Ey ay yıldızlı bayrak! Sen varsan biz de varız. Sen yoksan biz zaten yokuz.
Samsun’un bugün en büyük eksiği nedir diye sorulsa, cevabı tek kelimeyle vermek mümkün:
Vizyon.
Oysa coğrafyası elverişli, toprakları verimli, insan kaynağı da yeterlidir.
Eksik olan; bu potansiyeli okuyabilen, geleceği bugünden planlayabilen, günü kurtarmak yerine yarını inşa etmeyi hedefleyen bir siyasi akıldır.
Samsun uzun yıllardır siyasetçi üretiyor ama lider çıkaramıyor.
Seçilenler var, yetki alanlar var, koltuk dolduranlar var; fakat şehri ileri taşıyacak bir irade yok.
Siyaset, Samsun’da çoğu zaman şehrin ihtiyaçlarını konuşmak için değil, kişisel kariyer planlarının bir basamağı olarak kullanıldı.
Samsunlu siyasetçiler, Samsun’u da yanlarında götürmek yerine, çoğu zaman Samsun’u geride bıraktılar.
Sorunun kaynağı da tam olarak burada!
Vizyoner siyasetçi, şehri yalnızca seçimden seçime hatırlayan kişi değildir.
Vizyoner siyasetçi,
“Bugün ne yaparsam oy alırım?” sorusunu değil,
“Bugün ne yaparsam bu şehri 20 yıl sonra nereye taşırım?” sorusunu sorandır.
Samsun’un ihtiyacı olan siyasetçi;
– Limanı yalnızca yük boşaltılan bir alan olarak görmeyen,
– Lojistiği bir tabela yatırımı sanmayan,
– Sanayiyi OSB sınırlarıyla sınırlamayan,
– Tarımı kaderine terk etmeyen,
– Gençleri göçe mecbur bırakmayan siyasetçidir.
Bugün Samsun’da gençler neden şehri terk edip gurbete çıkıyor?
İş yok diye mi?
Kısmen.
Ama asıl neden, umudun tükenmiş olmasıdır.
Gençler bu şehirde kendilerine bir gelecek hayal edemiyor.
Çünkü şehir, gençlere “burada kal” demiyor.
Artık şunu kabul etmeliyiz:
Dürüm–döner ekonomisiyle bir yere varılamaz.
Vizyoner siyasetçi, gençlere sadece vaatte bulunan değil; onlara alan açan, imkân yaratan, risk alan kişidir.
Vizyoner siyasetçi; şehre yaptığı bir sahil yolunu “büyük hizmet” diye sunup, 20 yıl bunun üzerinden siyaset yapan kişi değildir. “Şehre katalizör olacağım” vaadiyle seçim kazanıp, o vaadini seçimden sonraki ilk haftalarda unutan hiç değildir.
Burada kusuru yalnızca siyasetçide aramak yerine, o siyasetçiyi 20 yıl boyunca baş tacı eden halkı da sorgulamak gerektiği söylenebilir.
Bu görüşe hak vermemek de zor.
Zira aynı halk, görev süresinde iki yılını tamamlayan Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin yeni yönetimince Gazi Caddesi ve Lise Caddesi’nde yapılan ışıklandırma çalışmalarını hâlâ “büyük hizmet” olarak görmeye devam ediyor.
Samsun, uzun yıllar boyunca “bölgenin en büyüğü” olmakla övündü, bununla avundu.
Oysa mesele büyüklük değil, etkinliktir.
Büyük ama etkisiz şehirler, zamanla küçülmeye mahkûmdur.
Bugün Samsun’un çevresindeki birçok şehir, Samsun’dan daha cesur adımlar atıyor.
Daha küçük bütçelerle daha büyük işler başarıyor.
Çünkü karar alma süreçleri hızlı, hedefleri net, kadroları uyumlu.
Samsun ise hâlâ “potansiyel” konuşuyor.
Oysa potansiyel, hayata geçirilmediği sürece sadece bir teselli kelimesidir.
Vizyoner siyasetçi;
“Bize ne verirler?” diye sormaz,
“Biz bu ülkeye ne kazandırırız?” diye sorar.
Samsun’un artık kaybedecek zamanı yok.
Ne bir 30 yıl daha, ne bir kuşak daha…
Ya üretime dönecek,
ya sanayide söz sahibi olacak,
ya tarımı yeniden ayağa kaldıracak,
ya lojistik gücünü gerçek anlamda kullanacak…
Ya da geçmişiyle övünüp geleceğini kaybetmeye devam edecek.
Karar Samsun’un.
Ama anahtar, vizyoner siyasetçinin elinde.
Dün bu köşede yayımlanan “Samsun gelişecekse” başlıklı yazının manşeti, birçok kişiyi rahatsız etmiş olabilir.
Oysa o yazı, Samsun’un nerede olduğunu değil, nereden düştüğünü hatırlatıyordu.
Asıl rahatsız edici olan da buydu zaten.
“Samsun gelişecekse” cümlesi kulağa bir ihtimal gibi geliyor.
Oysa Samsun, bir zamanlar zaten gelişmiş bir şehirdi.
Bugün sorun, gelişip gelişemeyeceği değil;
neden gerilediğidir.
Çünkü rakamlar soğuktur ama nettir.
Duygu barındırmazlar.
Yine ve yeniden söylüyorum:
Samsun’un sorunu vizyon eksikliğidir.
Bu şehirde o potansiyel de vardı aslında.
Eksik olan, o potansiyeli harekete geçirecek akıldır.
Samsun, vizyoner siyasetçileri ya bulup çıkarmalı, ya da bir an önce yetiştirmelidir.
Aslında mesele, bu kadar basittir.
