Belediye Meclis Üyelerine Düşen Görev
Yazarlar // 23 Şubat 2019 Cumartesi 14:27

Ragıp GÖKER

Samsun da açıklanan meclis üyeliği listeleri gerçekten enteresan.

(Birkaç istisna hariç) Teknik hizmet üretimi ağırlıklı çalışmaları olan, Hukuki zeminde de epeyce başları ağrımasına rağmen, başkan adayları; meclis listelerinde, yeterince mühendis, mimar ve avukat bulundurmak yerine, bolca ‘Serbest Meslek’ sahibi adaya yer vermişlerdir.

Belediyeleri ‘Serbestçe’ yönetme arzusunun tezahürü diye yorumluyorum.

Ne olurdu meclislerde Mühendis, Mimar ve Avukatlar daha fazla olsalar, kenti ve kentliyi doğrudan etkileyen yatırım ve bilhassa imar uygulama ve tadilatlarında, ”Bu düşündüğünüz teknik olarak yanlıştır veya Hukuki olarak bu karar veya uygulama doğru değildir “ diyebilirlerdi.

Uygulamalarda öncelikle ‘kamu yararı’ olup olmadığına bakarlardı.

Bu durumda Başkanların tercihi, daha kolay ikna edilebileceklerini düşündükleri ‘Serbest Meslek’ sahipleri olmuştur.

----

Samsun'un geleceği yine belediye başkanlarının iki dudağı arasında kalacak görünüyor.

Yerel yönetimler için en önemli unsur olan ve kentin geleceği ile ilgili kararları alan birincil organ meclis üyelerinin, ortaya konulan aday profilleri ile (bazı istisnalar dışında) geçmişte olduğu gibi bugün de belediye başkanlarının cebinde birer parmak olmaktan başka bir anlam taşımayacak.

Kısacası yine belediye meclisleri, geçmişte de karşılaştığımız,

"KABUL EDENLER ETMEYENLER....

KABUL EDİLMİŞTİR..." cümlesi ile sınırlı tutularak oluşturulmuş.

Ne diyelim????

Memlekete hayırlı olsun.

 

Bu iki farklı yorumdan ilki, İnşaat Mühendisleri Odası Samsun Şube Başkanı Cevat Öncü, ikincisi ise Mimarlar Odası Samsun Şube Başkanı İshak Memişoğlu’na ait.

Partilerin, daha doğrusu ittifakların açıkladığı belediye meclis üyeliklerine ait aday listeleri üzerinden yapılan tartışmaların bir süre daha devam edeceğini ama kısa sürede sona ereceğini tahmin ediyorum.

Daha doğrusu kısa süre sonra bu tartışma bitecektir.

Zira siyasi çevrelerdeki tartışma daha çok, ‘’Ben-sen, ya da bizim oğlan değil de neden bunlar’’ şeklinde yapılıyor.

Aday yapılmayan, aday olanı eleştiriyor veya kendisini aday yapmayanları istifaya çağırıyor.

Bu türden tartışmanın şehre bir katkısı olmayacağı kesin ama.

Meclis üyeliklerine dair eleştirileri yapanlar arasında, şehrin geleceğine dair kaygı duyanların sayısı maalesef çok az.

‘’Bir elin parmak sayısı kadar’’ desem yeridir aslında.

Bu da beni kaygılandırıyor.

Oysa belediye meclisleri, önemli makamlardır.

Buralara aday gösterilenlerde bazı özellikler aranmalı.

Önüne konan ve oylanması istenen dosyadaki içeriği anlamalı en azından.

Okuduğunu anlamalı ve muhakeme edebilmeli.

Memişoğlu’nun dikkati çektiği gibi oylamalar, ‘’Kabul edenler, etmeyenler, kabul edilmiştir’’ gibisinden kısa diyaloglarla geçmemeli.

Mustafa Tüfek mesela Büyükşehir Belediye Meclisine seçilmemiş olsaydı, bazı usulsüz uygulamalardan haberimiz olmayacaktı.

Ama Mustafa Tüfek olmayacak artık mecliste.

Bel altı vurarak,  en çok ihtiyaç duyacağımız bir dönemde siyasetten soğuttular kendisini.

Ahbap-Çavuş ilişkisiyle büyükşehir meclisine seçilecek ’Bizim Oğlan’ dan benzer performans beklemiyorum açıkçası.

Derdine yan samsun.

Başka ne diyeyim.