19 Mayıs Platformu
Yazarlar // 17 Ocak 2019 Perşembe 11:46

Ragıp GÖKER

19 Mayıs’ın yüzüncü yılında törenlerin, görkemli şekilde kutlanmasını sağlamak için sivil inisiyatif devreye girdi.

Elinde bir bütçe olmadığı için Valilik, bu konuda bir adım atamıyor zira.

Aralarında H.HALK Gazetesi, Baro, Mimarlar Odası, EMO, ÇYDD, Eğitim İş gibi 50 dolayında Sivil Toplum Kuruluşundan temsilciler, dün Mimarlar Odası Samsun Şube Başkanlığında toplanarak, Yüzüncü yılın görkemli törenlerle kutlanması için, 19 Mayıs Platformu’nu kurduklarını açıkladılar.

Platform Sözcüsü Emin Kırbıyık,’’Bu salonda gördüğünüz topluluk, kentimizin ilmini, irfanını, alın terini kültürünü, sesini ve rengini temsil ediyor. Bu coğrafyanın vicdanını, hoşgörüsünü ve öfkesini temsil ediyor. Vatana, Cumhuriyete, Mustafa Kemal Atatürk’e, İlkelerine ve devrimlerine ölesiye bağlılığı temsil ediyor’’ dedi.

Bu yılın sadece kutlama yılı olmadığını da söyleyen Kırbıyık, ‘’Bu yıl Atatürk gibi düşünme, yoktan var etmeyle, kaybettiklerimizi kazanma yılıdır. Bu amaçla, Samsun’da, her alanda çalışmalarını sürdüren yaklaşık Elli Sivil Toplum Kuruluşu, bir araya geldik’’ derken, Yüzüncü yılda Sivil İnisiyatif olarak kutlamalarda etkin rol almak adına kurulan Samsun Yüzüncü Yıl Platformunun çalışmaya başladığını belirtti.

Kırbıyık ayrıca, her türlü sulandırma girişimlerine karşın, bu yılın Atatürk Yılı ilan edilmesi için ısrar edeceklerini bildirdi.

Bu yıl,19 Mayıs’ın Yüzüncü yılını kutlayacağız.

Bu yılın, her yıldan farklı olmasını istiyoruz.

Törenlerin de önceki benzerlerinden farklı olması gerektiğini anlatmaya çalışıyoruz.

Ve fakat.

Samsun’un üzerine bir ölü toprağı serilmiş sanki.

Şehri yönetenler duyarsız yani.

Bu durum canımı sıkıyor açıkça, duyarsızlığa dikkati çekmek adına ilkyazımı geçen yıl yayınladım, bu yazı da, Yüzüncü Yıl Platformunun kurulması vesilesiyle bu konudaki dördüncü yazıdır.

STK’ların harekete geçmesine sevindim elbette ama Samsun’un bir bütün halinde hareket etmesi gerekir ki, şehri yönetenler de daha duyarlı olsunlar.

Yüzüncü yılın önemini anlamak için, bu topraklarda 1919’un şartlarını bilmek gerekir aslında.

Çanakkale’deki destansı mücadelenin sonunda kazanılan şanlı zafere rağmen, Birinci Dünya Savaşı’na birlikte girdiğimiz Alman’lar yenilince, bizde yenilmiş sayıldık.

16 Mayıs’ta Bandırma Vapuruyla İstanbul’dan hareket eden Mustafa Kemal, 18 Silah arkadaşıyla birlikte 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak bastığında, Sevr gibi yüzkarası bir antlaşmaya imza atmamız nedeniyle yurdumuzun dört bir tarafı işgal edilmişti.

Balkanlar’daki vatan toprakların zaten kaybetmiştik ama 15 Mayıs 1919’da Yunan İzmir’e çıkışı, bardağı taşıran son damla olmuştu.

Bu da yetmezmiş gibi işbirlikçi Rum ve Ermeni çeteleri köy ve kasabalara düzenledikleri baskınlarla yoksul halkımızın canına, malına ve ırzına tasallut ediyordu.

Ordumuz yoktu.

Düşmana karşı kullanacağımız silahlarımız da elimizden alınmıştı.

Ama imanımız sağlamdı.

Ezelden beri hür yaşamış millet, vatan topraklarının düşman çizmeleri altına ezilmesini kabul etmeyecek Mustafa Kemal gibi birini de yetiştirmişti çok şükür.

O’nun komutasında, mazlum milletlere örnek olacak efsanevi kurtuluş savaşını kazanarak yurdumuzu düşman işgalinden kurtardık.

Mustafa Kemal, daha sonra 19 Mayıs 1919’un şartlarını şöyle anlatıyordu:

“Düşmanların İzmir’e çıktıkları ve bütün vatan parçalamaya karar verdikleri günlerde idi. İstanbul’dan çıkarak Samsun’a gelmiştim. Bu güzel ve kıymetli şehirde yabancı askerler ve subaylar dolaşıyordu. Bu güzel şehir ahalisinin dahil ile irtibatı Merzifon’da bulunan yabancı askerlerle kesilmişti. Karadeniz’e açık olan bu şehir ve onun vatanperver halkı, düşman donanmasının toplarıyla tehdit altında bulunuyordu. Fakat bütün bunlara rağmen, Samsun’u ve Samsun halkını gördüğüm zaman memleket ve millete ait bütün tasavvurlarımın, kararlarımın her hâlde başarılması mümkün olduğuna bir defa daha kuvvetle inandım. Samsunluların hâl ve vaziyetlerinde gördüğüm, gözlerinde okuduğum vatanperverlik, fedakârlık, ümit ve tasavvurlarımı müspet kanaate eriştirmeye kâfi gelmişti.”