Bahçeli Neye Koşuyor?
Yazarlar // 27 Mayıs 2017 Cumartesi 01:02

Ragıp GÖKER

Devlet Bahçeli’nin, Topbaş’ın damadı Faruk Kavurmacının tahliyesi sonrası FETÖ’nün siyasi ayağına dokunulmadığı şeklindeki eleştirisine, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “ AK Parti’ye fatura kesmeye kalkmak kimsenin haddi değil” şeklindeki cevabı, ‘’AK Parti, MHP ittifakını bozuluyor mu’’ şeklinde yorumlara neden oldu.
Ancak, Cumhurbaşkanının ‘’haddinizi bilin’’ şeklindeki çok sert üslupla yaptığı karşı açıklamasını, aynı sertlikle olmasa da, Bahçeli’den gelen ‘’Haddimizi biliyoruz’’ diye verdiği cevap, ‘’Bahçeli’nin geri adımı’’ olarak yorumlanabilir özellikteydi.
Yumuşak iniş yani.
Bahçeli, referandum’un kabul edilmesinde,  kendilerinin payını önemli görebilir ama AK Parti ve Erdoğan’ın tam olarak böyle düşündüğünden emin değilim.
Erdoğan, Bahçeli’nin MHP tabanında çok da büyük bir karşılığının olmadığını anlamıştır olabilir.
Buna karşın AK Parti, uyum yasalarının meclisten geçirilmesi sırasında MHP’nin desteğine ihtiyaç duyacaktır.
Siyasi konjonktürü ülkemizde en iyi okuyan lider olduğu bilinen Cumhurbaşkanı, dereyi görmeden paçaları sıvamayacağına göre, dere henüz geçilmeden, Bahçeli ile ittifakı da bozmayacaktır.
FETÖ’nün siyasi ayağı üzerinden yapılan karşılıklı restleşmelerin, en azından şimdilik daha fazla ileriye taşınmayacağını düşünüyorum.
Çünkü Cumhurbaşkanının, ‘haddinizi bilin’ şeklindeki çok sert çıkışını, Bahçeli’yi, ‘’Sayın Cumhurbaşkanı hiç beklemediğim, arzu ve tahmin etmediğim ölçüde grup konuşmamdaki bu sözlerden rahatsız olmuş’’ diyerek süreci yumuşatma çabası içinde görüyoruz.
Bahçeli‘nin ilk gurup toplantısındaki sert üslubunu, son toplantıda ‘’Hükümeti yöneten bellidir’’ diyerek, bir anlamda, ‘’Sizi üzmüş olabiliriz ama aslında biz hükümete seslemiştik’’ diyerek, yumuşatma çabasından anlıyoruz ki MHP’de, AK Parti ile ipleri tamamen koparmak istemiyor.
Zira referandum öncesi kurulan ittifakın bozulması, AK Parti’den daha çok, MHP’ye zarar verecektir.
Zira bu şartlar altında gidilecek ilk seçimde MHP diye bir parti olmayacaktır.
Dolayısıyla bundan en çok zararı Devlet Bahçeli ve ekibi görecektir.
Bahçeli’nin siyasette var olma durumu şu an için, AK Parti ile ittifakını sürdürmeye bağlı olduğunu söylemek yanlış olmaz sanırım.
Bu arada Meral Akşener’in başını çektiği MHP’li muhaliflerin süreçte izleyecekleri yol da merak ediliyor.
Meral Akşener, Ümit Özdağ, Sinan Oğan ve Koray Aydın yapılacak ilk seçime yeni bir parti kurarak mı girecekler, yoksa her biri bireysel mi hareket edecek, bu henüz bilinmiyor.
Türk siyasetinde ülke yönetiminde olmak için bundan böyle yüzde 49.9 oranında oy almanın bile bir anlamı kalmayacak.
Erdoğan’ın lideri olduğu AK Parti karşısında siyaseten başarıya ulaşmak için muhalefetin de ‘HAYIR’ cephesindeki başarıyı tekrarlamasına bağlı olduğu anlaşılıyor.
MHP’li muhalifler, ‘HAYIR’ cephesini oluşturan partilerin ortak hareket etmeyi kabul edebilecekleri bir yapı kurmayı başarırı mı, bu da başka bir merak konusudur.
MHP’li muhalifler arasında halkta karşılığı olan tek aday olarak Meral Akşener ön plana çıkıyor ama muhaliflerin aynı çatı altında toplanabilmesi de, öncelikle babası MHP’nin üç kurucusundan biri olan Ümit Özdağ, Akşener’in gölgesinde kalmayı kabul etmesine bağlı.
Bu ihtimalin gerçekleşmesi zor görünse de, bunu yapmak muhalifler için en rasyonel çözüm olarak ortaya çıkıyor.