Sefalet Ücretiyle Yaşamak
Yazarlar // 23 Ocak 2026 Cuma 12:05

Ragıp GÖKER

Paramızın değer kaybıyla birlikte emekli maaşlarındaki erimeyi nicedir yazıyoruz.

TÜİK’in Aralık ayı enflasyonunu açıklamasının ardından emekli maaşlarına yapılacak zam oranı yüzde 12,19 olarak gerçekleşti.

Ve fakat.
Enflasyon rakamları, en çok da en düşük emekli maaşlarının ne kadar artacağı üzerinde yoğunlaştı. Aralık ayı sonu itibarıyla en düşük emekli maaşı 16 bin 881 liraydı, biliyorsunuz.
Yüzde 12,19 oranındaki enflasyon farkı ile en düşük emekli maaşı 18 bin 938 liraya yükselecekti.

İktidar partisi AK Parti bu rakamı yetersiz buldu ve en düşük emekli maaşının 20 bin lira olması gerektiğine karar verdi. Bu konuda hazırlanan kanun teklifi de TBMM’ye sunuldu.

İktidarın en düşük emekli maaşında öngördüğü bin 62 liralık artış, büyük bir tartışmayı da ateşlemiş oldu.

CHP Grubu Meclis’te nöbet tutmaya başladı.

CHP Grubu’nun nöbeti, teklifin Genel Kurul’da görüşüldüğü tarihe kadar sürdü.

Ve fakat.
CHP’lilerin Meclis’te nöbet tuttuğu sıralarda, iktidarın en düşük emekli aylığına yapmayı öngördüğü bin 62 liralık artışa en sert tepki, Cumhur İttifakı ortaklarından MHP’nin Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den geldi.

Bahçeli’nin emekli maaşlarını “sefalet ücreti” olarak tanımlaması, yeni bir düzenleme yapılabileceğine dair bir beklenti oluşturdu haliyle.

Bu çıkışın ardından CHP, asgari ücretle birlikte en düşük emekli maaşının açlık sınırı olan 39 bin liraya çıkarılması için yasa teklifi hazırladı.

Ancak Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada “CHP’nin işi gücü istismar” ifadelerini kullanarak bu önergenin desteklenmeyeceğine dair ilk işareti verdi.

Bahçeli, emekli maaşlarının “sefalet ücreti” olduğu yönündeki değerlendirmesinin arkasında durduğunu ve emeklilerin yanında olduklarını söyledi; ancak CHP’nin teklifine olumlu oy vermeyeceklerini de açıkça ortaya koydu.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan da önceki günkü grup toplantısında konuya son noktayı koyarak en düşük emekli maaşının 20 bin lira olacağını açıkladı.

AK Parti’nin 20 bin liralık teklifi de bu doğrultuda kabul edildi.

Cumhurbaşkanı, grup toplantısında ayrıca göreve geldikleri dönemdeki en düşük emekli maaşı ile bugünkü maaşlar arasında bir karşılaştırma yaptı. Erdoğan, göreve geldikleri yıl en düşük emekli maaşının 66 lira olduğunu ve bunun 40 dolara denk geldiğini söyledi.

Kimlerin 66 lira emekli maaşı aldığını bilmem; ancak ben 2003 yılı Şubat ayında emekli olduğumda, “yaşlılık aylığı” adı altında bağlanan maaşım 475 liraydı. O dönem bu maaş, asgari ücretin 2,1 katı kadardı.

Cumhurbaşkanı dolar kuru üzerinden bir değerlendirme yapmış olabilir; ben ise altın üzerinden bir değerlendirme yapacağım.

Hangisinin daha gerçekçi olduğunu tartışabiliriz.

Kendi maaşım üzerinden konuşayım:
23 yıl önce aldığım 475 liralık ilk maaşımla 15 çeyrek altın alabiliyorken, 28 bin 277 liraya yükselen bu yılın ocak ayındaki maaşımla, günümüzde fiyatı 11 bin 300 liraya ulaşan çeyrek altından ancak 2,5 adet alabiliyorum.

Maaşım artmış, evet.
Ama maaşımın alım gücü büyük ölçüde erimiş durumda.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da, Devlet Bahçeli de emeklilere sahip çıktıklarını söylüyorlar.
Ancak paramızın değer kaybı sürdükçe, emekli maaşları ne kadar artarsa artsın, sefalet ücreti olmaktan kurtulamıyor ne yazık ki.

Mesele rakam değil.
Mesele zam oranı hiç değil.
Mesele, emeklinin her ay biraz daha yoksullaşması.

Bugün 20 bin lira, dünkü 18 bin liradan fazla olabilir ama dünkü hayat bugünkünden ucuzdu. Emeklinin sofrası küçülüyor, pazardaki filesi hafifliyor, umudu eksiliyor.

Siyasetçiler hâlâ maaşların “arttığını” anlatıyor.
Oysa emekli, maaşının neye yetmediğini yaşıyor.

Dolar hesabı yapılabilir.
Altın hesabı yapılabilir.
Ama asıl hesap, mutfakta yapılır.

Ve o mutfakta bugün kaynayan şey, ne yazık ki refah değil;
sefaletin ta kendisidir.