'Dolar Sebep, Enflasyon Sonuç’ Oldu Galiba
Yazarlar // 13 Aralık 2021 Pazartesi 18:21

Ragıp GÖKER

Cumhurbaşkanı nicedir ''Faiz sebep, enflasyon netice'' diyor biliyorsunuz.

Kimi ekonomistler ise bununun aksi görüşü savunuyor ve faiz artışını doğuran nedeni enflasyonun durdurulamayan yükselişine bağlıyor.

Cumhurbaşkanı'nın yüksek faize enflasyonun neden olduğuna dair görüşüne dayalı olarak da Merkez Bankası, her para politikası toplantısı sonrasında faizleri düşürüyor biliyorsunuz.

Faiz beladır.

Bunu bilmeyen yok.

Keşke sıfır olsa.

Enflasyon da sıfır olur böylece.

Ve fakat.

Bu güne kadar yapılan uygulamalarla anladık ki, faizi aşağıya çekmek için ''Düşürdük'' demek, tek başına yeterli olmuyor.

Göreceli olarak faiz düşüyor elbette ama piyasalar bu duruma anında reaksiyon veriyor.

Faiz aşağıya çekildikçe döviz kurları yukarıya doğru hareketleniyor.

Dövizin artışı da iğneden ipliğe her şeyin fiyatını yükseltiyor.

Merkez, dalgalı kur politikasına geçtiklerini duyurdu önce biliyorsunuz ama doların ateşi yükselmeye başlayınca, o açıklamanın tersine dolara birkaç kez müdahale etmek zorunda kaldı.

Oysa dalgalı kur uygulamasının, kuru serbest bırakmak demek  anlamına geldiğini herkes bilir.

Merkez, dalgalı kura geçerken, Hükümet de, Çin Modeli'ni ortaya attı.

Buda çok eleştiriliyor ya neyse.

Cumhurbaşkanı'nın ''Faiz sebep, enflasyon netice'' tespitine nazire eder değilim ama gelinen noktada ''Dolar sebep, enflasyon sonuç'' tespiti yapmak mümkün pekala.

Yazı hazırlanırken dolar 13,88'di.

Dolar nerede durur bilmiyorum.

Ama dolardaki her bir kuruş artış, dış borcumuzun biraz daha artmasına neden oluyor.

İğneden ipliğe de her şeye zam da geliyor.

Dolardaki artışın tek bir iyi şeyi var.

O da ihracatın artması anlamına geliyor ama ithalat da o oran da artıyor.

Şu sıralar Samsun açıklarında onlarca gemi var.

İhraç malı göndermek için bekleseler iyi olurdu ve ben de bunu yazmaktan çok mutlu olurdum ama açıkta bekleyen gemilerin tamamı buğday getiren gemilerden oluşuyor.

''Neden bekliyorlar?'' diye soranlar olacaktır belki diye söylüyorum.

TMO'nun siloları dolu olduğu için gemilerde siloların boşalmasını bekliyorlar.

Üretmiyoruz çünkü.

Buğday ekmek mesela köylüler için daha pahalı hale geldi.

Tohum pahalı.

İlaç daha pahalı.

Gübrenin yanına yaklaşılmıyor su sıralar.

Hükümet uygulamakta olduğu politikalar gereği nicedir tarım ürünlerini sübvanse etmiyor artık.

Çiftçi desteklenmediği için buğday ekmiyor haliyle.

Samanı bile ithal etme zorunluluğumuz bundandır aslında.

Tarım Orman Bakanı ''Paramız var ki alıyoruz'' diyor ama ezilen Türk çiftçisi oluyor.

Şu gerçeği unutmamak lazım:

Dünyada sadece tarım yaparak zenginleşen ülke yok belki ama tarımı terk ederek zenginliğini koruyabilen ülke yoktur.

Yeryüzünde buğdayın ilk ekildiği toprakların Anadolu toprakları olduğu biliniyor.

Konya yakınlarındaki Çatalhöyük, 11 bin yıl önce insanlığın avcı-toplayıcı toplumdan yerleşik topluma geçtikleri ilk yerleşim yeri olarak biliniyor.

Dolayısıyla yerleşik topluma geçilen ilk yer olan Çatalhöyük, insanlığın tarım yapmaya başladığı ilk yer olarak da bilinir.

İlk buğday Anadolu'da ekilmeye başlanmış olabilir ama Anadolu insanı Endonezya ve Rusya gibi ülkelerden gelen buğdayla pişiriyor şimdilerde ekmeğini.

Ne yaman çelişki.

Mısır da ekmiyor artık köylülerimiz.

Hayvancılık da böylece bitiyor.

Limanlarımıza gemilerle angusların gelme nedeni budur unutma.

Hayvancılık da pahalı artık yani.

Hükümet, dışarıdan et almayı daha avantajlı görüyordu ama artan döviz kurları karşısında bu uygulama daha ne kadar sürer bilemiyorum.

Samsun'da ete 10 lira zam yapılmış.

Simit 2,5 lira oldu ama ekmek direniyor hala. Onun da gramajını düşürerek durumu idare etmeye çalışıyor fırıncı esnafı.

Et-süt ve yağ fiyatlarını ve dolayısıyla peynirdeki artışı hiç söylemeyeceğim.

Dolardaki arışın sebebini dış güçlere bağladık.

Marketlerin raflarındaki fiyat artışlarının sebebini de stokçuluğa bağladık.

Stok yapan kötü niyetliler yok mu?

Elbette var ama mahalle bakkallarının yerini zincir marketler aldı artık.

Bunlarında her şehirde depoları var.

Stok yapmakla suçlayabilir miyiz şimdi bunları.

Dolar artınca kiralar da arttı.

Ev satın almak hayal artık

Dar ve sabit gelirlilerin günümüzde kredi borcuyla ev alma ihtimali de ortadan kalktı gibi.

Araba fiyatları ise uçuyor.

Tutabilene helal olsun.

Çok değil bir ay önce liste fiyatı 450 bin lira olan arabalar, döviz kuru ayarlaması sonucu önceki gün 650 bin liraya kadar yükselmiş.

Bir ayda 200 bin liralık zam.

Sıfır araç bulmak zaten imkansız.

''Çip Krizi'' diye bir gerekçe uydurmuşlar.

Sorsan araba yok hiç birinde.

Ama var aslında.

Gelen arabaya plaka takıldığı ve ikinci ele düşürüldüğü söyleniyor.

Erhan Usta'nın bu konudaki iddialarını geçtiğimiz günlerde bu sütunlara da taşımıştık biliyorsunuz.

İkinci el araba satan sitelere bakarsanız, sıfır fiyatı 650 bin lira olan bir arabanın ikinci ele düşürüldükten sonra fiyatının 950 bin lira dolayında satılmaya çalışıldığını görmek mümkün.

Stokçulara baskın yapıyormuş ekipler.

Yakalayın bu tipleri, basın adam akıllı cezayı.

Bende alnınızdan öpeyim sizi.