Ayancık Eski Belediye Başkanı SASKİ’ye Genel Müdür de Olabilirdi
Yazarlar // 17 Ağustos 2021 Salı 19:20

Ragıp GÖKER

Ayancık'ta selin can ve mal kayıplarına neden olarak en çok zarar verdiği dere yataklarının imara açılmasını ''10 YILDIR LAF DEĞİL ÇÖZÜM ÜRETTİK. AYİNESİ İŞTİR KİŞİNİN LAFA BAKILMAZ'' şeklindeki sloganla paylaşarak, adaylığı sürecinde seçim propagandası yapan Ayancık Eski Belediye Başkanı Ayhan Ergün, Samsun Büyükşehir Belediyesine Kadın Aile ve Sosyal İşler Daire Başkanı yapılmış.

Önce Yener Cabbar'ın Twitter hesabından bu konudaki paylaşımını, daha sonra da, konun H:HALK'ın manşetinde haber olarak verilmesi üzerine, dorusu bu ya ''İyi ki SASKİ Genel Müdürü yapılmamış'' dedim.

Verilmiş sadakamız varmış.

SASKİ’ye Genel Müdür de yapılabilirdi.

Ve hatta İmar ve Şehircilik Daire Başkanı da olabilirdi pekala.

Zaten Yasin Çakır vekaleten yürütüyor o görevi.

Samsun sel konusunda sabıkalı bir şehir zaten biliyorsunuz.

Sekiz yıl önce yani 3 Ağustos 2013'te Yılanlıdere üzerindeki sel kapanı patlamış, Ayancık'taki gibi dere yatağındaki yapılaşmaya verilen izin nedeniyle dere yatağındaki evlerin yanı sıra, TOKİ'nin Kuzey Yıldızı sitesindeki evler ile bir AVM'yı su basmış, ayrıca Samsun-Ordu karayolunun dere geçişlerindeki menfezler tıkanmıştı.

O felaket sırasında Kuzey Yıldızı'ndaki bir apartmanın kapıcı dairesine babasıyla birlikte Samsunspor altyapısının gelecek beklediği oyuncularından Bedirhan'ı kurban vermiştik.

Bedirhan'ın yanı sıra, o sel felaketinde 13 kişi yaşamını yitirmişti.

Tıpkı, Ayancık, Bozkurt ve Bartın'da önceki hafta yaşanan felaket için söylendiği gibi 8 yıl önceki o sel felaketi için de ''Yüzyılın yağışı düştü'' denmişti.

Dava da açılmıştı elbette.

Yargılama bir iki yıl önce falan sonra erdi biliyorsunuz.

Bir sorumlu da bulunmadı.

''Yüzyılın yağışı düştü'' düştü denildiği için olsa gerek, ilgili ve yetkili kişilere göre yağmur suçluydu.

Çünkü her zamankinden biraz fazla yağmıştı.

Yağmur suyu cana ve mala zarar vermez biliyorsunuz.

Su taşkınıdır zarar veren.

Dere yataklarını imara açarak, suyun önünü tıkayan bizleriz.

Su güçlüdür.

Önüne çıkanı sürükler ve varacağı yere gider.

Dereler, ya denize, ya da besledikleri göllere akarlar.

Yolculukları sırasında da hiç bir engel tanımazlar.

Aralarında kamyon ve otobüslerin de bulunduğu otomobillerin ve koca koca tomrukların ve hatta binaların sele kapılıp gitme nedeni budur.

Dereler su yataklarını bin yıllar boyunca oluşturmuş.

Mesela Bozkurt'taki dere yatağının doğal 400 metre genişliğindeymiş.

''Bu kadarı fazla, 15 metre neyine yetmez'' demiş sözüm ona bir siyaset erbabı.

15 metreye çekilmiş yatak.

Su biraz fazla gelince taşmış haliyle.

15 metreye çekilen dere yatağının imara açılan bölümünde yaptırılan binaları da önüne katıp götürmüş haliyle.

Yazının yayına hazırlandığı sırada kayıp sayımız 71'di.

Ve fakat.

Kayıp ihbarları var biliyorsunuz.

Ayancık, Bozkurt ve Bartın'da bu felaketin sonucunda kayıp sayımızın yüzlerle ifade edileceği konuşuluyor ve bundan korkuluyor.

Bunca can ve mal kaybının bir sorumlusu olmayacak mı?

Yine fazla yağdı diyerek yağmur suyunu mu suçlayacağız.

O dere yataklarını imara açanların yanı sıra, seçim döneminde imar affı çıkaran siyasetçilerin hiç mi suçu yok.