Dolar yükselirken
Yazarlar // 11 Ağustos 2018 Cumartesi 13:20

Ragıp GÖKER

Yaklaşık 50 yıl öncede bir liraya, çuval dolusu İtalyan lireti alabiliyorduk. Henüz ortaokul çağlarında olduğun o yılarda, sabahları radyodan bu anonsları dinlerken, gururlandığımı hatırlarım. Cumhuriyetimizin kurulduğunda ve genç cumhuriyetimiz, yurdumuz demir ağlarla örerken, bir dolar, sadece 80 kuruşa alınabiliyormuş.. 1950’den itibaren ekonomimiz dışa bağımlı hale dönüşünce, paramız dolar karşısında değer kaybetmeye başlamış. 1950'li yıllarda 2.8 liradan işlem görürken, 1960 darbesinin ardından 9 liraya çıkan doların değeri, 1970'e kadar bu seviyeyi korumuş. 1970 yılına kadar 14 lira seviyesinde işlem gören dolar, 70’li yılların ortalarından itibaren paramız karşısında hızla değer kazanmaya başlamış. 24 Ocak 1980 kararlarının alındığı tarihlerde yüz lira sınırına yaklaşan doların, 1981’deki ortalama seyri 134 lira dolayında olmuş. 1994 yılına 14 bin 538 lira ile başlayan dolar, 27 Ocak'da alınan devalüasyon kararı ile 17 bin 250 liraya fırladı. Böylece, 26 Ocak'da 15 bin 186 liradan satılmakta olan dolar yüzde 13.6 oranında değer kazandı. 5 Nisan kararlarının alındığı gün, Dünya Gazetesindeki patronum Nezih Demirkent’in yanında olan Orhan Cazgır, borcu bir gecede iki katına çıkan rahmetli patronumun yaşadığı sıkıntıyı anlatırken, ‘’o an öleceğini düşündüm’’ demişti. Ki; Nezih Bey o yıllarda Hürriyet ve Kanal D binalarının yanındaki, Dünya Gazetesinin çok katlı binasını yaptırmaya başlamıştı. Makinelerinden, kağıdına kadar her şey dışarıdan geliyordu. Gazetelerde, gazetecilerin dışındaki her şey ithaldir. Dolar’daki her bir kuruş artış, gazetenin baskı maliyetinin artması anlamına gelir. Nezih Bey o gün ölmedi ama yorgun bedeni o ağır yükü daha fazla taşıyamadı ve 5-6 2001 yılında aramızdan ayrıldı. Dün sabah doların 6.30’ lira seviyesine çıktığına dair anonslar ‘Son Dakika’ haberi olarak verilirken, ‘’Allah Yener Cabbar’a kolaylık versin’’ diye mırıldanarak dua ettiğimi duyan karım, ‘’Yener’e bir şey mi oldu?’’ diye soruyordu. Dilim döndüğünce, dolardaki her bir kuruş artışın gazetenin maliyet artışı anlamına geldiğini anlatmaya çalıştım. Dolar, her gün tarihi rekorlarını kırarken, ‘’benim dolarla alış-verişim olmaz’’ diyenler var ya. Dolardaki her bir kuruş artışın paramızın değer kaybı demek olduğunu bilmiyorlar. Yaşadığım apartmanın yakıt gideri için, apartman yöneticisine ödemem gereken 450 dolar nedeniyle borcum bir gecede 450 lira dolayında arttı. Oysa 450 lira kazanamadım bir gecede. Benim borcum nispeten az. Ve fakat Yüzbinlerce dolar borcu olan iş insanları ne yapacak? Bu krizi nasıl aşacaklar? Bir önceki Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in açıklamasına göre ülkemizin borcu 453 milyar dolarmış. Dolar, paramızın karşısında bir gecede ortalama bir lira değer kazandı. Borcumuzda bir gecede 453 milyar lira daha arttı yani. Bir başka hesapla paramızda bir gün içinde yaşanan yüzde 11 oranındaki değer kaybına göre cebimizdeki 100 liranın, 11 lirası bir gecede erimiş oldu.