Hukuk Ovamızı Kurtaracak mı?
Yazarlar // 28 Mart 2020 Cumartesi 21:27

Ragıp GÖKER

“Mahkememiz kararı ile tespit edilen dava konusu işlemlerin uygulamaya devam edilmesi durumunda, arzı arttırılamayan, yerine geçebilecek bir eş değeri olmayan, oluşumu asırlar sürmesine rağmen kaybı dakikalar içinde gerçekleşebilecek ve kıt bir kaynak olan nitelikli tarım toprakları ile Çarşamba Büyük Ova Koruma alanının doğal dokusunun  ciddi zararlara maruz kalabileceği açık olduğundan ortaya telafisi güç ve imkansız zararların çıkabileceği değerlendirilmiştir.

Yukarıdaki satırlar, Samsun 3. İdare Mahkemesi tarafından, Çarşamba Ovasına yapılmak istenen biyokütle enerji santraline ilişkin 1/5000 ve 1/1000’lik imar planları ile işletme ruhsatının yürütmesinin durdurulmasına hükmedilen karara aittir.

Şu demek aslında.

Mahkeme, santral yapımına “Dur” demiştir.

Mahkeme, “Dur” dedi, demesine de.

Santralciler ve destekçileri duracak mı?

Evrensel hukukun, şaşmaz kuralı şudur:

Mahkeme kararları herkesi bağlar.

Davayı açanlardan başta Mimarlar Odası Samsun Şubesi Başkanı İshak Memişoğlu olmak üzere, çevre gönüllülerinden Mehmet Değerli, Recep Yavan, Seyfettin Yavan ve Murat Şenel mahkemede kazandıkları bu kararın, halk adına uygulanmasını sağlamak için ellerinden gelen çabayı göstereceklerdir elbette.

Ancak, Fener’deki o otel ile Mecidiye’nin girişindeki ve Atakum’daki AVM’ler için verilen benzer kararlara ne derece uyulmakta olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda, santral için verilen “Dur” kararının da uygulanmayacağını düşündürüyor.

Dava Büyükşehir Belediyesine açılmıştı biliyorsunuz.

Çünkü, ovaya santral kurulması için imar planları Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanmış, ve Büyükşehir Meclis’i tarafından kabul edilmişti.

Bu sütunda yazılanları takip edenler, baştan beri ülkemizin sahip olduğu en önemli tarım alanlarından biri olan ovanın korunması gerektiği şeklinde bir görüşü savunduğumuz hatırlayacaklardır.

Yazının girişindeki paragrafta yer verdiğimiz ve dfalarca okunması gereken mahkeme kararında da ovanın nitelikli tarım alanı olduğuna vurgu yapılarak, ovanın göbeğinde santral kurulması halinde “doğal dokusunun  ciddi zararlara maruz kalabileceği açık olduğundan ortaya telafisi güç ve imkansız zararların çıkabileceği değerlendirilmiştir” denilmektedir.

Bu görüş çok önemli elbette ama daha da önemlisi gerek 1/5000 ve gerekse 1/1000’lik imar planlarının iptalidir.

Plan yoksa çivi bile çakılmaması gerekir.

Uygulama artık yok hükmündedir.

Varsa şayet, inşaat ruhsatı da yok sayılmalıdır.

Türkiye bir hukuk devletiyse ki, öyle olması gerektiğine iman ederiz.

Santral inşaatı bir süredir devam ediyor biliyorsunuz.

Tıpkı, bir oldu bittiye getirilerek kıyı kenar çizgisi içinde yapıldığı bilinen Fener’deki o otelin yapımına nasıl devam edildiyse, santralcilerde, mahkeme kararına rağmen inşaata devem etmek isteyeceklerdir.

Çünkü korunuyorlar.

Böyle bir yapı var şehrimizde.

İtiraf etmeliyim ki, güç odaklarından destek alan ve bu nedenle mahkeme kararlarını umursamayan o yapı ülke genelinde de hüküm sürüyor maalesef.

Önce yapıyorlar.

Mahkemeler, “Uygulama yanlış” diye hüküm vermiş olsa da, umurunda olmuyor bazılarının.

Bildiklerini okumaya devam ediyorlar yani.

Sahi, santral için mahkemenin verdiği yürütmeyi durdurma kararı uygulanacak mı?

Olması gereken, kararın uygulanmasıdır elbette..

Ama siz inanıyormusunuz bunun olacağına.

Kuşkularım var.

Umarım yanılırım.

Bu arada mahkemenin verdiği bu son kararın, Baro Başkanı Kerami Gürbüz’ün kişisel hesabından “Evimize kapanmak zorunda kaldığımız şu salgın günlerinde, o paragrafı defalarca okumak ve Çarşamba Ovası ile benzeri zenginliklerimize reva gördüğümüz bu hoyratça uygulamalara değip, değmediğini değerlendirmek için fazlasıyla zamanımız olduğunu düşünüyorum” notuyla paylaşmasını çok değerli bulduğumu da söylemek isterim.