CHP Nasıl Toparlanır?
Yazarlar // 04 Ağustos 2018 Cumartesi 07:43

Ragıp GÖKER

Yaşar Okuyan ‘’senin yaptığın tahribatı, AKP yapmadı ‘’ diyerek, İmza toplama sürecinde yaşananlar nedeniyle Muharrem İnce’yi suçlamış.

Haklı mı haksız mı bilemem.

Sonuçlarını yakın bir gelecekte görürüz.

Ve fakat

Şunu kesin bir dille ifade etmek gerekir ki;

CHP’de taşlar yerinden oynadı bir kere.

Değişim şart oldu yani.

Değişim, çoğu kişi tarafından kişilerin değişmesi gibi algılanıyor.

Ki, onu bile yapmak zorken, değişimden kastın, Genel Merkez ve taşra teşkilatları yönetenleri değiştirmekle mümkün olmayacağı anlaşılıyor.

CHP aslında 60’lı yıllardan bu yana sancılı bir süreç yaşıyor.

İkinci Dünya Savaşı sonrası iki kutuplu hale dönüşen dünyada, CHP de pozisyonunu ‘Ortanın Solu’ olarak açıkladı.

Sol kavramı pek bilinmese de, daha sonraları, İsmet Paşa’yı (İnönü) devirerek CHP’ye Genel Başkan olan Bülent Ecevit’in liderliğinde ‘’TOPRAK İŞLEYENİN SU KULLANANIN’’ veya ‘’NE EZİLEN NE EZEN, İNSANCA HAKÇA BİR DÜZEN’’ gibi sosyal içerikli sloganlar eşliğinde üretilen toplumcu politikalar, CHP’nin o dönemde yapılan seçimlerden birinci parti çıkmasını sağladı.

Ancak, ülkemiz önce 12 Eylül gibi bir travmayı yaşadı.

Daha sonra ise gerek ülkemizde ve gerekse dünyanın birçok ülkesinde, Doğu Bloku’nun çökmesi ve özellikle Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra sol içerikli söylemlerle birlikte politikalar da ilgi azaldı.

Bu sürede Türk solu ve kendisini sosyal demokrat olarak tanımlayanlar da, sağa sola savruldu.

Bir taraftan bölücü terör, bir taraftan dini tabanlı şen akımlara karşı CHP politika üretmekte çok zorlandı.

Deniz Baykal Liderliğindeki CHP, devleti kuran parti olmanın refleksiyle rejimi korumak üzerine söylemler geliştirirken parti de, hızla iktidar alternatifi olmaktan uzaklaştı.

Baykal gitti Kemal Kılıçdaroğlu geldi, Kılıçdaroğlu, son yıllarda ekonomi tabanlı politikalar ve söylemler geliştirmeye başlasa da, halkın sandıktaki ilgisini CHP’ye çekemedi.

Kılıçdaroğlu liderliğindeki CHP, Recep Tayyip Erdoğan’ın AK Partisi karşısında girdiği bütün seçimleri kaybetti.

Kemal Kılıçdaroğlu, Adalet Yürüyüşü ve İYİ Parti’ye emanet verilen 15 Milletvekilinin yanı sıra, daha önce karşısına Genel Başkan Adayı olarak çıkmış Muharrem İnce’yi partisinin Cumhurbaşkanı Adayı göstermek gibi hamlelere rağmen, son seçimde de yenildi.

Cumhurbaşkanı Adayı olarak CHP’den daha fazla oy alınca, bu defa da Muharrem İnce ‘’Sen git, ben geleyim’’ dedi.

Bu da değişim isteği olarak dillendirildi.

Oysa CHP’lilerin değişim talebi, Genel Başkanı ve tepe yöneticilerini değiştirmekle sınırlı değildi.

Ancak, şu da bir gerçek.

Genel Merkez yönetimi değişmeden, zihniyet değişikliğini yapmak da mümkün görünmüyor.

İnce taraftarları, kurultay için topladıkları 630 imzayı Genel Merkeze ilettiler.

Kılıçdaroğlu yanlıları, imzalarını geri çekenlerin olduğunu ileri sürerek, muhaliflerin kurultay için yeter imza sayısına ulaşamadıklarını iddia ediyor.

Buna da şaşırıyorum aslında.

Kardeşim imza veriyorsan neden geri çekiyorsun.

Tükürdüğünü yalamak gibi bir durum olmuş ama bunu yapanlara da hak vermiyor değilim hani.

Bazılarının bunu Genel Merkez baskısıyla yaptıkları belli oluyor ama kimi imzacıların da, Öder Sav ve Mustafa Sevigen gibi isimlerin, Muharrem ince’ye destek verdiklerini açıklamaları nedeniyle yapmış olacaklarını düşünüyorum.

CHP delegesi olsam ben de ‘’bunlar gelsin diye mi, imza verdim’’ diye düşünürdüm açıkçası.

Bütün bunlara rağmen, taşlar yerinden oynadı bir kere.

Toparlanması zor olsa da

Kurultay yapılması gerekiyor.