Çalışamayan Gazeteciler
Yazarlar // 10 Ocak 2017 Salı 22:14

Ragıp GÖKER

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü, gazetecilere özgürlük getiren 212 sayılı yasaya karşı çıkan patronların 'gazete çıkarmama boykotuna' karşın, gazetecilerin 'basın' adlı gazete çıkararak bu boykotu kırmaları nedeniyle kutlanır.

Bir süredir, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü'ne dair etkinlikler kapsamında yapılan yemekli kutlama gibi programlara katılmıyorum. Zira kabul edildiği 1961 yılından, 12 Mart 1971 Muhtırasının verildiği tarihe kadar 'basın bayramı' olarak kutlanan bu günün, şu günlerde bir anlamı kalmadığına inanıyorum.

Çünkü gazeteciler, özgürlüklerini yitireli çok oldu.

'Çalışan Gazeteciler Günü' benim için nicedir, 'Çalışamayan Gazeteciler Günü'dür.

Gazetecilerin yazdıkları önemlidir belki ama yazamadıkları daha önemlidir.

Tarafını belli etmiş gazete ve gazetecileri bir tarafa bırakacak olursak ki, gazetecinin taraf olmasını da anlamsız buluyorum ya neyse.

Zira gazetecinin tek bir tarafı vardır, o taraf da halktan yana olmaktır..

Doğru tektir, doğrunun sana göre, ya da bana göre olanı yoktur.

Bir gazetemizin logusun altında "haber kutsal, yorum hürdür" diye yazardı.

Şimdilerde haberin kutsallığına inanılmadığı gibi, hür yoruma da tahammül kalmadı.

Bugüne kadar yazdıklarıma dair en ufak bir imada dahi bulunulmadı ama gazetemin yönetimi bana özgürlük tanıyor diye, camiamda yaşananları görmezden gelemem.

Gazetecinin özgürlüğü aslında bir anlamda halkın özgürlüğüdür.

Yazamadıklarımız varsa, bu bir anlamda, yöneticilerin halkın duymasını istemedikleridir.

212 sayılı yasayla kazanılan özlük haklar, bir anlamda halkın haber almasını da sağlıyordu.

Hükümetlerin, gazete sahibine uyguladıkları baskıya rağmen, gazeteci kazandığı haklar nedeniyle özgürleşince, gazeteler de hükümetlerin duyulumasını istemedikleri haberleri vermeye devam etti.

Patron da, gazeteci de bir anlamda işini yaptı yani.

Şimdi yeniden en başa dönmüş gibiyiz.

Günümüzde gazetelerin de, gazetecilerin de tam anlamıyla özgür olduklarını söyleyemeyiz.

İhbar müessesesi türedi.

Kendi ayaklarına kurşun sıkanlar gibi ihbarların özellikle okurlardan gelmesi de çok ilginç.

Okur böylede, benim meslektaşlarım farklı mı?

Değil elbette.

Biz geldik gidiyoruz, 40 yılı geride bırakmışız sonuçta.

Olabildiğince de özgürüm.

Ben gazetecilerin haklarını kaybettiği gibi endişelerle, 10 Ocak günü için yapılan etkinliklere katılmayarak, safiyane duygularla arkadaşlarımın, bir zamanlar benim de sahip olduğum o haklara sahip olmalarını sağlamaya çalışıyorum.

Ama ne gam.

Umurunda değil hiç birinin.