Asgari Ücret Görüşülürken
Yazarlar // 17 Aralık 2019 Salı 22:19

Ragıp GÖKER

Asgari ücret görüşmeleri sürüyor biliyorsunuz.

Türkiye buna kilitlenmiş durumda.

Asgari ücret, istatistik verilerine göre belirlenecekse ki, Birleşik Metal İş Sendikasına göre ülkemizde yoksulluk sınırı 7 bin 80 liraya dayanmış durumda.

Vahim gerçekten.

Ve fakat.

Kimse asgari ücretin bu istatistiki veriye göre düzenleneceğine inanmıyor.

Olsa iyi olur elbette.

Yoksul kalmaz ülkede ama bu ücreti verebilecek işveren kalır mı orta da, o da düşünülmeli aslında.

Güneş gazetesinde çalışırken sendika, maaşlara yüzde 300 oranında zam yapılmasını sağlamıştı.

O zammı bir veya iki ay kadar alabildik ancak, çünkü gazete battı daha sonra

Tazminatlarımızla birlikte, zamlı maaşlarımızı da alamamıştık.

Bir işçisi olarak patrondan alacaklı olmuştum.

Bu nedenle Güneş’in Beyazıt’taki binasında bir duvarım var diye övünüyordum ama bir süre önce gazetenin bir zamanlar kurulu olduğu sokaktan geçerken, binanın da yerinde yeller estiğini görmüş, bana ait olduğuna inandığım o duvarı da kaybetmenin hayal kırıklığını bütün benliğimde hissetmiştim.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, asgari ücret tespit komisyonun Ağustos ayında yaptığı ilk toplantıda, asgari ücrete astronomik zam yapılmasının patronları zor duruma düşüreceğine inandığı için mi bilinmez ‘’Ücret artışı kadar, işin kendisinin yani istihdamın korunması da mühim’’ diye konuştu bilmiyorum.

İşverenler de düşünülmeli elbette ama asgari ücret de, bir insanın hayat standardını artıracak düzeye yükseltilmelidir.

En azından açlık sınırının üzerinde olmalı.

Asgari ücretten vergi almak saçmalığına bir an önce son verilmelidir.

Üç bin liranın altında ücret kabul edilemez diye düşünüyorum

Ancak asgari ücretten vergi alınmasına son vermek gibi düzenlemeler yapılmadan 3 bin liralık ücretin de patronları zor duruma düşüreceği muhakkaktır.

Asgari ücrete zam yaparken yeni işsizlerin oluşmasından korkarım.

Samsun Bağımsız Milletvekili Erhan Usta, dün gönderdiği bir mesajda issiz sayısının artmaya devam ettiğini ileri sürerek, ‘’TÜİK'e göre 2019 Eylül ayı (MD) işsizlik oranı 13,9. Böylece yılın ilk 9 ayı ortalama işsizlik oranı yüzde 13,8 oldu. Fakat daha 2 ay önce yayınlanan YEP'te hedef 12,9’du. Bu hedefin tutması için yılsonuna kadar işsizlik oranı yüzde 9’un altına inmeli; bu mümkün mü?’’ diye soruyordu. Ardından ‘’Bu ciddiyetsizliği milletimiz hak etmiyor’’ demeyi de ihmal etmiyordu.

İssiz sayısı azalmıyor.

Aksine artıyor.

Bunun en tehlikeli boyutu da, üniversite mezunları arasındaki issiz sayısının yüzde 24 seviyelerinde olmasıdır.
Kadim Bir Dostun Ardından
Kadim Bir Dostun Ardından
Kızılay’ın binası bir oldubitti sonucu yıkılırken, Samsun’un en eski üç eczanesinden biri olan Yeni İstikamet Eczanesi de kapanma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştı. Aramızdaki 20 yaş farkına rağmen, bizi arkadaşlığına kabul etmiş olan Turgut Dikici ki, o bizim Turgut Abi’mizdi. O günlerde, gelecekte ne olacağına dair bir öngörüsü olmadığı için kara kara düşünüyordu. ‘’Yoruldum’’ diyordu ama uzun yıllardır birlikte çalıştığı ve bu nedenle iki kız evladından ayırmadığı kalfaları, Bayram Dinler ve İlker Kayhan’ı düşünüyordu. İki çalışanının işsiz kalmasından korkuyordu. Yaş farkına rağmen şakalarımızı da büyük bir olgunlukla kaldırırdı Turgut Abi ama daha çok da memleket meseleleri üzerine sohbet ederdik. İlerlemiş yaşına rağmen sırf o iki çalışanı işsiz kalmasınlar diye büyük bir risk alarak ve hatırı sayılır para da harcayarak, yeni yerine taşıdığı eczanesi, yakın arkadaşları Seyhun Sezer, Dr. Yılmaz Kefeli ve Erdoğan Gümüşel için, her gün uğranılması zorunlu bir mekan gibiydi. Gazeteci merakı olsa gerek bir keresinde, ‘’Samsun’un en eskisi sen misin?’’ diye sormuştum. ‘’Ergün Hanım benden eski’’ demişti. Ergün Hanım dediği de, aşık olduğu Samsunlu genç mimar Hikmet Danışman’ın peşin takılıp yıllar önce Samsun’da eczanesini açan Ergün Danışman’dı. Dün Büyük Cami avlusunda Turgut Abi’yi son yolculuğuna uğurken başsağlığı dileğimi söylediğim Ergün Abla, ‘’Turgut sırasını beklemeden gitti’’ dedi. Kadim dostu Dr. Yılmaz Kefeli de Turgut Abi’nin ani gidişini kabullenememiş olmalı ki ‘’En az beş yıl daha yaşamalıydı’’ diyordu, o hastalığa yakalananların ameliyat sonrası da, en az beş yıl yaşadıklarına dair bir istatistiğe inanarak. Bir dostu daha yitirdim bunun üzüntüsünü yaşıyorum ama Samsun iyi yetişmiş bir evladını daha kaybetti. Başın sağolsun Samsun.