Devlet Vatandaşına Zarar Vermez
Yazarlar // 13 Temmuz 2017 Perşembe 00:11

Ragıp GÖKER

Bakır ve azot fabrikalarının özellikle tütün tarımına verdiği zararları, devlet yıllarca çiftçilere tazminat olarak ödemişti.
Devlet ülkenin en verimli topraklarının bulunduğu bölgede fabrikalar kurmuş ama o fabrikaların bacaları, bölgedeki insanların geçim kaynağı olan tarım ürünlerine zarar vermişti.
Devletimizin ana ilkelerinden biri olan ‘Devlet vatandaşına zarar vermez’ ilkesi nedeniyle çiftçilerin zararı karşılanmıştı.
Mahkemelerde, zarara uğradığına inanan vatandaşların kamu kuruluşları aleyhine açtıkları davalarda karar verirken bu ilkeyi mutlaka göz önünde bulundurur.
Mahkeme kararlarında çoğunun vatandaş lehine çıkma nedeni işte bu ana ilkedir ancak, doğal felaketlerde kamu aleyhine dava açmayı nedense düşünmeyiz.
Yaklaşık 5 yıl önce, aralarında babası ve kardeşiyle birlikte bir kapıcı dairesinde boğularak yaşamını yitirten Bedirhan’la birlikte, Samsun’da 13 kişinin öldüğü sel felaketinde hala sorumlu bulunamadı mesela.
‘’Yüz yılın yağışı’’ denmişti.
‘Hayır ve şerrin yalnız Allah’tan geldiğine’ iman ederiz.
Yağmur yağmasını da Allah’ın bir hikmeti olarak kabul ederiz elbette ama Hikmetinden sual olunmaz Yüce Yaratan, biz insanları diğer canlılardan ayıran bir sürü özellikle donatmış.
Biri de zekamızı kullanma özelliğimizdir.
Yetkililerin, dağlardan, denize doğru akacak sel suyunu taşıyacak köprüleri o kadar alçak yapmamak ve menfezleri de dar tutmamak gibi ana kuralları bilmeleri gerekirdi.
Canik’teki o köprü Bedirhan’la birlikte 13 canı alan selden sonra yükseltildi.
Bu bir hataydı ama bunun bir sorumlusu bulunamadı.
Hesabı da kimseden sorulamadı haliyle.
Geçenlerde yıllar sona Çarşamba’yı da sel aldı.
Ekili alanlar sular altında kalırken zarar gören vatandaşlar, Samsun- Ordu karayolunu trafiğe kapattılar.
Başta Bakan olmak üzere yetkililerden hesap soran vatandaşları, o bölgenin bir insanı olan AK Parti Milletvekili Fuat Köktaş sakinleştirdi.
Çarşamba ve Bafra Ovalarında ikisi büyük dört bürük baraj var.
Elektrik de üreten bu barajlardan ikisinin yapılma amacı, ovaların sulanması ve suyun kontrol altına alınması içindir.
Barajların yapımıyla birlikte Aşağı Kızılırmak ve Aşağı Yeşilırmak Havzalarının Sulanması ve Saha İçi Drenajı adlı iki önemli proje uygulanmaya kondu.
Çarşamba ve Bafra’yı artık sel almayacaktı yani.
Ama buna rağmen sel felaketi yaşandı.
Felaket sonrası yayınlanan haberler nedeniyle DSİ gazetemize bir açıklama göndermiş.
Buna dair haber de gazetede yayınladı, bu nedenle içeriğine ait detayları yazmayacağım ama DSİ özetle: ‘’Bu kadar yağış alacağını tahmin edemedik, drenaj kanallarını da doğru şekilde planlayamadık’’ diyor.
Siyasetçiler, ‘’devletimiz büyüktür, zararları karşılayacaktır’’ dese de, halk ilk defa bir doğal afetin vereceği zararı öngöremeyen devlet kurumuna karşı tazminat davaları açıyor.
Selden zarar gören vatandaşların zararını devlet karşılamalıdır.
Ancak unutmayın, mahkemeler tazminata hükmederse bunun bedelini yurttaşlar olarak biz ödeyeceğiz ama aslında ihmali bulunan görevliler ise bedel ödemeyecek.
Garip değil mi….