Günlerin Getirdiği
Yazarlar // 07 Mayıs 2015 Perşembe 00:00

Ragıp GÖKER

Yaşam, birçok insan için zorluklarla mücadele ederek geçiyor.
Benim hayatım da hiçbir zaman kolay olmadı.
Bu nedenle olsa gerek, oğlumun büyüdüğünü de, onun annesine bir kızı sevdiğini söylediğinde fark edebildim ancak.
“Ne ara büyüdü bu çocuk, ne vakit evlilik çağına geldi?” diye sorduğumda. Karım; “Oğlumuz 31 yaşında” diye cevap verdi.
Oysa iyi bir eğitim aldığını ve iş güç sahibi olduğunu da biliyordum ama galiba ben onun büyüdüğünü kabullenemiyordum.
Sevdiği kızla arkadaşlığını evlilikle taçlandırma isteği nedeniyle onları hafta sonu İzmir’de nişanladık.
Takdir edersiniz ki, son günler bizim için mutluluk doluydu.
Böyle bir haldeyken en yakınımızdakilerin ne halde olduğunu da unutuyoruz maalesef.
Biz mutluluk türküleri söylerken, Cabbar ailesinin bir kere daha yüreği kanıyordu oysa.
Ben oğluma nişan yüzüğü takarken, Yener Cabbar da ‘İlker’i’ için Mevlit okutmanın hazırlıklarını yapıyormuş.
İlker’i yitirdiğimiz günün üzerinden tam iki yıl geçmiş.
Oğlu için dua okurken, Yener’in yanında olmayı çok isterdim ama kısmet değilmiş.
Ondokuzmayıs Üniversitesinin Tıp Fakültesi Hastanesinde doğum kliniğiyle, ameliyathane yoğun bakımı yan yanaydı. Rahmetli kayınvalidemin yoğun bakımda yattığı günlerde onun iyileşip oradan çıkmasını beklerken ziyaretimize gelen doktor arkadaşımız. Murat Zinzade “Burada doğuyorlar, orada ölüyorlar” demişti.
İnsan için doğum ile ölüm bir birine o kadar yakındır aslında.
Doğumu sevinçle karşılayan insanlar için ölümü kabullenmek ise çok zor olsa gerek.
Ateş düştüğü yeri yakıyor elbet. “Yener o acıya nasıl dayanıyor?” diye kendi kendime çok sordum.
Hikmetinden sual olunmaz Yüce Rabbim, insanlara mutlu günlerini coşkuyla yaşama duygusu verdiği gibi acılara dayanmak için de sabır veriyor demek ki.
Çocuklarımız kıymetlimizdir.
Kötülüklerin onlara bulaşmaması için bazen onları kendimizden bile sakınırız.
Dün 6 Mayıs’tı.
Bazılarımız Hıdırellez’i coşkuyla karşıladık.
Bazılarımız için de bu günün anlamı daha farkıydı.
Birileri ‘Hızır Aleyhiselamın’ dualarını kabulüne aracı olması için deniz kıyısına yazı yazarken, birileri de ‘Deniz’ler için gözyaşı döküyordu.
O bazıları için darağacına ‘Üç Fidanı’ verdiğimiz 6 Mayıs galiba, ‘o mahur bestenin çalındığı ve müjganla ağlaştığı’ gün olarak kalacak.
Allah bu ülkenin bütün çocuklarını kötülüklerden, kazadan ve beladan korusun…