IŞİD POLİTİKAMIZ DEĞİŞECEK Mİ
Yazarlar // 24 Eylül 2014 Çarşamba 00:00

Hüseyin KURT

IŞİD Terör örgütü

11 Haziran 2014 tarihinde,

Türkiye'nin Musul Başkonsolosluğu’na 900’den fazla teröristle yapılan silahlı baskınla,

Başkonsolos dahil, 49 kişiyi rehin alınmış,

Olay öncesinde IŞİD, Musul’da Türkler’e yönelik bir eylem yapmayacağını söylediğinden “tahliye için geç kalınmıştı.”

Türk Dışişleri IŞİD terör örgütüne inanmış, sonrasında yanıldığını anlamıştı.

Rehine olayı nihayet 101 gün sonunda, rehinelerin salıverilmesi ve ülkemize getirilmesiyle sona erdi.

Bu ülkemiz adına, rehineler ve aileleri adına, Türk Milleti adına mutluluk verici bir olay.

Şahsım adına da bu esaretin bitmesine çok sevindim.

Çünkü 49 rehine, sadece bir sayıdan ibaret değil,

Hepsi insan, hepsinin yol gözleyen sevdikleri, aileleri var.

Bu olayda milli iradenin rehin olma durumu söz konusuydu.

***

Rehine olayında akıllara takılan bazı sorular ve arada kalmış bazı detaylar var;

49 vatandaşımız diyoruz ama aslında 46 vatandaşımız rehindi. 3 kişi Irak vatandaşı konsolosluk çalışanıydı.

Başkonsolos açıklamasında “Hepimiz birden götürüyorlardı, ayrı ayrı götürmüyorlardı. 46 kişi birlikte gidiyorduk” diyordu.

Öyleyse 3 Iraklı ayrı bir yerde mi tutuluyordu?

46 Kişiden; 40’ı konsolosluk çalışanı, 4’ü Türk vatandaşı ve 2’si bebekti.

Iraklı olan 3 personel salıverilmeden sonra Türkiye’ye gelmeyerek Irak'taki kendi evlerine gittiler.

Başkonsolos; “Fiziki anlamda kötü bir muameleleri olmadı ama tehdit vardı” dedi ama makyajlanmamış ilk fotoğrafında kaşının üzerinde kocaman bir yara/açılma vardı.

Başkonsolosun yanında cep telefonu vardı ve Türkiye ile irtibat halindeydi. Başkonsolos; “ Cep telefonunu parçalayarak sakladım” demişti.

101 gün bir cep telefonunun nasıl şarj edildiği de merak konusu.

Hükümetten “Boşaltmayın” emri verilip verilmediği de havada kalan başka bir konu.

Müdahale olmadı denildi ama internette operasyon görüntüleri yayınladı.

Nedendir bilinmez ama dün CNN Televizyonu 49 rehineye karşı IŞİD’e 49 tank/zırhlı araç sevkiyatı haberleri yaptı.

Rehinelerin IŞİD üyesi cihatçı(!) takası ile yapıldığı, kimisine göre 40, kimisine göre birkaç rehine karşılığı yapıldığı iddia edildi…

Tabi ki bir takas olmuş ise bu ilgili kanunlar çerçevesinde yapılmıştır.

Rehinelerin salıverilmesinin zamanlaması, NATO zirvesi sonrasında ve İktidar Milletvekili Şamil Tayyar’ın da dediği gibi “ IŞİD operasyonuna Türkiye'nin katılmama gerekçelerinden biri rehinelerdi. Bu kritik süreçte serbest bırakılması CIA'nın bir hamlesidir. ” demesi de akılları karıştırmaktadır.

Konsoloslukta görevli Özel Harekat’ın özel bomba arama ekibinin kadrolu bir köpeğinin halen daha IŞİD’in elinde olduğu iddia edildi.

49 Rehinenin Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde Türkiye’ye getirildiği ve bu rehine salıverme stratejisinin zamanlaması itibariyle NATO zirvesi sonrasında kurgulandığını bile iddia edenler var.

***

Bu konular ”neden önemli?” diye sorarsanız;

Rehine olayı ile ilgili; konuştuğumuz, konuşacağımız ve konuşamayacağımız konular ulusal güvenliğimizin sürekliliği açısında tüm Türk Milletini ilgilendirmektedir.

Rehinelerin salıverilmesiyle ilgili tanımlama bile Türkiye Cumhuriyeti açısından önemlidir…

Salıverme,

Operasyon,

Temas,

Müdahale,

CIA verdi,

Karşılıklı Anlaştık…

Bunların her birinin uluslararası dış politikada bir karşılığı var.

Terör örgütünü, sözde bir devleti muhatap almak kısa, orta ve uzun vadede ülkemize ve dış politikamıza neler kazandırıp neler kaybettireceği konusu her Türk vatandaşını ilgilendiren hassas bir konudur.

Şimdi tüm dünyanın ve Türk Milletinin merak ettiği konu şu; “IŞİD politikamız değişecek mi?

***

Türk Milletinin, 46 Türk Konsolosluk çalışanı ve ailelerinin gözü aydın

Rehinelerimizin tamamını tek bir operasyonla ve kayıp vermeden kurtaran teşkilatlarımıza şükranlarımızı sunuyoruz.

Hüseyin KURT