Atatürk Ortaokulu
Yazarlar // 07 Haziran 2017 Çarşamba 22:11

Ragıp GÖKER

" Öğretmenler, Cumhuriyeti biz kurduk, O´nu yükseltecek ve yaşatacak olan sizlersiniz. Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür yüksek seciyeli nesiller ister. Hayatta en Hakiki mürşit ilimdir,  fendir..."
Ulu Önder Atatürk bu sözü, 26 Kasım 1930’da geldiği Samsun’da bugün herkesçe bilinen Atatürk, Atatürk Ortaokulunda söylemiş.

Ki; okul o yıllarda Samsun Lisesi olarak eğitim veriyormuş.
Yapımına 1908 yılında başlanan okul, başlangıçta Galatasaray Lisesi gibi Samsun Sultanisi olarak eğitime başlamış. 1. Dünya Savaşı sırasında yetim çocukların barındığı yetimhaneye dönüştürülen okul binası, yurdumuzun düşman işgaline uğradığı yıllarda ise bir süre İşgal kuvvetlerine karargah olmuş.
Samsun’daki en eski binalardan biridir Atatürk Ortaokulu.
Ki; günümüzde Atatürk Anadolu Lisesi adıyla eğitime devam eden okula, Samsun halkı gibi ben de ‘Atatürk Ortaokulu’ demeye devam edeceğim.
Ben ortaokulu Mithatpaşa’da, liseyi de Devrim Lisesi’nde okudum.
Günümüzde bu iki okulda, başka adlarla İmam Hatip Okulu oldu.
Otogar yakınlarındaki Aziz Atik Anadolu Lisesi binasına taşınacağı söylenen Atatürk Ortaokulu’nu da sanırım böyle bir akıbet bekliyor.
Şimdilik ‘’onarım için taşıyoruz’’ denilse de, asıl niyetin okulu dönüştürmek olduğu anlaşılıyor.
Bu arada kimse beni İmam Hatip okullarına karşı olduğumu düşünmesin.
Kız kardeşlerinin dört kızı, bir amcası İmam Hatip okullarında eğitim almış bir ailenin ferdi olarak, bu yapılanın bir zorlama olduğunu düşünüyor ve her türlü zorlamaya karşı olduğum gibi, bu yapılanlara da karşı bir tavır sergiliyorum.
Sanal alemde başlatılan imza kampanyasına da bu düşüncelerle katıldım.
İmam Hatip okulları, imam ve hatip yetiştirmek amacıyla kurulan meslek liseleriydi.
Ki; camilerin çoğunda dini bilgileri zayıf kişiler görev yapıyordu.
Dedem Aşağıçinik’in Berişta Mahallesi Camiinin imamıydı.
Rahmetli Dedem,  büyük dedemiz olan babası Molla Hasan gibi Selanik Medresesinde yetişmiş ve dini bilgilerini bu medresede almış bir imamdı.
Bir Cuma günü kıldırdığı namazın duasını yaptırırken geçirdiği beyin kanaması nedeniyle mihrapta yığılıp kalmıştı.
Dedem rahmetli olunca, o görevi, dedemden aldığı dini bilgilerle Babam devralmıştı.
Babam, o zamanki müftü yardımcısının sözlü mülakatını kazanmış ve böylece camide imam olarak görevlendirilmişti.
Asıl işi o olmadığı için bu görevi kısa süreli olmuştu ki, doğrusu da buydu.
Cumhurbaşkanı ‘’Bize adanmış kadrolar’’ lazım dediği konuşmasında, İmam Hatip okullarına ilginin sevindirici olduğunu ama yeterli olmadığını söylemişti.
Adanmış kadroların İmam Hatip okullarında eğitim görenler arasından çıkacağına inanılıyor olabilir ama bütün çocuklar İmam Hatip okullarında okumak zorunda mı?
Bunun için mi bütün düz liseler İmam hatip okuluna dönüştürülüyor?
Şehir merkezlerinde düz lise kalmayınca, ocuklarını İmam Hatip okullarına göndermek istemeyenler nereye gidecek?
‘’Özel okullar ne güne duruyor’’ diyorsanız, bunun için Türk halkını çocuklarını özel okullarda okutabilecek ekonomik düzeye ulaştırmak gerekmez mi?
Asgari ücretle geçinenlerin bunu yapma şansı yok çünkü…