Bay Kemal ve Arınmak
Yazarlar // 22 Mayıs 2026 Cuma 00:10

Ragıp GÖKER

CHP’nin eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, aylar, hatta yıllar süren sessizliğini bozarak, iktidar yanlısı kanallarda butlan kararının bugün yarın çıkacağına dair konuşmaların yapıldığı bugünlerde yayımladığı bir videoda, “CHP gerektiğinde arınmasını da bilir” şeklindeki sözleriyle parti içi muhalefeti sürdüreceğini resmen açıklamış oldu.

Bu satırlarda daha önce de dile getirdiğim gibi, Kemal Kılıçdaroğlu, kendi söylemiyle Bay Kemal, bende hayal kırıklığına sebep olan siyasetçilerden biri olmuştur.

Parti kurultayları dışında girdiği hiçbir seçimi kazanamamış bir siyasetçi olarak, kaybettiği her seçime bahane uydurduğu gibi, kaybettiği son kurultaya da bahane uydurma gayretinde.

Şaşırdım mı?

Elbette hayır.

Yenilgilerine bahane uydurmaya herkesi alıştırmıştı bir anlamda.

Ve fakat…

Yenilgiye bahane uydurmasına şaşırmamakla birlikte, seçimle kaybettiği koltuğunu, yıllar boyu muhalif olduğu iktidarın desteğiyle çıkmasını umduğu mahkeme kararı sonrası geri almaya çalışmasına ise herkes gibi ben de şaşırıyorum elbette.

Ki;

O iktidar, yenildiği son seçimlerin kampanyası sırasında kendisini terör örgütüyle iş birliği içinde olmakla suçlarken, seçim meydanlarında montaj olduğu sonradan anlaşılan videolar oynatılmıştı.

Terör örgütüyle iş birliği içinde olduğu iddia edilerek, devrin İçişleri Bakanı “Şehit cenazelerine sokmayın” demişti de Ankara’nın Çubuk ilçesinde linç girişimine uğramış, bütün bunların sonucunda kendisine yönelik suikast girişiminden son anda kurtulmuştu.

Girdiği bütün o seçimleri kaybetmesine rağmen, birçok kişi Bay Kemal’i sevmişti.

Umut da bağlamışlardı kendisine.

“Bir projenin ürünü” gibi suçlamaları işitmiş olmasına rağmen, bu satırların yazarı da Bay Kemal’i desteklemişti bir dönem.

Sünni bir ailenin ferdi olarak, Alevi Kemal Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı olarak seçilmesi hâlinde, ülkemde yüzyıllar boyu süregelen çarpık bir anlayışın son bulacağı inancı oluşmuştu bende.

Çünkü biliyor ve inanıyordum ki, değişmeyeceği düşünülen bir anlayış için atılacak küçük bir adım bile çok şeyi değiştirebilirdi.

Düşünsenize; 50 yıl öncesine kadar bir siyahinin, bir beyazla aynı lokantada yemek bile yiyemediği Amerika Birleşik Devletleri’nde bir siyahi Genelkurmay Başkanı olmuş, hatta bir siyahi Cumhurbaşkanı bile seçilmişti.

ABD, bir adım atarak aslında çok şeyi değiştirmişti.

Benim ülkem neden değiştirmesindi?

Olmadı.

Kılıçdaroğlu, pandemi sürecinin ardından 6 Şubat depremleriyle ekonomisi bozulmuş ülkemin böyle bir ortamında, kaybedilmesi kazanılmasından daha zor olan seçimi kaybetti.

O zaman CHP’liler anladı ki, artık onunla olmayacak.

Doğrusu bu ya, bir yurttaş olarak ben de CHP’liler gibi, CHP’de bir değişimin gerekli olduğuna inanmıştım.

Dokunulmazlıkların kaldırılması, Ekmeleddin İhsanoğlu tercihi ve Türkiye’de bir rejim değişikliğinin sebebi olarak gösterilen mühürsüz oyların YSK’da kabul edilmesi karşısındaki tepkisizliğine rağmen, Cumhurbaşkanı adayı olarak girdiği son seçimde seçmenlerin yarısına yakınının desteğini almıştı.

Türk insanı Bay Kemal’i hatalarına rağmen sevmişti aslında.

Bay Kemal, hatalarını tekrar etmekteki ısrarıyla o sevgiyi tüketmeye devam ediyor. CHP’nin arınması gerektiğini söylediği son video mesajıyla da son sevgi kırıntılarını yok etmiş oldu