Ayçiçeği Kaç Lira Olmalı?
Yazarlar // 27 Ağustos 2021 Cuma 08:20

Ragıp GÖKER

Ayçiçeğine ''Günebakan'' da derler bizim buralarda.

Çünkü yüzünü güneşe döner ve öyle olgunlaşır mübarek.

Sarı-yeşil renkleriyle gökkuşağını da andırır.

Renk cümbüşü gibidir yani.

Topraklarımızda yetişen en yağlı bitkilerdendir ayçiçeği.

Likit yağ ihtiyacımızın büyük bölümünü bu bitkiden karşılarız.

Bugünlerde ovalarımızın taban arazilerindeki tarlaları bile fındık bahçesine çevirmiş olsak da, Kavak, Havza ve Vezirköprü gibi güneydeki ilçelerimizde bolca ayçiçeği tarımı yapılıyor.

Bizde hayvan yemi olarak kullanılır çokça ama Vezirköprü'de mesela ‘Fiğ’ tarımı yapıldığını ve özellikle ekmek yapımında katkı maddesi olarak kullanıldığı için İtalya başta olmak üzere çeşitli Avrupa ülkelerine ihraç  edildiğini bu şehirde kaç kişi bilir merak ederim.

70'lı yıllara kadar ayçiçeğinin de kıymetini bilemedik.

Rahmetli Doğan Erdil'in kurduğu ve ilk Genel Müdürü olduğu KARADENİZBİRLİK, yani Karadeniz Yağlı Tohumlar Tarım Satış Kooperatifleri Birliği'nin, TSO binasındaki bir odada iki masa 4 sandalye ile kurulduğu güne kadar Ayçiçek tarımının önemi bu bölgede de doğru dürüst bilinmiyordu doğrusu.

Yıl 1984.

Ya da 1985.

Hafızam beni yanıltmıyorsa Doğan Erdil'in vefatından önceki son basın toplantısıydı.

Rahmetli ülkemizdeki toprakların nadasa bırakılmasından şikayet ediyordu.

Ki;

O yıllarda ekilmeden bir sonraki yıl için bekletilen toprakların Belçika ve Hollanda topraklarının iki katı kadar olduğundan dert yanarken, ülkemizin her yıl 300 bin ton likit yağ açığı olduğunu söylüyordu.

''Nadasa bırakmayın, ayçiçeği ekin'' diyordu yani Rahmetli.

Sonraki yılarda nadasa bırakılan toprak sayısı giderek azaldı elbette.

Ve fakat.

Ülkemdeki tarım politikaları da sürekli değişkenlik gösterdi.

Ayçiçeği gibi temel ürünlere gereken destek verilmedi maalesef.

Artan girdi maliyetlerinin etkisiyle üretici sürekli zarar eder hale geldi.

Ayçiçeği tarımından vazgeçen üretici sayısı her geçen gün arttı.

Nüfusumuz da hızla çoğalıyor biliyorsunuz.

Ayçiçeği tarımında daralma yaşanırken, bunun tam tersi yağ ihtiyacı da her geçen yıl arttı.

Özellikle son yıllarda üreticiyi destekleyerek üretimin artmasını sağlamak yerine, yağ açığı da, diğer birçok tarım ürününde olduğu gibi ithalatla kapatılmaya çalışıldı.

Sadece yağ ithal edilmedi.

Dışarıdan ayçiçeği tohumu da aldık.

Bunun sonucunda yağ fiyatlarında yüzde yüze varan artışlar yaşandı.

İki yıl önce 35-40 lira dolayındaki 5 litre ayçiçeği yağı 60-70 liraya yükseldi.

Bu yal da 5 litrelik ayçiçeği yağı 100 ila 120 lira arasında değişen fiyatlarda satılıyor.

Aynı oranda olmasa da ürünün fiyatı da her geçen yıl biraz arttı.

Mesela 2019'da TRAKYABİRLİK yüzde 40 yağ oranlı bir ton ürünün fiyatını 2 bin 500 lira vereceğini açıklamış. TRAKYABİRLİK 2020 ürününü ise 3 bin 850 liradan alacağını bildirmiş.

Bu yıl için fiyatı henüz açıklanmadı ama dün itibariyle Edirne borsasında bir ton ayçiçeği 5 bin 384 liradan işlem görüyordu.

KARADENİZBİRLİK ise geçen yılki ürüne 3 bin 200 lira ödemişti.

Bu fiyat skalasına baktığımızda tarım ürünleri arasında değeri en çok artan ürün ayçiçeği olmuş.

Bu durumda, bu yılın fiyatı ne olur?

Ayçiçeği tarımında hasadın başladığı şu günlerde fiyat ne olur bilemem ama Egeli üreticiler, fiyatın 6 bin lira olması gerektiğini söylüyorlar.

Edirne Borsasında şu an için 5 bin 400 lirayı zorlayan fiyatlar, 6 bin liraya ulaşır mı?

Bu sorunun yanıtını yılsonuna doğru almış oluruz.

Ve fakat.

Ayçiçeği tarımındaki fiyatlara hükümetin izleyeceği tarım politikalarının etki edeceğini söylemek için kahin olmaya da gerek yok sanırım.

Küresel ısınmayla birlikte mevsim değişiklikleri yaşanıyor biliyorsunuz.

Orman yangınları ve sel felaketleri fena halde canımızı yaktı.

Bölgemizde peşi sıra sel felaketleri yaşanırken, ülkemizin birçok bölgesi de kuraklıktan kavruluyordu.

Öyle anlaşılıyor ki, iklim krizinin etkileri, önümüzdeki süreçte de yaşamı olumsuz etkileyecek.

Bu durumda gıda sıkıntısı yaşanması da kaçınılmaz olacaktır.

Ülkemiz, yeniden kendi kendine yeten bir ülke olmak zorundadır.

Tarım politikalarımızı yeniden gözden geçirmeliyiz.

Bir an önce hem de.

Haksız mıyım?