Yıl 1992
Yazarlar // 29 Aralık 2012 Cumartesi 07:30

Suat BAŞARAN

Yıl 92'ydi…

Yıllar sonra 19 Milletvekili ile Meclis'te temsil ediliyorduk…

Grup kurmamız için bir kişiye ihtiyaç vardı…

Büyümeyi bekliyorduk; dağıldık…

*****

Evet! Bahsetmeye çalıştığım merhum Muhsin Başkan ve arkadaşlarının MÇP’den kopuş sürecidir… 20 yıl sonra eski defterleri açmak değil maksadım…Sadece 20 yıl sonra bile aynı sorumsuz ve sevgisiz davranışların devam ettiğine dikkat çekmek arzusundayım…

Kimseyi kırmak, incitmek ve suçlamak niyetinde de değilim… Tam tersine  kırılmanın, incinmenin, suçlamanın olmadığı bir vasat için 'ikaz' gayretindeyim...

 

*****

Bugün geriye dönüp baktığımızda, herbirimiz değişik tahlillerde bulunuyoruz…

Yok şöyle oldu; böyle oldu…

İç güçler, dış güçler; falanlar filanlar…

Hepsi hikâye…

Meselenin aslı, 'kendi insanından şüphe duymak ve korkmak'tı; bu kadar basit…

 

*****

Evet!

 Maksadım, eski defterleri açmak değil…

Maksadım, yeni oyunlara ve muhtemel sonuçlarına ayna tutmak…

Ve sorumsuzca 'ateşi harlayanlar'a ikazda bulunmak…

 

*****

O günlerde 92 Temmuzuna giden süreci herkes görüyordu…

Bir kısım seyretti, diğerleri körükledi…

 

*****

MÇP Milletvekili ocaklı gençler tarafından istiskale uğradı…

Bir çok etkili ve yetkili MÇP önde geleninin yazı yazdığı dergi 'yasak yayın' ilân edildi… 

Ardından dergi merkezi basıldı…

Bardağı taşıran son damla da bu oldu…

 

*****

 

Ayrılıp gidenler ayrı mesele…

Ben bugün de aynı kananati taşıyorum: “Her davranışın kendince dayandığı haklı gerekçeleri olabilir…Mühim olan tarihin yargısıdır..”

Onun için benim üzerinde durmaya çalışacağım 'ayrılanlar'ın değil, 'içerde kalanlar'ın meseleye yaklaşımlarıdır…

O dönemi yakından yaşayanlar şu an hareketin en etkili yerlerindeler…

O arkadaşlarımızın ayrılışının nasıl kendi siyasî yaşamlarını da olumsuz etkilediğini yakından müşahade ettiler... Neredeyse siyaseten tasfiye noktasına gelmişlerdi…

Dün olduğu gibi günümüzde de parti içi muhalefetin yanında yer alanların büyük çoğunluğu kendileriyle aynı hassasiyeti taşıyanlardır…

Yani kendi varlıklarının meşruiyeti, yok etmek istedikleri insanların temsil ettikleri değerler üzerinde oturmaktadır…

Bu sebeple bilmelilerdir ki, muhalif isimlerin tasfiyesi demek, 'kendi meşruiyetlerinin dayandığı değerlerin de örselenmesi' ve doğal olarak tasfiyesi demektir…Bu noktada tasfiye sırasının kimlere geleceği meçhul olmasa gerek…

 

*****

İsteyen tarihe, dünün hikâyeleri olarak bakabilir…

Aslında tarih çoğu kez dünü değil, geleceği anlatır…

Tabii anlayana…