Kalleş ve küstah ABD ve onun şımarttığı terör devleti “Katil İsrail”, coğrafyamızı kan gölüne dönüştürüyorlar.
İran’a saldırdılar ve İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’i ailesiyle birlikte şehit ettiler.
ABD ve onun çılgın Başkanı Donald Trump, aslında sadece bölgemize musallat olmuş da değil. Sırada hangi ülke var bilmem ama birkaç ay önce Venezüella’ya müdahale etmiş ve Devlet Başkanı Maduro’yu, sarayındaki yatağında uyurken alıp New York’ta mahkemeye çıkardı.
Dünya, bir devlet başkanının karısıyla birlikte derdest edilmesini sessizce izlemesi üzerine bu defa Danimarka toprağı olan Grönland’da gözünü dikmişti. “Grönland bana lazım” demişti.
Grönland konusu şimdilik askıda gibi duruyor ama dünya bu küstahlığı da şaşkınlıkla izlemişti.
Venezüella’ya müdahaleye gerekçe olarak devlet eliyle uyuşturucu trafiğinin yürütülmesi gibi bir bahane ileri sürülmüştü ama asıl amacın Venezüella petrolünü kontrol etmek olduğunu herkes biliyordu. Grönland bahanesi ise güvenlik olarak adlandırılıyordu.
ABD, 1979’daki devrimden bu yana zaten hiç geçinemiyordu. Oysa İran’daki rejim değişikliği on binlerce kilometre uzaktaki ABD’yi ne diye ilgilendirir? İran nere, ABD nere? Cevap basit aslında! Gerekçe İsrail’in güvenliğini sağlamaktı.
Zira Şah döneminde ABD kuklası iken, devrimle birlikte bir din devletine dönüşen İran’ın bölgedeki İsrail küstahlığına izin vermeyeceği de bilinen bir gerçekti.
Cumartesi günü başlayan saldırı, tek bir gerekçeyle açıklanabilir: O da İsrail’in güvenliğini sağlamaktır.
Ki; En son Suriye’de rejimin değişmesine neden olan ülkelerde gerçekleşen bütün müdahalelerin bir gerekçesi Ortadoğu petrollerini kontrol etmekse, bir gerekçesi de ve belki de en önemlisi İsrail’e karşı olası tehditleri yok etmekti.
SIRA HANGİ ÜLKEDE?
İran’a saldırının, topraklarındaki Amerikan üslerinden kalkan uçaklar ve ateşlenen füzelerle gerçekleştiği Körfez ülkeleri ki; hepsi sözüm ona İslam ülkesi.
İran’da haklı olarak saldırıya karşı misillemeyi, o ülkelerdeki ABD üsleri üzerinden gerçekleştirdi zaten. İran’a saldırı tümü İslam ülkesi olarak bilinen başta Suudi Arabistan olmak üzere Körfez ülkeleri, ABD ile kirli ilişkilerini sürdüre dursunlar, mesela yarın bir gün İsrail, Suudi Arabistan’ı bir tehdit olarak görürse ne olacak?
ABD’nin İsrail’in yanında olacağı unutulmamalıdır. Böyle bir durumda şu soru akla geliyor: Sıra hangi ülkede?
İRAN DA KENDİNİ SORGULAMALI
İran’ın, coğrafyamızdaki çadır devletleri olarak niteleyebileceğimiz çoğu Ortadoğu ülkesinden farklı olarak bin yıllara dayanan devlet tecrübesi olduğunu biliyoruz.
Bu nedenle Kasım Süleymani’nin yanı sıra, Filistin Başbakanı olan Hamas Lideri İsmail Haniye’nin İran içerisinden açılan ateşle katledilmesi bir güvenlik açığını da ortaya çıkarmıştır. İran, bu durumu sorgulamalıdır.
COĞRAFYAMIZDA SULAR DURULMALI
İran’daki rejimin halkına baskı uyguladığı bir sır değil elbette ancak, komşumuz İran’a yapılan bu hain saldırıyı şiddetle kınıyorum.
Dünya görüşüm nedeniyle savaşı bir cinayet olarak görmüşümdür daima.
Petrol sevkiyatının yaklaşık yüzde 30’unun gerçekleştiği Hürmüz Boğazı’ndaki ateşin bir an önce sönmesini diliyorum. Zira bu ateşin bütün dünyayı sarması gibi bir tehdit ortadayken, “Yanan yansın, ben keyfime bakarım” deme lüksümüz yoktur. Ateş bir an önce sönmeli, coğrafyamızda sular bir an önce durulmalıdır.
“Yurtta Barış, Dünyada Barış” ne büyük bir öngörüymüş, kıymetini bir kez daha anlamış bulunuyoruz.
