Döviz ve Altın Çakılırken 'Buna da Şükür' Demek
Yazarlar // 22 Aralık 2021 Çarşamba 18:53

Ragıp GÖKER

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın önceki gün kabine toplantısının ardından yaptığı açıklamayla döviz kurlarının yanı sıra, altın piyasasında da fiyatlar düşmeye başladı.

Pazartesi gününe büyük bir şokla başlamıştı Türkiye.

O gün akşam saatlerine doğru dolar 18 lirayı aşarken, avro 20 liranın üstüne çıkmış.

gram altın ise bin lira düzeyinde satılır olmuştu.

Herkes bir birine ''Ne oluyor?'' diye sormaya başlamıştı.

''Batıyor muyuz?'' diyenler olmuştur diye düşünüyorum.

Derken Cumhurbaşkanı, kabine toplantısının ardından yaptığı açıklamada "Tasarruflarını değerlendirirken kurdaki yükselişten kaynaklanan kaygılarını gidermek isteyen vatandaşlarımıza yeni bir finansal alternatif sunuyoruz. Bu yeni araç şöyle işleyecektir; insanlarımızın bankadaki TL varlığını, mevduat kazancı kur artışından yüksekse bu getiriyi elde edecek. Kur getirisi mevduat kazancının üstünde ise aradaki fark doğrudan vatandaşımıza ödenecek bu kazanç stopaj vergisinden muaf tutulacak. Bundan sonra hiçbir vatandaşımızın kur daha yüksek olacak diye mevduatını TL'den dövize geçirmesine ihtiyaç kalmayacak" dedi biliyorsunuz.

Bunun hemen ardından yarım saat içinde 1 milyar dolar bozduruldu ki, cumhurbaşkanı bu açıklamayı yaptığında piyasalar da, bankalar da kapalıydı.

Açıklamanın etkisiyle dolar, avro ve altın fiyatları düşmeye başladı.

Ki;

Buna ''Düşme'' denmez aslında.

Piyasalar tam anlamıyla çakıldı adeta.

Döviz ve altın fiyatlarındaki artış kabul edilebilir ölçüde değildi zaten.

Olağanüstü bir artış yaşanıyordu.

Dolar kuru yılbaşında 7,35 dolaylarındaki dolar kuru sürekli artış gösteriyordu ama yine de Eylül ayına kadar 8,5 dolaylarında seyretmişti.

Sonra kademeli de olsa faizin yüzde 19'dan, yüzde 14 düzeyine indirilmesi doların ateşini yükseltti.

Ki;

Ne yükseltme.

Hepimizi yaktı kavurdu adeta.

Spekülatörler de tetiklemiş olabilirler ama vatandaşlar da küçük birikintilerini dövize çevirmişti.

Pazartesi dolar 18 lirayı, avroda 20 lirayı aşmıştı.

Cumhurbaşkanı'nın açıklamasıyla çakılmaya başlayan döviz piyasasında gece 14 lira seviyesindeki dolar, sabah saatlerinde 12 lira seviyesine kadar inmişti. Dolar kuru daha sonra 14.50'yi görse de, yazının hazırlandığı sırada tekrar13.76'tı.

Bankalarda işlem devam ediyor ama mesela Kapalıçarşı'da işlemlerin durduğuna dair haberler veriliyordu.

Döviz kurları hala Eylül ayı düzeyinde değil ama bu düzeyde kalsa bile, durumu tevekkülle karşılayıp ''Buna da şükür'' diyeceğiz elbette.

Yeter ki bu düzeyde kalsın.

Dövizim de yok, altınımda.

Hatta bankada vadeli mevduat hesabımda yok.

Faiz gelirine bel bağlamış biri değilim yani.

Bu köşede yazılanları takip edenler, yaşamakta olduğumuz bina yönetimine yakıt gideri için dolar cinsinden döviz borcum olduğuna dair yazılanları okumuşlardır.

Hani defalarca ''O dolar borcumu nasıl ödeyeceğim'' diye hayıflanıyordum ya ondan söz ediyorum yani.

Bunun içindir ki, döviz kurları Eylül ayı düzeyine gelmese bile ''Yetmez ama Evet'' diyeceğimiz durumdayım yani.

Dolarını bozdurup, yatırımını Türk parasına çevirenler, dolar kuruna oranla kayba uğrarlarsa aradaki fark yatırımcılara ödenecek.

Nereden mi karşılanacak?

Uzmanlar, aradaki farkın hazineden ödeneceğini söylüyorlar.

Hazine kimin?

Senin- benim.

Milletin yani.

O farkı biz ödeyeceğiz aslında.

Dünden bu yana haber programlarına konuk olan ekonomi uzmanları, dövizini bozdurup Türk Lirasına yatırıma döndürenlere ödenecek farkın ‘Dolaylı Faiz’ olduğuna vurgu yapıyorlar

Benim, dövizimde, altınım da ve hatta faizde param da yok, bu nedenle, parasına para katanlara ödenecek fark benim sırtıma biraz daha yük bindirecek bunun da bilincindeyim aslında ama ‘’Olsun’’ demekten başka elimden de bir şey gelmediğini de biliyorum ama gönülsüz de olsam, şimdilik buna rıza gösteriyorum.

Neticede dövizin ateşi memleketi batağa sürüklerken de sırtıma zaten bir yük binecekti.

Bu durumda dövizini bozdurup TL bazında faize yatırınlar benden çok daha fazla kazançlı çıkacak olsalar da, bu durum karşısında bir süre daha, ''Buna da şükür'' diyeceğim yani.