Avrupa'nın İki Yüzü
Yazarlar // 28 Nisan 2017 Cuma 00:24

Ragıp GÖKER

Avrupa Komisyonu Parlamenterler Meclisi (AKPM), OHAL yürürlükteyken referandum yapılması konusunun yanı sırsa, basın özgürlüğü, temel hak ve hürriyetlerin de tam olarak  uygulanmadığı gerekçesiyle, AB’ye baş vurumuzda ülkemizi yeniden siyasi denetime almış.
Ülkemiz 2004 yılında siyasi denetimden çıkarılmıştı.
Bu ne demek?
AB sürecindeki yaptığımız bütün yenilikler görmezden gelinmiş.
Yani mücadele sil baştan olmuş.
Kısaca sürecin başına dönmüşüz.
Yazık.
Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün muasır medeniyet olarak tanımladığı çağdaşlığın, batıda olduğuna inanmışız.
Bu nedenle de Ergenekon’dan çıkarak başlattığımız yolculuğumuz hep batıya doğru olmuş.
1071’de Malazgirt zaferiyle Anadolu’ya gelmişiz.
İstanbul’un fethiyle de yetinmeyerek taa Viyana kapılarına kadar dayanmışız ama fetihlerle başlayan batıya yolculuğumuzda, ikinci meşrutiyetin ilanını takip eden süreçle birlikte batılı gibi yaşama arzumuz da kuvvetlenmiş.
Demokrasimiz, darbelerle zaman- zaman kesintiye uğrasa da medeni olmanın temel koşulunun, demokrasi kurallarından geçtiğini biliyoruz.
Avrupalı gibi olmak ve onlar gibi yaşama arzumuzu her fırsatta dile getiriyoruz ancak, Viyana kapılarına fetihlerle gitmiş olmamızın yarattığı korku nedeniyle mi bilinmez, Avrupalılar, bizi aralarında kabul etmek istemiyor.
1963 yılında Ankara Antlaşmasıyla başlatılan AB’ye girme sürecide, bu yöndeki talebimiz, AB’ye üye ülkeler tarafından her seferinde farklı gerekçelerle, ret edilmese bile, türlü gerekçelerle yokuşa sürülüyor.
AKPM, 2004 kaldırdığı siyasi denetim kararını yeniden uygulamaya koymuş.
Bunun için de OHAL uygulamalarını gerekçe göstermiş.
Olağanüstü hallerin hüküm sürdüğü bir ortamda kim yaşamak ister.
Ve fakat
Yıllardır PKK terörüyle boğuşuyoruz.
Bu mücadele sırasında 30 bin can verdik.
Bunun yanı sıra son yıllarda IŞİD diye bir bela türedi.
Bununla da boğuşuyoruz ama hain yetiştirmede çok mahiriz ya, içimizden türeyen FETÖ’cü hainler de 15 Temmuz’da darbe girişiminde bulundular.
Teröristler, ülkemizin kılcal damarlarına kadar sızmışlar.
Temizlenme sürecindeyiz.
Hükümet bu süreçte başarılı olmak için OHAL ilan etmişti.
Son referandumu da OHAL uygulanırken yaptık.
Avrupa bunu da gerekçe göstererek, medeniyetten uzaklaştığımızı iddia ediyor.
Ama 1,5 yıldır Fransa’da OHAL sürdüğünü ve üç gün önce seçimlerin OHAL altında yapıldığını görmezden geliyor.
Bize dönüp ‘’OHAL varken nasıl seçim yaparsınız’’ diyor.
OHAL’in kalkmasını ben de isterim.
Ülkem de normale dönsün elbette ama Avrupalıların  bu iki yüzlü davranışları da midemi bulandırıyor.