Kadın Cinayetleri ve Samsun
Yazarlar // 08 Mart 2018 Perşembe 20:45

Ragıp GÖKER

Kadın cinayetleri sırlamasında İstanbul ve Adana’dan sonra üçüncü sırdaymışız.

Dereceye girmişiz yani.

Bu durumda ‘’madalyamız nerede?’’ diye soran bazı dallamalar çıkacaktır şüphesiz ama şunun bilinmesini isterim:

Atatürk’ün şehri Samsun’a daha öncekiler gibi bu utancı da yaşatanlarla bu dünyada hesaplaşamam belki.

Ve fakat.

Ahiret gününe iman etmiş bir inanan olarak, mahşer günü gelende, bu dallamalarla Allah’ın huzurunda hesaplaşacağım kesindir.

Birileri, dağda aç kaldığı için şehre inen domuz yavrusunu linç etmişti bu şehirde.

Birileri de, cinsel tercihi kendilerinden farklı olduğu için bir şarkıcıyı linç etmeye kalkmıştı.

Samsun, bir zamanlar ülkenin en tanınmış şarkıcıları için Anadolu turneleri planlanırken, listenin en başına yazılan şehirken, o linç girişimi ve benzeri olaylardan sonra turne kadrolarına uvertürlerin yazıldığı bir şehir oldu.

Ne hakkınız var Samsun’u ‘korkulan şehir’ yapmaya.

Köyden kente göçtüğümüz 1968 yılında mini etekli kızları gördüğümde şaşırmıştım ama Samsun o tarihten bile çok önceleri, adına ‘’Deniz Hamamı’’ denilen karma plajlarda kadın ve erkeklerin aynı anda denize girdikleri plajları olan üç Osmanlı şehrinden biriymiş.

Samsun, karma plajın yanı sıra, Selanik ve İstanbul’la birlikte bin kişilik salonlarında tiyatro gösterileri de yapılan bir sanat ve kültür şehriymiş bir vakitler.

Bugün Ulugazi Mahallesi olarak bilinen o yörede çok önceleri tenis kortları da varmış.

Tütün Ticaretinin İstanbul ve İzmir’den sonraki en önemli limanına sahip olması nedeniyle 50’li yıllara kadar bu şehirde 14 ülkenin konsolosluğu da varmış.

‘’Nereye gittiler?’’ diye sorduğunuzu duyar gibiyim.

Birçok şehir gelişip modernleşirken, biz geriye gidiyoruz maalesef.

100 yıl önce karma plajların olduğu bu şehirde, şimdi sadece kadınlara özel plaj yapılması bunun en çarpıcı örneğidir.

‘Atatürk’ün Şehri’ olarak bilinen benim şehrimde geçen yıl 21 kadın cinayete kurban gitmiş.

İster kadınlara özel plaj yapın.

İsterse yaptırdığınız kafelere ‘Sevgi’ adını verin.

Farkında mısınız bilmem ancak, sevgisiz bir toplum yaratma arzunuz daha ağır basıyor.

Tarih, karma plajları, bin kişilik tiyatro salonlarını ve 14 ülkenin konsolosluklarla temsil edildiğini yazarken, efemine şarkıcıyı linç girişimini ve kadın cinayetlerinde dereceye girdiğimizi de yazacak unutmayın.

Bize bunu da yaşattınız ya..

Yuh olsun size..