Basını Aşağıladığınızı mı Sanıyorsunuz?
Yazarlar // 23 Ekim 2018 Salı 10:12

Ragıp GÖKER

CHP Samsun İl Başkanı Mehmet Kundak.

O göreve seçilerek gelmedi.

Atandı.

O’nun için Samsun halkının ne düşündüğü çok önemli olmasa gerek, bu nedenle Samsun halkına değil de,  kendisini o göreve atayanlara yaslanmak ister.

Cumartesi günü CHP il binasında yaşananların nedeni özetle budur.

Mehmet Kundak’ı tanırım.

CHP gönüllüsüdür.

İyi bir insandır ayrıca.

Ve fakat

Ülkenin Ana Muhalefet Partisi CHP’nin Samsun örgütünü yönetecek vasıflara sahip olmadığını düşünürüm.

CHP Samsun örgütünde yaşanan yönetim krizini fırsata çevirme becerisini göstermiştir ancak, bunu da bir siyasi başarı olarak görmem.

Onu CHP İl Yöneticisi yapan Tufan Akçagöz’ün ekibini tasfiye etme çabası taşıdığı için bu eyleminde ihanet koktuğuna inanırım.

Yol arkadaşlarını, yarı yolda bırakmakta bir ihanet biçimidir nede olsa.

CHP, 1999 seçimlerinden sonra, ikinci büyük seçim yenilgisini, O’nun yönetiminde yaşadı.

Samsun’dan iki milletvekili çıkarmış olsa da, son seçimde 40 bin oy kaybetti CHP.

Büyükşehir Belediye Başkanlığı için henüz bir aday bulunamadığını zaten biliyoruz da, Atakum, İlkadım, Çarşamba, Yakakent ilçeleri dışında 12 ilçe belediye başkanlığına aday adaylığı için bile henüz başvuru yapılmadı.

Geçen hafta bu köşede ‘’Nerede bu CHP’liler’’ başlıklı bir yazımdan sonra arayan Neslihan Hancıoğlu, yerel seçimlerle ilgili çalışmaları anlatmak için partisinin görevlendirmeler yaptığını bu nedenle kendisinin Çorum’da görev yapacağını ama Bursa Milletvekili Yüksel Özkan ile Eskişehir Milletvekili Jale Nur Süllü’nün Samsun’a geleceklerini söylemişti.

İki Milletvekili gelmiş.

Belli ki İl Başkanı ve ekibinden bir iki kişiyle neler yapılabileceğin dair konuşmuşlar.

CHP İl Başkanı ve Samsun’a görevlendirilen iki milletvekilinin dumanla haberleşme gibi bir yetenekleri olmadığı için de, yerel seçimlerle ilgili stratejilerini halka duyurmak amacıyla basın toplantısı yapmayı da planlamışlar.

Öyle anlaşılıyor ki.

‘’Biz bilsek yeter, kalkın bilmesi önemli değil’’ demiş olmalılar ki, toplantıya gelmemişler.

Dünya Gazeteciler Gününde, Samsunlu basın emekçilerine yapılan ayıp ayrıca konuşulacaktır ancak, burada asıl ayıp Samsun halkına yapılmıştır.

Yemek bir ihtiyaçtır elbette, Samsun’a geçmiş iki milletvekiline pide ısmarlanması doğrudur ancak, yemeği sonraya, ya da toplantıyı yemek sonrasına alınması daha doğru olurdu.

Şimdi çıkıp ‘’Bunlar günlük planını bile yapamıyorlar, bir de Samsun’u yönetmeye kalkıyorlar’’ dese biri, buna tepki verebilecek misiniz?

Bazı CHP’lilerin ‘’AK Parti basına böyle davransa sesiniz çıkmaz’’ dediğini duyar gibiyim.

Yaklaşık, bir yıl önceydi, AK Parti eski İl Başkanının basın toplantısı için partililer tarafından doldurulan salonda gazetecilerin ayakta kaldığını görünce ‘’sizin söyleyeceklerinizi halkın duymasına ihtiyacınız yok galiba, kendisiniz söyleyip, kendiniz dinleyin’’ diyerek durumu protesto etmiş ve salondan ayrılmıştım.

Bununla da yetinmeyip, koynu köşeme de taşımıştım.

Ayıbı kimin işlediği önemli değildir.

Göreceli bir kavram olsa da, bizim için doğru tektir.

Böyle davrananlar, basını aşağıladıklarını falan sanıyorlar ya, fena yanılıyorlar.

Haber alma özgürlüğünü engelledikleri için aşağıladıkları halkın ta kendisidir aslında.