15 Temmuz’un Yıl Dönümünde
Yazarlar // 15 Temmuz 2018 Pazar 12:31

Ragıp GÖKER

Bugün hain FETÖ kalkışmasının ikinci yıl dönümü.

İki yıl önce bugün akşam saatleri olduğunda tıpkı 12 Eylül’deki gibi Boğaziçi Köprüsüne konuşlanmış askerleri görünce, ordunun bir darbe hazırlığında olduğunu düşündük ama kısa bir süre sonra bunun ordumuzun içinde yuvalanmış hainlerin işi olduğu anlaşıldı.

Cumhurbaşkanı’nın CNN Türk’te Hande Fırat’ın yayınından halka seslenişinin yanı sıra, gerek Başbakan Binali Yıldırım ve gerekse siyasi parti liderlerinin darbe karşıtı söylemleri sonucunda halkımız demokrasiye sahip çıkmıştı.

Halkımızın yanı sıra polis teşkilatımız ve ordumuzun yurtsever mensuplarının direnişi sonucunda engellenen hain kalkışmada, 248 şehit verdik.

15 Temmuz’da 2 bin 200 dolayında da gazimizle de aslında sadece demokrasimizi korumadık.

O gece kahramanlarımız bir anlamda ülkemizi de korumuş oldular.

Hainlerin darbe girişimi engellenmiş olsa da, her askeri darbenin ağır sonuçları olur.

Ülke olarak bu bedeli ödedik.

Ekonomimiz ağır yara aldı.

Uzun süredir başımıza musallat olan terör belasını def etmek için uğraşıyoruz.

Bu uğurda 10 binlerce şehit verdik biliyorsunuz.

Terörle mücadelenin ülkemiz ekonomisine verdiği zararı hiç söylemiyorum.

Bu terör belası olmasaydı, ülkemiz en azından iki kat büyürdü eminim.

Terör belasından ‘’kurtulduk’’ diye düşünürken, iki yıl önce bugün bir başka belayla karşı karşıya kaldık.

‘’Bir musibet, bin nasihatten iyidir’’ dendiği atalar sözündeki gibi, keşke olmasaydı ama bu hain girişim sayesinde FETÖ’nün devletin kılcal damarlarına kadar sızdığını da öğrenmiş olduk aslında.

Ergenekon sürecinde ordumuzun yurtsever subaylarına yapılan zulmün, FETÖ kumpası olduğu zaten biliniyordu ama halkımızın tamamı da bunu, o hain girişim sayesinde öğrendi.

Peygamber Ocağı olarak bildiğimiz ordumuzun nasıl kuşatıldığını şimdi daha iyi anlıyoruz.

FETÖ sadece ordumuzu da kuşatmamış.

Adalet mekanizmamız da bunların eline geçmiş.

Kurumlarımızın tamamında büyük bir temizlik yapıldı.

‘’Su uyur, düşman uyumaz’’ demiş atalarımız.

Bu sözü unutmayacağız.

Bir daha böyle bir yanlışa düşmeyeceğiz eminim.

Kurumlarımıza başta yönetici olmak üzere görevlileri atarken ‘’şu senin adamın, bu da benim adamım’’ şeklinde bir anlayışa izin vermeyeceğiz.

Liyakati esas alacağız.