Teröristlerin Oyununa Gelmeyeceğiz
Yazarlar // 29 Kasım 2015 Pazar 00:00

Ragıp GÖKER

Tahir Elçi’yi tanımam.
Kendisini o TV programında ‘’PKK terör örgütü değildir’’ sözünü söylediği güne 
kadar hiç görmemiştim.
Ama akrabası olan Kürt siyasetçi Şerafettin Elçi’yi tanımıştım.
‘’Tanımıştım’’ dediysem de kendisiyle hasbıhal etmişliğim yoktur.
Şerafettin Elçi, Güneş Motel vakasıyla AP’ den istifa ederek yer aldığı Bülent Ecevit 
hükümetinin bir bakanı olarak 1977 yılında geldiği Samsun’da haber için kendisini 
izlemiştim. 
12 Eylül döneminde cezaevine de giren Şerafettin Elçi,  bakanlığı döneminde 
başlattığı ‘kürtçü siyaseti’ cezaevinden çıktıktan sonra da sürdürmüştü.
Tam olarak aynı siyaseti sürdürmeseler de yeğeni Tahir Elçi de Diyarbakır Baro 
Başkanı olarak söylemleriyle dikkatleri üzerine çekmeyi başarmıştı.
Gazeteci Ahmet Hakan’ın CNN Türk’te sunduğu Tarafsız Bölge adlı programa konuk 
olduğu sırada söylediği ‘’PKK terör örgütü değildir’’ sözü nedeniyle hakkında 
başlatılan soruşturma nedeniyle gözaltına alınan Tahir Elçi, başta şehit ve gazi 
yakınları olmak üzere Türkiye’nin büyük bir bölümünden tepki almıştı.
Terör örgütü propagandası yapmak suçlamasıyla hakkında dava da açılan Tahir Elçi, 
bu dava nedeniyle 7,5 yıl hapis istemiyle yargılanıyordu.
Tahir Elçi’nin dün Diyarbakır Barosundan bir gurup arkadaşıyla Diyarbakır’ın Sur 
ilçesindeki bir gün önce kurşunlanan tarihi bir minarenin önünde basın açıklaması 
yaparken silahlı saldırıya uğraması düşündürücüdür.
‘’Terörün gözü kördür’’ diye söylenir daima.
Söyledikleri nedeniyle hedefteki bir Baro Başkanına gündüz vakti ve üstelik basın 
açıklaması yaparken yapılan saldırı önlenebilir miydi?
Güvenlik uzmanı değilim.
Ama kıt aklımla böyle bir saldırının önlenmesi gerektiğini söyleyebilirim.
Saldırganlar ‘Beyaz Torosla’ mı geldiler bilmem.
Ve fakat
Şundan eminim.
Neyle gelmiş olurlarsa olsunlar, teröristlerin o açıklamanın yapıldığı yere 
girememeleri gerekirdi.
Bu ülkenin güvenlik birimleri Tahir Elçi’ye saldırı olacağını tahmin etmeli ve gereken 
önlemleri almalıydı.
Daha önce Suruç ve Ankara Garındaki Bombalı eylemlerde olduğu gibi bu olayda da 
güvenlik zaafından söz edilebilir.
Bizim kuşak sokaklarda gündüz vakti insanların katledildiğine çok şahit oldu.
12 Eylül sabahı postal sesi duyulduğunda ayı gün sokaklarda huzur da sağlanmıştı.
Sonradan öğrenildi ki, cuntacılar darbeye zemin hazırlamak için gençlerin bir birini 
boğazlamasına seyirci kalmış.
90’lı yıllarda da faili meçhul cinayetler gözlendi.
Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun da işaret ettiği gibi sokaklarımızda ‘Beyaz Toroslar’ 
kol geziyordu.
Başbakan bunu söylerken kontrgerilladan mı söz etti bilmem ama kontrgerilla 
faaliyetlerinin terörü tırmandıran unsurlardan biri olduğu söylenmişti.
Bu ülke terörden çok çekti.
Hala çekiyor.
Tahir Elçi’nin öldürülmesini IŞİD’in üstlendiği söyleniyor.
30 yılı aşkın süredir PKK belasıyla uğraşan ülkemin başına IŞİD diye bir belanın 
musallat olması da düşündürücüdür.
Bu ülke Türkiye Cumhuriyeti kimliği taşıyan herkesi korumak zorundadır.
Amaçları toplumumuzda kargaşa yaratmak olan teröristlere boyun eğmemeliyiz.
Tahir elçi olayının toplumda kargaşa çıkarmaya dönük provakatif bir eylem olduğu 
çok açık.
Bu nedenle oyuna gelmeyeceğiz.
Kardeşliğimizi koruyacağız.