Anadolu'dan Dünyaya: CANİK'in Sessiz Devrimi
Yazarlar // 28 Ocak 2026 Çarşamba 12:02

Ragıp GÖKER

Anadolu sanayisinin en çarpıcı başarı hikâyelerinden biri, Samsun'da bir torna ustasının elinden başlayıp, bugün dünyanın en büyük tabanca üreticileri arasında yer alan CANİK markasında somutlaşıyor.

Her şey, Karadenizli silah ustalarının mikron hassasiyetindeki el becerisiyle şekillenen bir gelenekten geliyor. Samsunlu Nami Kahraman, Canik 55 adıyla attığı adımla bu geleneği modern sanayiye taşıdı.

Ancak kişisel sermaye yetmeyince, Özal dönemi Ticaret Bakanı Cahit Aral'ın oğlu H. Zafer Aral'a devir gerçekleşti. O gün Nami Kahraman'ın yaşadığı burukluk anlaşılır; fakat bugün baktığımızda, markanın "uçup gitmesi" değil, kanatlanıp küresel arenaya yükselmesi olarak görüyoruz.

Zafer Aral ve oğlu SYS Grup CEO'su Cahit Utku Aral yönetiminde CANİK, teşvikten, arsa tahsisinden veya kamu ihalelerinden çok daha fazlasıyla büyüdü: bilgiyle, küresel vizyonla ve durmaksızın yenilenmeyle.

Bugün,  yani 2026 itibarıyla tablo şöyle:
Türkiye'deki tesislerde ve ABD Florida West Palm Beach'teki CANiK USA fabrikasında toplam hafif silah üretimi 2025'te 450 bin adedi buldu; 2026 hedefi 500 bin adet.

Konsolide ciro hedefi 2026 için 300 milyon dolar. Bunun yaklaşık 210 milyonu Türkiye'den, kalanı yurt dışı iştiraklerden gelecek.

SYS Grup, dünyanın en büyük 100 savunma sanayi şirketi arasına girmeyi hedefliyor; bu da ciroda 500 milyon dolar bandına yaklaşmak demek.

ABD'deki fabrika, 2024 sonunda üretime başladı; 2025'te 60 bin, 2026'da 100 bin adet "Made in USA" tabanca hedefi var. İlk ürün METE MC9 Prime oldu, ardından SHOT Show 2026'da Radian Weapons ile ortak geliştirilen PRIME RADIAN tanıtıldı – recoil kontrolü ve flat shooting performansıyla endüstriyi sallayan bir model.

ABD pazarı, dünyanın en sert rekabet alanı. Glock, Sig Sauer, Smith & Wesson gibi devlerle fiyat-performans, güvenilirlik ve yenilikle yarışılıyor.

CANİK, siyasî ilişkilerden değil, teknik üstünlükten beslenerek bu pazarda ilk 5-7 arasına yerleşti.

"Made in USA" etiketiyle devlet ihalelerine doğrudan girme imkânı kazandı – ithalat engellerini aşmanın en etkili yolu bu.

Başarı sadece tabancayla sınırlı değil.

Ağır makineli tüfekler (M2 QCB 12.7 mm ailesi), 30x113 mm orta kalibre toplar, uzaktan komutalı sistemler, hatta taktik tekstil ve aksesuarlara uzanıyor. Üretiminin yüzde 95'i 70'ten fazla ülkeye ihraç ediliyor. İngiltere'deki AEI Systems ve Türkiye'deki UNIROBOTICS entegrasyonlarıyla SYS Grup artık kıtalararası bir yapı.

Bu hikâye, Türkiye'de sanayinin sıkça "teşvikle, ihaleyle" anıldığı bir ortamda farklı bir ders veriyor:

Gerçek marka, kalite + güvenilirlik + sürdürülebilir yenilikle doğar.

Yerli ve millî söylemin ötesinde, küresel standartlarda rekabet etmek şart yani!

ABD gibi en katı pazarda siyasi değil, teknik yeterlilikle yer edinmek mümkün – CANİK bunu kanıtladı.

Nami Kahraman da yarattığı markanın bugün ulaştığı noktaya muhtemelen gururla bakardı.

Attığı tohum, Aral ailesinin vizyonu ve ekibin emeğiyle dev bir ağaca dönüştü.

CANİK’in başarısında Anadolu girişimcilerine mesaj net: Durma, yenilen, bilgiye yatırım yap, dünyaya açıl. Başka türlüsü yok.

Devletin görevi ise bu başarıları alkışlamakla sınırlı kalmamak; benzerlerinin doğabileceği kalıcı bir ekosistemi inşa etmektir.

CANİK, bunun mümkün olduğunu gösteriyor.

Samsun'dan yükselen bu ses, Anadolu sanayisinin geleceğine ışık tutuyor. Ve hikâye hala yazılıyor..