İhanet
Yazarlar // 15 Temmuz 2017 Cumartesi 01:25

Ragıp GÖKER

Bugün 15 Temmuz.
Bir yıl önce bugün, günün geceye döndüğü saatlerde İstanbul'da yaşayan oğlum, ‘’baba, köprüye askerler çıkmış, terör saldırısı ihbarı var galiba’’ diyerek aradığında, hemen televizyonların haber kanallarını açtım.
Oğlumun, askerlerin tanklarla köprüyü kapatmalarını terör önlemi olarak algılaması normaldi, henüz 32 yaşında olduğu için askeri darbe yapanların önce köprüleri kapattıklarını bilmiyordu.
Darbe görmemişti çünkü
Ama bizim kuşağın insanları, köprüde tankların konuşlandırılmasın ne anlama geldiğini çok iyi bilir.
Bu haberi alır almaz aradığım Genel yayın Yönetmeni Yener Cabbar, ‘’FETÖ’cüler darbe yapıyor galiba’’ dedi.
Bir süre sonra da Cumhurbaşkanı ve Başbakan’dan ‘’malum yapının kalkışması’’ şeklindeki açıklamalar gelince,  bu girişimin, ‘Peygamber Ocağı’ silahlı kuvvetlerimizin içinde yuvalanmış ihanet şebekesinin işi olduğunu anladık.
CNN TÜRK yayınında Hande Fırat’a konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘’milletimizi meydanlara ve hava alanlarına davet ediyorum’’ açıklamasıyla, meydanlara akın eden millet, 248 şehit ve 2 bin 196 gazi vererek, hain darbe girişimini önledi.
Millet demokrasiye bir kez daha sahip çıkmıştı.
Gazetecilik yaptığımız için devletin, Fetullahçı yapılanmayı yakından izlediğini biliriz.
Nitekim Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarıyla, hükümetin, 2004 yılındaki bir MGK toplantısı sırasında bu yapı için uyarıldığını yeniden hatırladık ama devletin bütün kurumlarına sızmış bu ihanet çetesinin, devleti ele geçirmek için ilk işareti ergenekon ve balyoz kumpasları gibi operasyonlar sırasında verdiğini biliyoruz.
Genelkurmay Başkanı, silahlı terör örgütüne üye olmak gibi çirkin bir iftirayla zindana atıldı.
Atatürkçü subaylar ordudan atılırken, iktidar mensupları tarafından ‘’Türkiye bağırsaklarını temizliyor’’ gibi açıklamalar yapıldı.
15 Temmuz adeta ‘’geliyorum’’ demişti aslında ama yurttaşlarının vergileriyle kurulmuş devletin istihbarat teşkilatı, darbenin ayak seslerini duymamıştı.
Devlet, başta ordu, polis, yargı ve eğitim kurumları olmak üzere bütün kurumlarına sızmış ihanet şebekesinin mensuplarından temizleniyor.
Türkiye asıl şimdi bağırsaklarını temizliyor olabilir ama böylesi bir süreçte kurunun yanında yaşın yanması gibi durumlara da sıklıkla rastlanıyor.
Sürecin başlangıcında Cumhurbaşkanı’nın da işaret ettiği ‘at izi, it izine karıştı’ özdeyişindeki gibi durumların yaşanması da mümkün.
TBMM’deki darbeyi araştırma komisyonunda da beklenen sonuç alınamadı.
Komisyon için ‘dağ fare doğurdu’ yakıştırması yapılırsa, bunu AK Parti’ye gönül verenler dahil ülkenin büyük çoğunluğu yadırgamaz sanırım.
Mesela FETÖ’nün siyasi ayağına henüz dokunulmamış olması çoğu kişinin kafasında soru işareti oluşturdu.
AK Parti dışında hemen hemen bütün siyasi partiler tarafından, FETÖ’nün siyasi ayağına dokunulmaması sorgulanıyor.
Cumhurbaşkanı’nın canına kast etmiş, Genelkurmay Başkanını esir almış, Gazi Meclisi bombalamış 248 vatandaşımızı şehit etmiş bu ihanet çetesinden kurtulalım.
Hainlere en