Arınç'ın İstifası ve Etkileri
Yazarlar // 26 Kasım 2020 Perşembe 00:33

Ragıp GÖKER

Bülent Arınç’ın Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyeliğinden istifası, siyasetin en çok konuşulan konusu oldu.

Arınç’ı istifaya götüren bir televizyon kanalındaki programda yaptığı açıklamalar oldu.

Ne demişti Arınç

Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala’nın tutukluluk durumunu eleştirmiş ve mahkemelere çağrıda bulunarak tahliye edilmeleri gerektiğini söylemişti.

Bu açıklamalara Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ‘’Fitne ateşi’’ yorumu getirirken,  MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den de ‘’Şerefsizlik’’ yanıtı gelmişti

Bahçeli eleştirilerini partisinin dünkü grup toplantısında bir adım daha ileriye taşıyarak, o açıklamaları ‘ihanete yataklık’ olarak yorumlamıştı.

Bülent Arınç’ın söyledikleri, Kemal Kılıçdaroğlu’nun söylediklerinden de farklı değildi aslında.

Arınç’ın açıklamaları ayrıca, Anayasa Mahkemesi’nin Demirtaş ve Kavala davaları için yaptığı ‘’Hak ihlali’’ yorumlarıyla da çelişmiyordu.

Buna rağmen gerek Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve gerekse Bahçeli’nin tepkileri sonucunda Bülent Arınç, önceki gün Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu üyeliğinden ayrılmak zorunda kaldı.

Arınç’ın istifa açıklamasındaki "Türkiye'nin yargı, ekonomi ve başka alanlarda reformlara duyduğu ihtiyaç aşikardır. Ülkemizin rahatlamasına ve milletimizin dertlerine çare bulunmasına ihtiyaç vardır. Bahsi geçen televizyon programında da defalarca belirttiğim üzere Sayın Cumhurbaşkanımızın bu yöndeki iradesini gördüm ve destekliyorum’’ şeklindeki ifadeleri de ilginçti aslında.

Cumhurbaşkanı iki hafta önce hukuk ve ekonomi alanlarında reform yapılacağını duyurmuştu.

Ve fakat.

Özellikle hukuk reformunun gündeme gelmesinin hemen ardından CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bir mafya mensubu tarafından kendisine gönderilen bir mektupla tehdit edilmişti,

Buna karşın, Cumhur İttifakı’nın küçük ortağı MHP’nin lideri tarafından mektubu gönderilen kişi için ‘’Dava arkadaşım’’ yorumu yapılırken, ana muhalefet partisi liderinin ise vatana ihanetle suçlanması, ‘’Bu ülke nasıl hukuk reformu yapacak’’ yorumlarına neden olmuştu.

Bülent Arınç açıklamalarında samimi bilemem ama Cumhurbaşkanı’nın ‘’Fitne ateşi’’ gibi bir yorumla şimşekleri üzerine çekmesine rağmen, istifasını açıklarken ‘reform’a yaptığı vurgu dikkat çekiciydi.

Ülkemizin sahiden gerek ekonomi ve gerekse hukuk alanında köklü bir reforma ihtiyacı var.

Ama şu soru önemli:
Türkiye gerçekten devrim özelliği taşıyacak bir reform hareketi başlatabilir mi?

Siyaset dünyasındaki son gelişmeler bunun pek de mümkün olmadığını söylüyor.

Adalet Bakanı’nın ‘’AYM kararları bağlayıcıdır’’ açıklamasının hemen ardından gelen reform söylemleri yaygınlaşırken, Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi bir siyasetçinin buna paralel açıklamaları, iktidar partisinin ittifak ortağı bir parti liderince ‘ahmaklıkla’ suçlanırken ve hatta ‘’ihanete yataklık’’ şeklinde yorumlanırken,  ülkemin gerçek anlamda reform yapmasını beklemek şimdilik mümkün gibi görünmüyor.

Yapılsa bile sadece adı reform olur.

Sözde reform olur yani.

Onun da bir anlamı olmaz.

Gerçek anlamda bir reform için biraz daha bekleyeceğiz anlaşılan.