İhanet Türleri
Yazarlar // 09 Şubat 2017 Perşembe 23:36

Ragıp GÖKER

Kılıçdaroğlu’nun ‘Evet’çileri, Devlet Bahçeli’nin ise ‘’Hayır’’ diyecekleri ihanetle suçlaması üzerine, Başbakan’ da ‘Hayır’cıları teröre destek vermekle itham edince, Haluk Koç’un, partisinin bir il kongresinin arifesinde liste hazırlayan guruplara ‘’Yüzde 15 hain kontenjanını göz önünde bulundurun’’ diye telkinde bulunmasını hatırladığımda ‘’Acaba kaç ihanet türü var?’’ diye düşündüm.
Aşka ihanet mesela özellikle gençler arasında en yaygın türdür ama evlilikte ihanetin çoğu cinayetle sonuçlanır.
Taraftarı olunan takımı terk edip, ezeli rakiplerinden birine sempati duymaya başlamak, belki de en masum ihanet türüdür.
Ecevit’in 1977 yılında kurduğu azınlık hükümetinde bakanlık kapmak amacıyla Adalet Partisine ihanet edip, CHP’ye katılan 11’lerin neden olduğu Güneş Otel olayının kahramanları, Adalet Partisine çok zarar verememiştir ama Karaoğlan efsanesinde derin yaralar oluşturmuştur.
Siyaset tarihimizde CHP’nin kurumsal tarihine zarar veren bir ihanet olayı da İSKİ Skandalı olarak bilinen olaydır ki, bu da İSKİ Genel Müdürü Ergun Göknel’in karısını sekreteriyle aldatması sonucu, ihanete uğrayan eşin, durumu ifşa etmesiyle ortaya çıkmıştır.
Deniz Baykal’a kurulan kaset komplosu da, İSKİ Skandalı gibi Türkiye siyasetini ve CHP’yi doğrudan etkilemiştir.
OMÜ Eski Rektörü ve Samsun Milletvekili Osman Çakır’ın da aralarında bulunduğu MHP’lilerin kasetleri de, MHP’de o an için milletvekili listelerinin muhtemel oluşumuna etki etmiştir.
İçişleri Bakanı Hasan Fehmi Güneş de bir aşk skandalı nedeniyle görevinden ayrılmak zorunda kalsa da, mesela Adnan Menderes’in Ayhan Aydan aşkı Yassıada duruşmalarının en çok konuşulan olayı olmuş ama siyaseti biçimlendirmede çok etkisi olmamıştı.
Bu gibi olaylar ilk anda travma oluştursa da, çoğu bir süre sonra unutuluyor.
Ama vatana ihanet asla unutulmaz.
Ki;
Bu topraklardaki hainler hiçbir zaman eksik olmadı.
Dürrizadeler gibi din adamlarının yanı sıra, Ali Kemal gibi siyasetçilerin ihanetine rağmen yedi düvele karşı verdiğimiz ‘İstiklal Savaşını’ zaferle sonuçlandırmış bir milletiz.
30 yılı aşkındır PKK’lı hainlerle uğraşıyoruz.
Geçen yıl 15 Temmuz’da da FETÖ’cülerin ihanetiyle de sarsıldık.
Bu millet her tür suçu bir süre sonra affedebilir belki ama vatan hainlerini asla.
Bu nedenle bir siyasetçinin rakibini alt etmek için başvuracağı en etkili yöntemlerden biri de ‘ihanetle’ suçlamaktır ama çok tehlikelidir.
Böyle bir suçlamanın, kişiler ve kurumlar üzerinde tamiri mümkün olmayan tahribatlar oluşturması kaçınılmazıdır.
Özellikle siyasette bu yöneteme başvurulmamalıdır.
Mesela referandum sürecinde ‘Evet’ oyu verecekleri vatana ihanetle suçlayamayacağımız gibi ‘Hayır’ oyu vereceklere de ‘’hain’’ diyemeyiz.
12 Eylül öncesi bölünen sokaklarda, bizim kuşağın gençleri bir birlerini boğazlıyordu.
Çorum ve Maraş olayların izleri henüz silinmemişken, ülkeyi kamplara bölebilecek bu gibi söylemlerden uzak durmalıyız.