Bir İnsanı Kurtarmak ve Onun Kahramanı Olmak
Yazarlar // 16 Eylül 2021 Perşembe 14:25

Ragıp GÖKER

 

''Kim bir kimseyi öldürürse bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir can kurtarırsa bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur.''

Allah Kuran'da böyle buyuruyor.

Ülkemiz nüfusunun yüzde 89,5'i Müslümanlardan oluşuyor.

İnanan insanlarız yani.

Ki;

Sadece Kuran'da yok böyle bir emir.

Eski ahit olarak adlandırılan Tevrat'ta da benzer ayetler olduğu iddia edilir ki, yukarıdaki ayetin yazılı olduğu Maide Suresi 32 ayetin başlangıcı da zaten ''Bu nedenle İsrailoğullarına şunu yazdık ki'' diye başlar.

Bir cana kıymak semavi dinlerde yasaklandığı gibi bir insanı kurtarmak da büyük sevaplardan biri olarak gösteriliyor.

Allah kelamı, inananlar için emir niteliğindedir.

Buna rağmen, Allah'ın verdiği cana kıyıyor birileri.

Gücü, gücü yetene gibi bir durum var ve bu önlenemiyor.

Kadınlar öldürülüyor, daha ne olsun.

Caydırıcı oldukları tartışılır elbette ama cana kıymanın, yasalar karşılığında da bir cezası var.

Amenna.

Hayat kurtarmak ise büyük sevaplardan sayılır.

Cennetle müjdelenmek gibi.

Ama gel gör ki, iş hayat kurtarmaya gelince, bunu hep başkalarından bekliyoruz.

Kan bağışçısı bile olmuyoruz.

Mesela Almanya'da 6-7 milyon dolayında olan kök hücre bağışçısı, ülkemizde henüz 700 bin dolayında ki, bun bile çok şükür diyoruz.

Oysa kök hücre bağışçısı olmak artık çok kolay.

Hastanelerde tanı koymak amacıyla yapılacak tahliller için nasıl bir tüp kan veriliyorsa, kök hücre bağışçısından da öyle bir numune alınıyor.

Verdiğiniz numune kan bankasında 10 yıl süreyle saklanıyor ve dokularınızın dünyanın herhangi bir yerinde ilik nakli bekleyen bir hastaya uyması durumunda TÜRKÖK sizi çağırıp ''Hala bağışçı mısın?'' diye tekrar soruyor.

Kabul etmeniz halinde iki saat süren bir işlemle yeniden bir ünite kan alınıyor ve ilik nakli için hastaya veriliyor.

Sizde birini 'kahramanı' olmanın ömür boyu huzurunu yaşıyorsunuz.

Bunun için bulaşıcı bir hastalığınız olmaması ve 18-55 yaş aralığında olmanız yeterli ama hala bağışçı sayısında milyonları aşabilmiş değiliz ne yazık ki.

''Sen bağışçı mısın?'' diye sorabilirsiniz haklı olarak.

Başvuruda bulundum ama maalesef yaşım 55'in üzerinde olduğu için birinin kahramanı olma şansını yakalayamadım.

Hayat kurtarmanın veya amansız bir hastalıkla mücadele eden birine yeniden sağlıklı bir yaşam bahşetmenin bir başka yolu da organ bağışıdır.

Bu konuda huzurluyum bak.

Organlarımı bağışladım.

Emri Hak benim içinde vaki olduğunda umarım ve dilerim işe yarayan bir organım kalır ve birinin tekrar hayata tutunmasını sağlar.

'Donör' olmak aslında yaşama tutunmak isteyen biri için 'kahraman' olmaktır.

''Kahraman olmayı kim istemez.''

Böyle düşündüğünüzü tahmin ediyorum.

Ama rakamlar tersini söylüyor.

Aramızda kaç kişi donör olmayı düşündü ya da organ bağışı için başvuruda bulundu.

Bu durum ne zaman aklınıza gelir biliyor musunuz.

Bir yakınınız amansız bir hastalığa yakalandığında 'Donör olmayı, ya da organ bağışında bulunmayı düşünürüz ancak.

Ama ya dokun, hasta yakının için uyuşmuyorsa.

İste o zaman ''Yandı gülüm keten helva'' dersin.

Ama her şey için geç kalmışsındır.

Aramızda birçok kişinin dokusu, herhangi bir yerde hayata tutunmaya çalışan bir hastanın dokularıyla uyuşuyor olabilir.

Bu ihtimal çok yüksek.

50 yıl kadar önce Samsun'dan İzmir’e taşınmış bir ailenin ferdi olan Naim Çelebi, 10 gün kadar önce baş dönmesi, mide bulantısı ve halsizlik gibi şikayetlerle gittiği hastanede yapılan tetkiklerin sonucunda önceki gün karaciğerinde bir tümör olduğunu ve acil karaciğer nakli yapılması gerektiğini öğrenmiş.

Naim, Karım Nesime ile teyze çocuklarıdır ama bana biri ''Yaşamın boyunca kaç iyi insan tanıdın?'' diye sorsa mesela ''Listenin başına yazacağım bir iki iyi insandan biride naim Çelebi'dir'' derim.

Bir İzmir seyahatimiz sırasında, çevreyolu kenarındaki yüksek binaları göstermiş ve ''Bunlarda çok emeğim var'' demişti.

''Nasıl yani ?'' diye sorunca.

''Buraları çevirmiş, yoksul ailelere dağıtmıştık'' demişti.

Nesime'yle evlendikten sonra tanımıştım kendisini ama 70'li yılların devrimci gençlerinden biriymiş Naim.

12 Eylül’ün Faşist Cuntacıları tarafından hapse de atılmış.

Bedel ödemiş yani.

Kamu hizmetlerinden de yasaklanmış uzun süre, bu nedenle inşaat işçisi olarak yaşamını sürdürüyordu.

Birçok insanın mal ve mülk edinmesinde katkısı olmasına rağmen 60 yaşını sürmekte olan Naim 2 çocuklu bir aile reisi olarak hala kirada oturuyor ama

Neden anlattım bütün bunları:

Bu Aslan Yürekli adam, şimdi karaciğerinin ona çıkardığı sorunla boğuşuyor.

Hayata yeniden ''Merhaba'' diyebilmesi için kendisine bir parça karaciğer bağışlayacak 0 grubu kan taşıyan bir donöre ihtiyacı var.

Çok sayıda kişi önceki gün sosyal medyadan paylaştığım iletiyi alıntılayarak paylaşmış.

Teşekkür ederim her birine.

Hani diyorum ki, uğuruna bedel ödeyip mal ve mülk sahibi olmasını sağladıklarından henüz 55 yaşını aşmamış ve 0 grubu kan taşıyanlardan biri de duyar ve hastaneye koşup, Naim'e donör olur.

Kim bilir.

Naim iyi bir insan.

Şimdi o iyi insan kendisi gibi iyi insanların yardımına muhtaç

Biliyor ve inanıyorum ki, o iyi insanlar var hala.

İyilik kazanacak biliyorum.