Bize Yazık Ediliyor
Yazarlar // 25 Nisan 2016 Pazartesi 00:00

Ragıp GÖKER

Tekkeköy halkı yıllardır zehir soluyor.
Biri üç kız çocuğunu, bir diğeri üç erkek evladını yetim bırakarak giden iki halamı 
akciğer kanserine kurban vermiştik.
Cuma gün toprağa verdiğimiz amcamızı da aynı lanet hastalıktan kaybettik.
Üç yakınımı peşi sıra aynı hastalıktan kaybetmiş olmayı, doğrudan o baca 
gazlarından çıkan zehire bağlayamam. Ölüm raporları "Baca gazları kanser 
yapmış" diye verilmiyor zira ama yaşadıklarımız bize ‘’Bu kadar da tesadüf olmaz’’ 
dedirtiyor.
Hasta yakınları Onkoloji Hastanesinde yatak bulamıyor.
Çünkü çok sayıda kanser hastası var.
Amcamızı toprağa verdiğimiz gün, bir öğretmen arkadaşımın da kansere yenildiğini 
öğrendiğim.
Arkadaşıma da en az amcam kadar üzüldüm.
Derin bir teessür içersindeyim.
Zehirleniyoruz.
Ki;
Bunu bizzat Çevre Bakanlığının sitesinden öğreniyoruz.
Bu kaderimiz olamaz ama.
Cenaze nedeniyle Perşembe ve Cuma günlerini, doğup büyüdüğüm Aşağıçink’de 
geçirdim.
Övünmek gibi olmasın ama özellikle bahar başlayınca, Çarşamba ovasına dik bir 
yamaçtan bakan köyüm bir başka güzel oluyor.
Yeşilin envai çeşit tonunu görmek mümkün köyümde.
Verimli olduğunu düşündüğüm köyümün topraklarında ‘’Adam eksen yetişir’’ 
iddiasındayım.
Ve fakat
Tarlaların çoğu boş.
Bu da içimi acıtıyor.
Köyümün, bacaları zehir kusan o fabrikalardan kurtulamayacağı anlaşılıyor. 
Bir süre daha zehir solumaya devam edecekleri anlaşılan akraba ve komşularımın, 
bu günlerde bir başka konuda daha başları dertte.
Meraları ve bir kısım toprakları ellerinden alınıyor.
Bunu da, arazilerini birinci sınıf tarım arazisi olmaktan çıkararak yapıyorlar. 
Mera ve çevresinde 'Lojistik Köy' kuruluyor biliyorsunuz.
Bu nedenle devlet ve millet mahkemelik oldu.
Mahkemeler,  işin şimdiki sahibi Büyükşehir Belediyesine ‘’Dur’’ diyor ama belediye, 
mahkeme kararına rağmen şantiye kurmaktan ve mera ile el konulan o arazilere iş 
makinelerini sokmaktan geri durmuyor.
Bunun da, AB’nin verdiği 43 milyon Avro krediyi kullandırmak için, AB'nin işin 2016 
yılı sonuna kadar tamamlanmasını şart koşması nedeniyle yapıldığı ileri sürülüyor.
"Olmaz olsun böyle para" diyenlerin olduğunu biliyorum ama Lojistik Köy Projesi, 
Aşağıçinik halkını da ikiye bölmüş.
Köylülerin bir kısmı ‘’Lojistik köy gerekli’’ derken, bir kısmı ise arazilerde tarım 
yapmanın daha doğru olacağını savunuyor.
Konferanslarındaki konuşmalarını defalarca dinlediğim Rüştü Bozkurt, bir keresinde  
‘’Sadece tarım yaparak zenginleşen ülke yok, ama tarım olmadan zenginleşen 
ülke de olamaz’’ demişti.
Ürettiği tarım ürünleriyle kendi kendine yeten bir ülke iken, son günlerde saman bile 
ithal eden ülke haline dönüştük.
Bunu büyümenin ve uluslararası ticaretin bir gereği olarak görenler olsa da, ben bu 
durumu kabullenmekte zorlanıyorum.
İstatistikler, sadece yüzde 3’ünü sulayabildiğimiz tarım arazilerimizin ancak yüzde 
20’sini kullanabildiğimizi gösteriyor.
Hal böyleyken,  Aşağıçinik’de depo yapabilmek için köyün verimli arazilerini, birinci 
sınıf tarım arazisi olmatan çıkarıyoruz.
Gel de şaşırma