Evlad-ı Fatihan Torunlarına Sabetayist Yakıştırması
Yazarlar // 25 Mayıs 2021 Salı 16:59

Ragıp GÖKER

Bu ülkeyi kuran kadroların büyük bölümü Selanikli yetimlerdi.

Hatta mazlum milletlerin bağımsızlık mücadeleleri için kendilerine örnek aldıkları o efsanevi kurtuluş savaşını yöneten komutanların büyük bir bölümü de 'Selanikli Yetimler' olarak bilinen askerlerdi.

Bize bir ülke bağışladılar ama Cumhuriyeti kuran o kadrolara bu ülkedeki bir kısım insanlar nedense hep kin duydular.

Ve o kinlerini de ellerine geçen ilk fırsatta kustular.

''Cumhuriyet Elitleri'' yakıştırması yapmıştı birisi.

Bir kaç ay önce de, televizyon kanallarındaki tartışma programına katılan sözde tarihçi bir akademisyen ise ''Rumeli göçmenleri Türk değil'' demek gibi bir saçmalığı dile getirmişti.

O saçmalığı bu satırlarda yazmıştım biliyorsunuz.

Bunun üzerine yazımın kendisine ulaştığı anlaşılan İlber Ortaylı aramış ve o saçmalığa şaşırdığını söylerken ''Rumeli Muhacirleri Türk'tür'' demişti.

İlber Hoca ayrıca, Hürriyet'teki köşesinde ''Rumeli Muhacirleri'' başlıklı yazısında o saçmalığı eleştirmişti.

Bu kervana son olarak Akçakoca Müftüsü de katılmış.

Bir cami de vaaz ettiği sırada, Filistin halkına 'Devlet terörü' uygulayarak zulmeden, İsrail'i eleştirmek isterken ''Rumeli Göçmenlerinin yüzde 90'ı Sabetayist'' demiş.

Bir anlamda, Mübadil torunu olarak beni de Yahudi yapmış yani.

Müftü, kendisini Müslüman gibi gösteren Yahudi Din Adamı ve Tarikat Lideri Sebatay Sevi'nin Selanik'te yaşadığını okumuş bir yerlerden anlaşılan.

İsrail, Filistin halkına zulmediyor bu doğru İsrail Devletini ve o devleti yönetenleri eleştirelim elbette.

Ki;

Bu satırların yazarı da defalarca İsrail'in uyguladığı devlet terörünü ve onun neden olduğu durumu defalarca eleştirmiştir ama bu bizi Yahudi düşmanı yapmaz.

Yapmamalıdır zaten.

1924 Mübadelesiyle Selanik yakınlarındaki Sarışaban'ın Çayleyik Köyünden Samsun'a gelerek, Aşagıçinik'teki Çayleyik Mahallesinde iskan edilmiş bir mübadil torunuyum.

E Devlet üzerinden soyağacı araştırması yaptığımda Sarışaban nüfusuna kayıtlı 'Molla Mustafa'ya kadar gidebiliyorum ki Molla Mustafa Dedem Adem Göker'in dedesi olarak karşıma çıkıyor.

Öncesi de vardır mutlaka ama Karaman'dan Sarışaban'a gittikleri tarihe dair net bir bilgi yok elimizde.

Ve Fakat.

İlber Hoca, İstanbul henüz fethedilmemişken atalarımızın Balkanları bize Yurt yaptıklarını söylediğine göre, Osmanlı'nın henüz Anadolu'yu tam olarak topraklarına katmadan önce Rumeli Türk bir yurduydu.

Dedem Adem Göker, 1967 yılında Aşağıçinik'teki Berişta mahallesi camiinde İmam olarak görev yaptığı sırada bir cuma namazını kıldırırken Rahmeti Rahman’a kavuşmuştu.

Dedemi kaybettiğimizde 9 yaşındaydım ama dedemin vefatından sonra babamın bir süre camide imam olarak görev yaptığını hatırlıyorum.

Dedemin babası Mola Hasan ve hatta onun Babası Molla Mustafa da imamlık yapmışlar ki, mektep medrese görmüş dedemin bazı kitaplarının Din Dersi Öğretmeni amcam Hasan Göker'e miras kaldığını da bilirim.

Atatürk'ün ''Kaybedilmiş toprakların kutsal emanetleri'' dediği Rumeli göçmenleri iyi Müslüman ve iyi yurttaş olduklarına inanıldığı için 'Evlad-ı Fatihan' olarak anılırlar.

O müftüye '’Lafını bilde konuş'' diye seslensem, belli ki cahil.

Ne güzel söylemiş Mevlana; "Cahille girme münakaşaya; Ya sinirini zıplatır tavana, ya da yazık olur adabına" diye.

Bu durumda susmak en iyi tavır olacak sanırım.

Kefen parasını getirip Mustafa Kemal'e vererek, Milli Mücadelede kullanılmasını isteyen Rıfat Börekçi gibi müftülerden, günümüzde bu türden saçmalıkları söyleme cüretini gösteren müftülere doğru evirilmek de ne acı bir durum.