Hayırlı Olsun
Yazarlar // 17 Nisan 2017 Pazartesi 23:17

Ragıp GÖKER

Türkiye dün geleceğini oyladı.
Kayıtlı 58 milyon dolayındaki seçmenin 50 milyonu sandığa gitmiş.
Şaşırdığım şey, 8 milyon dolayındaki seçmenin, geleceğimiz için bu kadar önemli bir oylamaya gitmemek için ne gibi bir mazereti olabilir.
Cenaze ve ağır hastalık gibi mazeretleri elbette kabul etmekle birlikte sandığa gitmeyen 8 milyon kişi biraz fazladır diye düşünüyorum.
Duyarlı değiliz maalesef.
Son 10 günü, Baldız ve Bacanağımın torunları Masal’ın dünyaya ‘’merhaba’’ demesine tanıklık etmek için gittiğimiz İstanbul’da geçirdim.
Oğlum ve Gelinimin yanı sıra, bir haftalık Masal’ı bırakmak zor olsa da, bu tarihi oylamada görevimizi yapmak için Cumartesi günü Samsun’a doğru yol alırken arayan Abimin, ‘’Dayımızı kaybettik’’ demesiyle direksiyon başında kısa bir şok yaşadım.
Gümüşhacıköy’de yaşayan aydın bir Türk Köylüsüydü Rahmetli Dayım.
70 yıla yakın bir süre aynı yastığa baş koyan eşinin kolları arasında can verişine tanık olan Yengemiz,  85 yaşındaki Dayımızın TV’de haberleri seyrederken uyuduğunu ve bir daha uyanamadığını söyledi.
Yengemize ve çocuklarına başsağlığı diledikten sonra Samsun’a doğru yolculuğumuza devam ettik.
Demem o ki, bu önemli oylamaya katılmak için Dayıma, son görevimi bile yapamama rağmen, oy kullanmayan 8 milyon kişinin mazeretini anlamakta zorlanıyorum.
1977 seçiminden bu yana seçim takip ederim.
Seçim sonuçlarını, seçim kurullarından biz alırdık eskiden.
Öyle elektronik hesap makineleri de yoktu.
Sandık sonuçlarını facit marka hesap makineleriyle toplardık.
Yanılmazdık da.
Sonucu almak sabaha kadar sürse de, her  zaman doğru sonuca ulaşırdık.
Şimdilerde, gazetelerde TV kanalları da tek bir kanaldan yani, Anadolu Ajansından gelen sonuçları duyurmak zorunda kalıyor.
İtirazlar da artıyor haliyle.
Sonuçlara çok itiraz edilmesinin nedeni de, ajans yönetiminin doğrudan hükümetin kontrolünde olmasıdır.
Dünkü referandum sonuçlarının da çok tartışılacağı anlaşılıyor.
Tartışma nedenlerinden biri, sonuçların sadece Anadolu Ajansı tarafından duyurulmasıyken bir diğer neden de, Yüksek Seçim Kurulunun mühürsüz zarflarla kullanılan oyların da kabul edileceğine dair açıklamasıdır.
Zira gerek medyada, gerekse haberlerde, mühürsüz zarflarla sandığa atılan oyların geçerli sayılamayacağı duyurulmuştu.
Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemini içeren Anayasa Değişikliğini içeren referandumun sonuçları, partiler açısından da tartışılacaktır.
Kesin olmayan sonuca göre anayasa değişikliğini içeren paketin kabul edildiği anlaşılsa da, sonuç, gerek AK Parti ve gerekse Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından ‘Zafer’ olarak sunulmadı farkındaysanız.
Kampanya olanakları da orantısızdı.
‘Hayır’ cephesi kendi olanaklarıyla kampanya yapmak durumunda kalırken, ‘Evet’ Cephesinde özellikle AK Parti ve Cumhurbaşkanı ‘Toplu açılışlar’ adı altında yürütülen kampanya boyunca devlet olanaklarını kullandılar.
İktidar olmanın avantajıyla iş çevrelerinden de hatırı sayılır destek aldılar.
Bu sonuç,  Devlet Bahçeli’nin MHP’deki sonunu hazırlamıştır.
MHP Araf’ta kaldı bence.
AK Partinin 1 Kasım’da yüzde 49,5 oyu zaten vardı.
MHP’nin, dün alınan sonuca etki edemediği anlaşılmıştır.
‘Hayır’ cephesinde kampanyanın büyük yükü CHP’nin sırtındaydı.
Kesin olmayan sonuca göre bir puanın üzerinde bir farkla sonuç, AK Parti ve Erdoğan’ın lehine çıkmış gibi görünse de, bu sonuç CHP için de başarı sayılamaz.
Sonuç bütün partiler için ‘’galip sayılır bu yolda mağlup’’ diye adlandırılabilir.
Bu yazının hazırlandığı sıralarda henüz kesin sonuç alınamamıştı ama sonucun ülkeme hayırlı olmasını dilerim.