Ciğerlerimiz Yandı
Yazarlar // 2 Ağustos 2021 Pazartesi 02:01

Ragıp GÖKER

Geçen hafta içinde özellikle Ege ve Akdeniz bölgelerinde olmak üzere ülkemizdeki birçok ilde 98 orman yangını çıktı.

Ormanlarımız bizim oksijen depolarımız.

Dolayısıyla yanan yerler sadece ormanlarımız değildi.

Ciğerlerimiz yandı aslında.

Ormanların içinde yaşayan farklı bitki ve hayvanların bir araya gelmesi ve uyumlu bir şekilde yaşadıkları ekosistemi kurmaları çok uzun yıllar sürer.

Bir ormanın oluşma süresi, ağaçların türüne ve yaşayan canlılara bağlı olarak 20 ila 200 yıl arasında değişiyor.

Yangınlar sırasında bazen dakikalar içinde bir orman yok oluyor ama oluşması bazen 200 yılı buluyor.

Kolay oluşmuyorlar yani.

Ormanlarımız olmazsa nefes alamayız.

Bugün İç Anadolu ile birlikte Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun birçok ilinde yaşanan kuraklığın sebebi, ormanların zaman içinde yok edilmesidir.

Bir yerde orman yoksa yağmur da zor yağar aslında.

Ormansız alanların belki zaman içinde yağış aldığına rastlarız ama suyu tutacak orman olmadığı için su taşkınlarına da rastlarız.

''Karadeniz bölgesinde her yer yeşil bitki örtüsüyle kaplı, orada da sel oluyor'' diyebilirsiniz.

Ve fakat.

Karadeniz'de yaşanan sel felaketlerinin durumu farklı ama o felaketlerin oluşma durumu tamamen ağaçların kesilip yerine çay bahçelerinin kurulmasıdır.

Açgözlülüktür yani.

O felaketlerin bir başka nedeni de bazen arazi yetersizliği nedeniyle insanların son çare olarak dere yataklarına ev yapmalarıdır.

Manavgat'tan başlayarak Marmaris Bodrum gibi tatil beldelerinde yerleşim yerlerini de etkileyen ve felakete dönüşen son orman yangınlarında sabotaj ihtimali var mı bilmiyorum.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sabotaj ihtimallerine dair bulgulara rastlandığını söylese de henüz ne bir kanıta ulaşılmış değil.

Terör örgütü tarafından, geçen yıl ormanların yakılmasına dair bir talimat verildiği biliniyor.

Ciğerlerimizi kim yaktıysa.

Ciğerleri yansın elbette.

Sanırım bu türden bedduaları, bu ülkeyi seven herkes yapıyor olmalı.

Yangınların sebebi sabotaj da olmayabilir ayrıca.

Küresel ısınmanın da bu türden felaketlere neden olabileceği biliniyor.

Avustralya yandı kül oldu daha geçen sene.

Yerleşim yerlerini de etkileyen o büyük yangın 240 gün sürdü.

Yunanistan'da benzer felaketler yaşandı.

İnsanlar canlarından ve mallarından oldu.

Biz de yardımına koştuk komşumuzun.

Manavgat ve Marmaris gibi turistik bölgelerimizde yaşanan felaketlerin acısını millet olarak paylaşıyoruz.

İnsanlarımız felaketzedelerin yardımına koşmakta gecikmedi.

Yurttaşlarımızın acısını acımız bildik.

Bu türden felaketlerin gelecekte de yaşanma ihtimali var her zaman.

Gözünü hırs ve para bürümüş sanayileşmiş ülkelerin ki, bunların başında ABD geliyor, atmosfere saldıkları sera gazı nedeniyle dünya ger geçen gün biraz daha ısınıyor.

Felaketlere hazırlıklı olmalıyız yani.

Muhalefet ''Neden yangın söndürme uçaklarımız yok'' diye haklı olarak soruyor haliyle.

Ve en çok da THK uçaklarının neden kullanılmadığı konusu üzerinde duruluyor.

THK yetkilileri, uçakların kullanıma hazır hale gelmesi için 4 milyon dolara yani 38 milyon liraya ihtiyaç olduğunu açıklamış.

Buna karşın Rusya'dan kiralanan üç uçağa 153 günlük kullanım bedeli olarak 203 milyon lira ödendiği iddia ediliyor.

Tarım Bakanı, Cumhurbaşkanı'nın talimatıyla yangın söndürme uçağı alınacağını duyurdu ama aynı bakan, bu konudaki eleştirilere cevap verirken, helikopterlerin yangın söndürme sırasında uçaklardan daha etkili olduğunu söylemişti.

Bu durumda zihnimizde '’Helikopterler daha verimliyse neden uçak alınması düşünülüyor?'' şeklinde bir soru oluşuyor haliyle.

Ve devamla ''THK uçakları onarılıp neden kullanılmıyor?'' diye de soruyoruz haklı olarak.

TK uçakları onarılsa da kullanılır mı?

O da başka bir soru.

Zira THK'nın bünyesindeki pilotlarında tasfiye edildiği iddia ediliyor.

Demem o ki;

Zaten bir ateş çemberinin içindeyiz.

Dört bir yanımız puşt zulası.

Bir yanda PKK.

Bir yanda.

İŞİD gibi örgütler.

FETÖ başka bir yandan.

Ülkemize kan kusturmaya çalışıyorlar.

Diz çökmemizi istiyorlar yani.

Ama başaramayacaklar elbette.

Ve fakat.

Küresel ısınmanın da etkisiyle son hafta içerisinde yaşadığımız orman yangıları ve su taşkını gibi felaketlerin gelecekte de yaşanma ihtimali çok yüksek.

İnşallah tekrarlanmaz ama önlem almalı, hazırlıklı olmalıyız.

Geçmiş olsun Türkiye.