İzmir havası
Yazarlar // 23 Mart 2013 Cumartesi 06:35

Ragıp GÖKER

İzmir’e her gittiğimde içime huzur dolar benim.

İzmir’i ülkemin temizlendiği şehir olarak görürüm ben. Düşmanı buradan denize dökmüş olmamızdır belki bunun nedeni.

Biz 10 Samsunlu gazeteci topluluğu olarak İzmir’e gittik hata sonu. Konu Samsunspor’un Karşıyaka ile oynadığı deplasman maçıydı biliyorsunuz.

Her bakımdan yorucu oluyor bu seyahatler, keyfe keder ve turistik gezi olarak düşünülmedi bu deplasman maçlarını takip etme arzusu.

Samsunspor tarihinin en kötü günlerini yaşıyor. Emin Kar ve arkadaşları kurtuluş savaşı veriyorlar adeta. Yokluklar içinde takımı ve kulübü eski gücüne kavuşturmak adına yoğun bir uğraşın içindeler. Emin Kar tekerlekli sandalyesiyle deplasmana gidip bin bir zorluğa rağmen takımını yalnız bırakmıyorsa. Ben burada TV karşısında keyifle maç seyredemezdim.

Şimdi içim rahat  takımımın mücadelesini izliyorum. Futbol takımımızın kurtuluş mücadeleleri sırasında sahaya döktükleri tere yakından tanıklık ediyorum.

Bizi bu uğurda yalnız bırakmayan Metin Burma, Osman Genç ve Necattin Demirtaş’ a şükran borcum var benim. İşimi iyi yaparak bunu ödemeye çalışıyorum.

Çok iyi ağırlandık İzmir’de Karayolları 2. Bölge Müdürü Abdulkadir Uraloğlu, Bölge Müdürlüğü misafirhanesini ayırmış bizim için. İki gün boyunca bizi yalnız bırakmadı. Maçı da bizimle birlikte izledi.  Bizimle heyecanlandı, bizimle sevindi.

İzmir!

Ülkemin aydınlık yüzü.

Sıcak, sevimli şehir.

Ulaşım sorunu yaşanmayan mega kentlerden birisi. İzmir’de gitmek isteyip de ulaşamayacağınız hiçbir nokta bulunmuyor.

Aziz Kocaoğlu ve arkadaşları büyük bir ustalıkla çözmüş bu sonunu.

Karayolu ile gidenler pek farkına varamazlar bu durumun ama bir sanayi kentidir aynıca İzmir. Hava yoluyla gidenler daha iyi anlarlar bunu. İzmir çepeçevre bacalarla çevrilmiş durumdu. Sayısı binlerle ifade eden işletme baca tüttürüyor İzmir’ de.

Tarım alanlarının neredeyse tamamı örtülü tarıma geçmiş bile.

Sokakları cıvıl cıvıl.

Şen kahkahaları duyuyorsunuz sokaklarında yürürken.

Mutlu ve huzurlu bir şehir İzmir.

Kimsede “İşimi kaybedersem, aç kalırım” korkusu yok. Biri olmazsa bir başka kapıyı çalma şansın var. Sokakta limon satsan evini geçindirisin kolaylıkla.

Maazallah sen işini kaybet, gör bakalım ne oluyor.

İzmir gibi olabilirmiyiz.

“Artık çok geç” diye düşünüyorum.

Garip ama, kıskanmıyorum ben İzmir’i.

En az Samsun kadar seviyorum ben bu şehri.