Sanki her tarafta var bir düğün. / Çünkü en şerefli, en mutlu gün. / Bugün 23 Nisan. / Hep neşe doluyor insan.
Bu satırların yazarı dâhil, Saip Egüz’ün bu şiiriyle büyüdü bir kuşağın çocukları.
Hatırladığım 23 Nisan Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramı’na dair en eski kutlama töreni, üzerinden yaklaşık 60 yıl önce, mübadele öncesi bölgede yerleşik Rumlardan kalma bir binadan bozma Aşağıçinik Köyü İlkokulu’ndaki törendi.
Saip Egüz’ün şiirini ilk defa hep bir ağızdan, neşeyle söylediğimizi hatırlıyorum.
Çocuktuk elbette. Öğretmenimiz, “Bu bayram sizin bayramınız” demişti. Neden bizim bayramımız olduğunu tam kavrayamasak da, o sözün içimizde uyandırdığı sevinci çok iyi hatırlıyorum.
O günlerin 23 Nisan’ı sadece bir tören değildi; sokakta, okulda, çarşıda hissedilen bir bayramdı.
Samsun’da bayram demek, Atatürk Caddesi demekti.
Resmî geçidi izlemek için sabahın erken saatlerinde caddede yerimizi alır, tören biter bitmez fuara koşardık. Bugün 40’lı yaşlarını sürmekte olan Akademisyen oğlum Doğuşcan gibi Lunapark, çocuklar için bayramın vazgeçilmez parçasıydı. Sadece çocuklar için değil; esnaf için de bayramdı o günler. Lokantalar dolar taşar, fotoğrafçılar gün boyu çalışırdı.
Doğan Kaynar, Bahri Altay gibi ustalar, kortejdeki çocukların ve izleyicilerin fotoğraflarını çeker, günlerce dükkânlarının önünde sergilerdi. Bayram, şehrin tamamına yayılan bir canlılıktı.
Sonra bir şey değişti.
Bayramlar önce caddelerden çekildi, ardından stadyumlardan. Geniş alanlarda, binlerce insanın bir arada kutladığı o törenler yerini okul bahçelerine bıraktı. Bayram, kamusal bir coşkudan çıkıp dar bir alana sıkıştı.
Bugün ise mesele sadece mekân meselesi de değil.
Kahramanmaraş’taki bir okulda bir öğretmen ve 8 öğrencimizin hayatını kaybettiği menfur saldırının ardından, tören yapılıp yapılmayacağı kararının okul yöneticilerine bırakılması bile içinde bulunduğumuz ruh hâlini anlatmaya yetiyor.
Çocuklarımızı ve öğretmenlerimizi koruyamadığımız bir ortamda, bayramdan beklenen o coşkunun eksilmesi şaşırtıcı değil.
Aileler artık çocuklarını sadece okula gönderirken değil, bir bayram törenine gönderirken de tereddüt ediyor.
Hal böyleyken, “neşe doluyor insan” diyebilmek kolay değil.
Oysa 23 Nisan, sıradan bir gün değildir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açıldığı, egemenliğin saraydan alınıp millete verildiği gündür. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’da başlattığı yürüyüşün siyasi iradeye dönüştüğü, Kurtuluş Savaşı’nın sevk ve idare edildiği merkezdir Meclis.
Ve bu anlamlı gün, çocuklara armağan edilerek dünyada eşi benzeri olmayan bir bayrama dönüştürülmüştür.
Tam da bu yüzden mesele sadece bir bayramın nasıl kutlandığı değil; o bayramın ruhunun yaşatılıp yaşatılamadığıdır.
Bugün eksik olan da tam olarak budur.
Yeniden meydanlarda, caddelerde, korkusuz ve coşkuyla kutlanacak 23 Nisan’lara kavuşabilmek dileğiyle,
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun.
