Ak Parti
Yazarlar // 15 Ağustos 2017 Salı 13:33

Ragıp GÖKER

Siyasette rüzgar estiren liderin önünü kesmek mümkün olmuyor.
Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Belediye Başkanı seçildiğinde, İstanbul’un kaderini değiştirmiş, kısa sürede yakaladığı başarıyla yıldızının daha da parlayacağı anlaşılmıştı.
Önünü kesmeyi denediler.
Okuduğu bir şiir nedeniyle hapse bile atıldı. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kuruluş kurulduğu yılları hatırlıyorum.
O dönem çalıştığım Dünya Gazetesi adına Merzifon’da iş adamlarıyla konuşurken, Silverline adıyla aspiratör, davlumbaz ve mutfak ankastreleri üreten Gümüşfon’un kurucularından Mehmet Bulak, ‘’parti kurarsa oyumu buna veririm’’ dediğinde şaşırmıştım.
Solcu olarak tanıdığım Mehmet Bulak’ın Erdoğan’ın partisine oy verme gerekçesi basitti aslında. ‘’Bahanelerle önünü kesmek istiyorlar’’ diyordu.
Hani mağdura destek verme hasletimiz var ya bizim.
Recep Tayyip Erdoğan’a verilen desteğin yegane gerekçesi buydu.
Özal’ı ANAP’ın ilk yıllarında yaptığı gibi Erdoğan’ın AK Parti’si de, az zamanda çok büyük işler başardı.
Sağlık Reformu mesela başlı başına bir yenilik olarak seçmenin oyunu almaya yetmişti.
Bölünmüş yol projeleri de AK Parti’ye olan ilginin arması için başka bir nedendi.
Ekonomi politikalarında özellikle 2007 yılına kadar sürdürülen disiplin anlayışı, ekonomide istikrar sağlanmasını getirmiş, bu da seçmen ilgisinin devamlı AK Parti üzerinde kalmasını sağlamıştı.
Önceki gün 16. kuruluş yıldönümünü kutlayan AK Parti bu dönemde kapatma davalarının yanı sıra, biri muhtıra ve biri FETÖ’cü darbe olmak üzere önemli badireleri de göğüslemek durumunda kaldı.
Uzun yıllar iktidarda kalan partileri bekleyen o tehlikenin günümüzde AK Parti’yi de etkilediği anlaşılıyor.
Partinin Kurucu Lideri ve Genel Başkanı olan Cumhurbaşkanı Erdoğan, buna ‘’metal yorgunluğu’’ diyor.
Partinin hantal bir yapıya büründüğü anlaşılıyor.
Günümüzde, partinin adını alan Adalet, anlayışına şikayetler ayyuka çıkmış durumda.
Kalkınmanın da akamete uğradığını anlıyoruz.
Genç nüfusu artan ülkemizde, bu genç neslin istihdamını sağlayacak yeni yatırımları göremiyoruz.
Partinin hantallaştığını en iyi gören de Erdoğan oldu.
‘’Yorulan bıraksın’’ diyor. ‘’Bırakmayanı da ben göndereceğim’’ demeyi de ihmal etmiyor.
Erdoğan dışında AK Parti’de, 16 Nisan itibariyle Türkiye siyasetinin bütünüyle değiştiğini Erdoğan’dan başka kimse görememiş anlaşılan.
2002’de yüzde 34.3’le tek başına iktidara gelen AK Parti, son seçimde yüzde 49 oy alsa da, ilk seçimde yüzde 49.9’un da yetmeyeceğini biliyor Cumhurbaşkanı.
İlk seçimde yüzde 50.1 oy almayan partinin adayı Cumhurbaşkanı olamıyor.
Adayı Cumhurbaşkanı seçilemeyen parti, iktidarda da olamıyor yani.
Bu nedenle yenlenme kaçınılmaz gir gereklilik olarak ortaya çıkıyor.