Ceren'e İyiki Doğdun Diyememek
Yazarlar // 07 Aralık 2019 Cumartesi 20:48

Ragıp GÖKER

O katil sokaklarda olmasaydı.
Ceren yaşayacaktı.
Ailesi ve arkadaşlarıyla doğum günü pastasındaki mumları üflerken, iyi ve güzel günler için dilek de tutup, geleceğe dair ne hayaller kuracaktı kim bilir.
Dün, yani kara toprağın atkına girişinin ikinci günü, Ceren’in 21. yaş günüymüş.
Ceren için hayalini kurduğu o güzel günler gelmedi maalesef.
Neden.
Kadere inanırız elbette.
Hayır ve şerrin de, yalnız Allah’tan geldiğine iman etmişiz ama sebep ve sonuç ilişkisi kurmadan da belaları def etmenin çaresini bulamayız.
İfadesinde ‘’Katliam yapmak istiyordum’’ diyebilen o cani, neden sokaktaydı.
Çünkü daha önce de masum birinin canına kıydığı için ceza almış.
Kodeste günlerini tüketmesi gerekirken.
Adalet sistemimiz onu ödüllendirir gibi güvenlik önlemlerinin yetersiz olduğu yarı açık cezaevine almış.
Cezaevlerimizdeki mahkum sayısı son yıllarda yaklaşık iki kat artmış.
Bu durumda cezaevlerimizle ilgili şikayetlerin artmasına neden oldu.
Mahkum sayısı artmasına rağmen, ceza ve tutuk evi sayısı artmıyor.
Bu durumda sorun yaşanması ve şikayetlerin artması kaçınılmaz bir hal alıyor haliyle.
Ceren’in katili de böyle bir durumun sonucu olarak mı yarı açık cezaevine gönderildi bilmiyorum ama bildiğim bir şey var.
Ceren artık yok.
Ceren Özdemir cinayetine ilişkin konuşan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, cinayetin engellenmesi hususunda yapılan eleştirilere "Bütün bu eleştiriler, bilmenizi istiyorum ki bu kızımızın geri dönmesini sağlamayacaktır. Hakikaten elinde bıçak olup, hiç tanımadığı bir insanın katledebilecek bir caniyle karşı karşıyayız" demiş.
Eleştiriler ceren kızımızı geri getirmeyecek elbette.
Ve fakat.
Bir cezaevi firarisinin, elini kolunu sallaya sallaya sokaklarda gezerken bunca zaman yakalanamaması konusu kolay açıklanabilir bir durum olmasa gerek.
En azından bunu evlatlarını kaybeden ana ve babalara anlatmak zor olmalı.
Kadına şiddet ve kadın cinayetleriyle ilgili haberler gündeme çok sık gelmeye başladı.
Toplumumuzun bu konuda bilinçlenmeye ihtiyacı var.
Bir insanın, başka bir insana şiddet uygulamasının haklı bir tarafı olamaz.
Özellikle kadına şiddeti haklı gösterme çabası içinde yapılmamış olsa da bilinçaltımızdaki ‘’Vardır bir sebebi’’ gibisinden sapkınca düşüncelerden kendimizi kurtarmalıyız.
Yanlış nerede?
Bu soruyu herkes kendine sormalı.
Eğitim sistemimiz mi yetersiz?
Yeterince yazboza döndürdük zaten.
Bu yüzkarası duruma çözüm bulacaksa, eğitim sistemimizi tekrar ters yüz edeli.
Sorun adalet sisteminde mi?
Ki;
Bu konuda zaten çok şikayet var.
Adalet sistemimizi sorgulayalım.
Adalet Bakanı Abdülhamit Gül de, son yıllarda aratan kadın cinayetleri ve şiddet konusunda eleştirilerini dile getiriyor.
Bakan Gül, sekiz kez başvuruda bulunmasına rağmen koruma talebi reddedilen Ayşe Tuba Arslan’ın kocası tarafından katledilmesi nedeniyle yaptığı açıklamada ‘’Kadına şiddet konusunda toleransımız olmaz’’ demişti.
Bakan haklı.
Ama tolerans varsa ki, olmasa böyle bir söz etmezdi diye düşünüyorum.
Toleransı önleyecek sorumlu üç beş kişiden biri de Bakan’ın bizatihi kendisidir.