Bakan Gaz Almaya Gelmiş
Yazarlar // 26 Kasım 2016 Cumartesi 12:57

Ragıp GÖKER

Havaalanının kapatılma konusu tartışılırken, Samsun’a geleceği duyurulan Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan’ın gazımızı almak için gelebileceği endişemi dile getirerek, dün ‘’Bakan çözüm için gelmeli’’ diye yazmıştım.
O endişeye rağmen, itiraf etmeliyim ki, birçok Samsunlu gibi Bakan’ın ‘’Pistin onarımını havaalanınızı kapatmadan yapabiliriz’’ diyeceğine dair bir umudum vardı.
O heyecanla gittim zaten Valilikteki Basın Toplantısına.
Pardon ‘’Basın açıklaması’’ demek daha doğru olur.
Çünkü bu yeni moda ya göre, soru alınması istenmeyen netameli konular şimdilerde kamuoyuna, basın toplantısı yerine, basın açıklaması ile duyuruluyor.
Bakanlığının Samsun’a yaptığı duble yollar ile internet altyapısına yapılan yatırımları uzun uzun anlatan Bakan, ağzımıza bir parmak bal çalarcasına, ne zaman biteceğini bildirmemekle birlikte, Samsun - Ankara arasına Yüksek Hızlı Tren (YTH) hattı kurulacağını, bunun için proje çalışmalarının sürdürüldüğünü falan söyledi.
Her neyse Bakan, birçok rakam verdikten sonra Samsun’a geliş nedeni olan havaalanının kapatılma konusuna sözü getirdi.
Biz kendisinden müjde beklediğimiz Bakan açıklamasını, ‘’Başka çaremiz yok havaalanını üç ay süreyle kapatacağız’’ diyerek bitirdi.
Bakan Bey şehrimize hoş gelmiş, sefalar getirmiş ama sırf bunu söylemek için Samsun’a kadar gelmesine gerek yoktu.
Bir yazılı açıklamayla bunu duyurabilirdi ama Bakan’ın Samsun’a kadar zahmet etme durumundan şu sonucu çıkarmak mümkün.
Etkili yayınlarımız fena halde bunaltmış muhteremleri.
Havaalanı pist onarım işinin ’’Ben yaparım olur’’ anlayışının farklı bir tezahürü olarak oldubittiye getirildiği anlaşılıyor.
Çünkü ihale şartnamesinde, 360 gün sürecek onarım sırasında ulaşımın aksamaması gibi şeyler yazıyor.
Bakan, açıklamasını bir basın toplantısıyla yapsaydı cevaplarını kamuoyunun beklediği sorularımızı sormak isterdik, buna rağmen açıklamanın sonunda ‘’Soru almayacak mısınız efendim’’ diye sordum.
Bakan Bey, ‘’Tek soru alabilirim’’ deyince de, dünkü yazımda da belirttiğim üzere, bakanın çözüm için gelmesini dilemekle birlikte, gazımızı almak için geliyor olabileceğin endişe duyduğumu ama ‘’Açıklamanızdan gazımızı almak için geldiğiniz anlaşılıyor, bu nedenle haklı çıkmış olmaktan dolayı üzüldüğümü belirtmek isterim’’ diye söze başlayarak, şunu sordum:
DHMİ Genel Müdürü, kendisini ziyaret eden Milletvekillerimizden birisine, ikinci bir pist yapılmasının gerekli olduğunu söylemiş, ikinci bir pist yapılacaksa, onarım işinin o ikinci pistin yapımından sonra başlaması mantıklı değil mi?
‘’Keşke bunu sormasaydınız’’ demekle birlikte, Bakan Bey şu cevabı verdi:
‘’İkinci pistin yapımı için 3 yıl sürüyor. O kadar bekleyemeyiz’’
Bakan, yarım saate yakın bir süre konuştu ama havaalanıyla ilgili söyledikleri 8 dakika bile sürmedi aslında.

Sözün özü şudur:
Siyaseti ve bürokrasiyi biraz bunaltmışız ama gücümüz havaalanını kurtarmaya yetmedi.
Şehirde topyekûn bir karşı çıkış olsaydı pistin onarımı, havaalanı kapatılmadan yapılabilir miydi?
Bunun cevabını öğrenmek için vakit artık çok geç maalesef.
Derdine yan Samsun.
Daha ne diyeyim.