dokuların bir hastaya uyması halinde, Türk Kızılay’ı size ‘’halen bağışçı mısınız?’’ diye soruyor.

Kabul etmeniz halinde, kemik iliği üretmek için sizden bir ünite kan daha alınıyor.

Böylece bir hayatı kurtarmış oluyorsunuz.

Birisinin kahramanı oluyorsunuz yani.

Bu kadar kolay aslında.

Kan bağışının artırılmasını sağlamak için çok sayıda kampanya yapılıyor ama ülkemizde bağışçı sayısı maalesef artmıyor.

Sağlık Bakanlığı’nın yaklaşık iki ay önce yaptığı açıklamaya göre, kök hücre bağışçı sayısı 340 bin dolayına ulaşmış.

Bu konudaki yazımın ilk kez yayınlandığı tarihlerde ki, dört yıl öncesine denk gelir, Kızılay Kan Merkezi yetkililerinden aldığım brifingde Almanya’daki bağışçı sayısının 6 milyon olduğu bildirilmişti oysa.

Ülkemizdeki 340 bin bağışçı sizce de çok az değil mi?

Bir hayatı kurtarmanın ne kadar sevap olduğunu biliriz.

Buna rağmen, birinin hayatını kurtarmanın mümkün olduğunu bile bile, bağışçı sayımızı artmıyor.

Ben de buna şaşırıyorum.

Birinin kahramanı olmayı çok istedim.

TÜRKÖK Projesini öğrendiğimde, Kızılay kan merkezine giderek bağışçı olmak istediğimi söyledim ama 55 yaşını aşmış olmam nedeniyle bağışçı olmayacağım bildirildiğine çok üzülmüştüm.

18-55 yaş aralığındaysanız, birisine kahraman olmak sizin için çok kolay.

Bu illetle boğuşan birine hayatı yeniden bağışlamak ve o kişinin kahramanı olmak yüce bir duygu olsa da, bunu kendiniz için yapın.

Hikmetinden sual olunmaz elbette ancak, Yüce  Allah’ın katında da bunun bir karşılığı vardır.