Adalet
Yazarlar // 17 Haziran 2017 Cumartesi 00:35

Ragıp GÖKER

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Enis Berberoğlu’nun yargılandığı ‘Mit Tırları’ davasından 25 yıla mahkum olmasından sonra tutuklanması üzerine, elinde ‘adalet’ yazan pankartla Ankara’dan İstanbul’a yürüyüş başlatan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu ‘ Adalet yolda bulacağımız kayıp eşya’’ değildir, diyerek eleştirse de, sözlükler adaleti ‘’hak ve hukuka uygunluk, hak ve hukuku gözetme, yerine getirme ve doğruluk’’ diye tanımlıyor.
Adalet, en az can güvenliği kadar gerekli ve önemlidir.
Yaklaşık 25 yıl önce,  bir dönem Milli Eğitim ile Kültür ve Turizm Bakanlığı da yapmış, Anavatan Partisi Eski Genel Başkanlarından Erkan Mumcu’nun da ararlında bulunduğu yaklaşık 30 kişilik gurupla, bir arama konferansına katılmıştım.
SAMSİAD’ın düzenlediği konferansı yöneten NETAŞ’ın eski Genel Müdürlerinden Tanju Argun, bir kağıda ülkemizin üç önemli sorununu yazmamızı istemişti.
İlk sırada can güvenliği çıkmıştı ama benim en önemli sorun olarak gördüğüm ‘herkes için adalet’ konusu, ikinci önemli sorun olarak ortaya konmuştu.
Can güvenliği yoksa adaletin de bir işe yaramayacağını düşünenler olabilir ama devlet önlem alarak yurttaşlarının can güvenliğini sağlayabilir.
Ve fakat
Adaletin terazisi yanlış tartmaya başlamışsa ve devlet artık yurttaşlarına adil davranmıyorsa, ülkede bütün dengeler bozulur.
Bu devirde kimse Hz Ömer değil.
O mübarek insan kadar da adil olmayız hiç birimiz.
Öyleyse hukukun evrensel kurallarına uyacağız.
Devlet de bunu sağlamak zorunda zaten.
Enis Berberoğlu, suçlu mu, masum mu o tartışmaya girmeyeceğim.
Ama yapılan tartışmalara bakacak olursak, kararın kamu vicdanında da adil bulunmadığı anlaşılıyor.
Tartışma da bunun üzerinden yürüyor.
Kılıçdaroğlu’nun Ankara’dan İstanbul’a başlattığı adalet yürüyüşüne Bahçeli’nin gösterdiği tepkiyi, AK Partililerin göstermediğini düşünürken,   dün Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’dan sert bir açıklama geldi.
Kılıçdaroğlu’nun eylemini eleştiri sınırlarının ötesinde bulan Adalet Bakanı, yargılama süreci devam ederken yapılan eylem ve açıklamaların, süreci hukuka aykırı olarak etkileyeceğini ve yargı mensuplarını hedefi yapabileceğini bildirdi.
Bozdağ’ın, yargı mensuplarını hedef göstermenin yanı sıra, tahkir ve tehdit etmenin de açıkça suç işlemek anlamına geleceğini söylediği açıklamasına, Kemal Kılıçdaoğrlu’nun yanıtı gecikmedi.
Yürüyüşünü 15 Temmuz’da halkın sokağa çıkıp darbeyi engellemesiyle kıyaslayan Kılıçdaoğlu, kendisinin de sokağa çıkarak demokrasiye sahip çıktığını söyledi.
Hükümet kanadından tepkinin bir gün geç gelmesini ise şöyle yorumlamak mümkün:
Türk basının aksine Kılıçdaroğlu’nun adalet yürüyüşünün batı basınında geniş yer bulması hükümeti rahatsız etmiş olmalı.
Karşılıklı restleşmelerin önümüzdeki günlerde artarak süreceği anlaşılıyor.
Kılıçdaroğlu’nun dünkü açıklamaları sırasında söylediği ‘’binlerce kişiyi üzerime salmanın altyapısını hazırlıyorlar’’ şeklinde sözlerini işitince tüylerim ürperdi.
Allah korusun, böyle bir şeyin olmasını hiç kimse istemez.
Hükümetin yürüyüşün güvenliğini sağlamak için her türlü önlemi aldığı anlaşılıyor ama gerek hükümet ve gerekse CHP kanadından gelen açıklamaların daha dikkatli yapılmasında fayda var.