Akçagöz’ü Anlamakta Zorlanmak
Yazarlar // 01 Mart 2019 Cuma 21:46

Ragıp GÖKER

‘’İnsanlarımız neden arakadan konuşur, biri arkasını döndüğü zaman atıp tutmaya, eleştirmeye başlar.

Hemen her yerde böyle…

Bu tür insanlar siyasi partilerde de var. AKP’de de, CHP’de de, İYİ Parti’de de, SP’de, MHP’de de…

Ancak öyle biri var ki, görevinden ayrılmasına karşın kimse ile uğraşmayıp, partisinin yerel seçimlerde partisinin başarılı olması için uğraşıyor.

Dedikodudan, karalamadan uzak..

Kim mi bu kişi!

Eski İstanbul CHP İl Başkanı Cemal Canpolat’’

 

Bu sözleri,  abcgazetesi.com’da yazan Nahit Duru’nun dünkü ‘Dedikodudan, karalamadan uzak biri var CHP’de..’ başlıklı yazısından aldım.

Güneş’te çalıştığım yıllarda Genel Yayın Yönetmenliğimizi de yapmış olan Nahit Duru, şimdilerde Ankara’da yaşıyor ve Tele1TV’in yayın kurulunda görev yapıyor ama bu topraklarda doğup büyümüş bir aydınımızdır.

Hemşerimizdir yani.

Yazılarını dikkatle ve titizlikle takip ettiğim Nahit Duru’nun dünkü yazısının, CHP Samsun eski İl Başkanı Tufan Akçagöz’ün,  ‘’Dümenine girdiğimiz İYİ’’ Parti şeklindeki açıklamasıyla aynı güne gelmesi ise kaderin cilvesi gibi ilginç bir tesadüf oldu.

Tufan Akçagöz, dağılmaya yüz tutan CHP Samsun örgütünü toparlayacağına inanılan ve bu nedenle İl Başkanı seçilen bir siyasetçiydi.

İl Başkanıyken, kamuoyu ile kurduğu iletişim sayesinde peşi sıra yaptığı açıklamalarla, AK Parti’yi zora sokmuş ve bu nedenle dikkatleri üzerine çekmişti.

Ancak, 24 Haziran seçimleri öncesi, milletvekili aday adayı olmak amacıyla beklenmedik bir şekilde istifa edince, örgütte dalgalanmalar yaşanmasına neden oldu.

Bu nedenle de,  Akçagöz’e yönelttiğimiz eleştirilere bu sütunlarda sıklıkla yer vermiştim.

Yanlış anlaşılmasın, milletvekili adayı olmak istediği için eleştirmedim kendisini.

Bir göreve talip olmak, özellikle milletvekili gibi bir görevi istemek her yurttaşın hakkıdır.

Ben sadece şunu söyledim:

‘’Üyeler seni, partini seçime hazırlamak için o göreve seçti. En azından bir seçim yaşadıktan sonra aday olmalıydın’’ dedim.

Bu nedenle mi bilmem ama CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, Akçaköz’ü aday yapmadı.

Süreçte yaşananlar, Akçagöz’ün, Kılıçdaroğlu’nun bu kararını kabullenmediğini gösteriyordu.

Tufan Akçagöz, milletvekili aday adaylığı sürecine kadar Kılıçdaroğlu yanlısıyken, aday yapılmayınca birden bire genel merkeze muhalifi bir çizgiye geldi.

Çok başarılıyken İstanbul İl Başkanlığını kaybeden Cemal Canpolat, partisinin başarısı için çaba harcarken, Tufan Akçagöz’ün partisinin, seçim stratejisine muhalefet etmesine şaşırmamak elde değil.

Bir tarafta Tufan Akçagöz, bir tarafta Cemal Canpolat.

Bu durumda şunu sormak gerekiyor galiba.

Siyaset ne için yapılır?

Halka hizmetse amaç.

Ki; olması gereken budur.

Ama bazılarında, ‘’Ben varsam her şey var, ben yoksam hiçbir şey yok’’ anlayışı daha ağır basıyor galiba.

Tufan Akçagöz’ü anlamakta zorlanma nedenim de, sanırım bende böyle bir izlenim bırakmasıdır.