Hüsamettin Cindoruk ve Ortak Anılar
Yazarlar // 14 Nisan 2026 Salı 12:14

Ragıp GÖKER

1985 yılıydı. Rahmetli İsmail Başaran, Milliyet gazetesinin Samsun Büro Şefi olunca, ekonomik zorluklar içindeki Türk Haberler Ajansı (THA)’da nöbeti ben devralmıştım ki ajans, daha fazla dayanamamış; o yılın 10 Nisan günü, Polis Bayramı’nı kutlamak için gittiğimiz Samsun Emniyet Müdürü rahmetli Kamil Acun’un makam odasına gelen bir telefonla kapandığını öğrenmiştim.

Samsun Etkinlik Takvimi

 

Hani nasıl denir, “hikmetinden sual olunmaz”... Yüce Allah, Ahmet Arif’in o şiirinde dediği gibi, kendimi bir an için duldasız ve pusatsız hissettiğim gün, benim için bir kapıyı kapatırken bir kapıyı açıyordu. Ajansın kapandığı haberini aldığım gün, aynı zamanda kadromun Güneş gazetesine devredildiğini öğreniyordum.

Güneş gazetesi de 1991 yılında kapanınca, 1992 yılının 10 Nisan günü rahmetli Nezih Demirkent bana Dünya gazetesinin kapılarını açacaktı.

80’li yılların o zor zamanlarında tanıdım ben rahmetli Hüsamettin Cindoruk’u.

 

Ajans ekonomik zorluklar yaşadığı için olsa gerek, DYP’nin çiçeği burnundaki Genel Başkanı Cindoruk’un Karadeniz gezisini Ankara’dan takip edecek birini gönderememiş, THA’nın o yıllardaki Yurt Haberler Servisi Şefi, “Samsun’dan Artvin’e kadar sürecek geziyi sen takip edeceksin” demişti.

Haber Arşivi Erişimi

 

Zaten düzenli maaş alamıyorduk ama DYP Genel Başkanı’nın Karadeniz gezisini takip etmek için görevlendirilen bana iş avansı da gönderilmemişti.

Kelimenin tam anlamıyla duldasız ve pusatsızdım yani. (Pusatın silah anlamına geldiği bilinir. Dulda ise rüzgâr, yağmur veya güneşten koruyan kuytu, gölge ve gizli yer demektir.)

Neyse, Cindoruk’la birlikte; Mehmet Gölhan, Erman Yerdelen, Mehmet Dülger ve “Üç Fidan” olarak bilinen Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamını isteyen 12 Mart’ın savcısı Baki Tuğ gibi isimlerin yer aldığı otobüse Samsun’dan binerek geziyi takibe başladım.

Güneş’in kurulmasıyla birlikte, rahmetli Güneri Cıvaoğlu’nun kazandırdıkları sayesinde 80’ler gazeteciler için “Altın Çağ” gibiydi ama ajansın içinde bulunduğu ekonomik darboğaz nedeniyle, Güneş’in kadrosuna geçene kadar benim için zor yıllar olmuştu.

Samsun Etkinlik Takvimi

 

Şimdilerde olduğu gibi gazete manşetleri tek merkezden servis edilmediği için habere ulaşmak zordu. Görevde kalabilmenin tek koşulu başarılı olmaktı.

“Haber atlatmak” diye bir olgu vardı.

Kimsenin gözünün yaşına bakılmazdı. Bu nedenle haber konusunda kimseden yardım da bekleyemezdin.

Cep telefonu ve tabletler de yoktu.

Büromuzda teleksimiz vardı ama Cindoruk’un gezisini takip ettiğimiz seyahatlerde haberi PTT’den telefonla yazdırıyorduk.

Fotoğrafları da merkeze telefoto cihazıyla gönderirdik.

Cindoruk’un otobüsü her yerleşim yerinde duruyor, kendisini karşılayanlara DYP’yi ve politikalarını anlatıyordu.

DP ve AP’nin devamı olduğu için DYP’nin bilinen bir siyaseti vardı ama “gözden ırak olan gönülden de ırak olur” gerçeğinden hareketle, bilindik olsa da DYP siyaseti halka hatırlatılmalıydı.

Zincirbozanlı yılların ardından zaten gerek Bülent Ecevit gerekse Süleyman Demirel sahada olamasalar da kendilerini unutturmamak adına siyaseti bir anlamda sürdürüyorlardı.

Benim Samsun’dan dahil olduğum Hüsamettin Cindoruk ve arkadaşlarının gezisinde gördüğüm şuydu: DYP’nin temsil ettiği merkez sağ politikalarının Samsun’da zaten önemli bir tabanı vardı ama Karadeniz gezisi sırasında Cindoruk’u takip eden kalabalıkların, Samsun’dan itibaren Artvin’in Erzurum sınırındaki Yusufeli ilçesine kadar süren mitinglerde giderek artmasıydı.

Cindoruk’un o gezisiyle birlikte, DYP kadroları yasakların kalkması adına iktidar üzerinde baskı oluşturmaya başlamışlardı.

Nitekim yasaklar kalkınca Cindoruk, bayrak nöbetinde bayrağı asıl sahibi Süleyman Demirel’e devretmişti.

Cindoruk’la o geziden sonra yollarımız iki kez daha kesişmişti.

Biri, şu sıralar Özgür Özel’in gündeme getirdiği gibi, Samsun için 1986 yılında yapılan ara seçim sırasında olmuştu.

Samsun’un Bafra, Alaçam, Vezirköprü, Havza ve Ladik ilçelerini kapsayan 2. seçim bölgesinde boşalan bir sandalye için yapılan seçimde DYP, Hüsamettin Cindoruk’u aday göstermişti.

Samsun Etkinlik Takvimi

 

Cindoruk, SHP’nin adayı Suat Binici ve ANAP’ın adayı PTT Genel Müdürü Emekli Tümgeneral Servet Bilgi’yi geride bırakarak Samsun Milletvekili seçilmişti.

DYP; Fahrettin Gözoğlu, Yücel Türe, Yalçın Yanar, Cevdet Pınar gibi siyasetçilerin olağanüstü çabasıyla yürütülen kampanya sayesinde, ANAP’ın güçlü adayına rağmen Cindoruk’un seçimi kazanmasını sağlamıştı.

O yıllarda Samsun Büro Şefi olarak çalıştığım Güneş gazetesinin seçimleri izlemek adına Samsun’a gönderdiği Haber Müdürü Tanju Cılızoğlu ile birlikte baştan sona izlediğim bu kampanya, Özal’lı dönemlerin sonunu hazırlayan ilk adım gibiydi. ANAP’ın kendisini yenilmez gördüğü dönemde alınan bu sonuç, DYP iktidarının ayak sesleri olarak yorumlanmıştı.

Hüsamettin Cindoruk’la yollarımızın üçüncü kez kesişmesi ise 2019’daki 100. yıl törenleri sırasında olmuştu. Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç’in, aralarında Avukat Turgut Kazan’ın da bulunduğu bir heyetle Samsun’a geldiği gün, Mehmet Yazıcı’nın ev sahipliğindeki bir yemekte bir araya gelmiştik.

Dün Zincirlikuyu Mezarlığı’nda toprağa verilen Hüsamettin Cindoruk, ülkemizin yetiştirdiği çok önemli siyaset ve devlet adamlarından biri olmasının yanı sıra, ilerici bir aydın olarak da yeri zor doldurulacak bir değerimizdi.

Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun.