Lider ve dava
Yazarlar // 5 Nisan 2013 Cuma 07:41

Suat BAŞARAN

Lider ve dâvâyı özdeşleştirmek, putperestliği çağrıştıran ilkel bir düşünce şeklidir…

 Tefekkürden kaçan, düşününce beyninin bozulacağını sanan eblehlerin sığınağıdır bu saplantı…

 Ülkemizde tasavvufu, 'insana tapınma'ya dönüştüren de aynı sapkın zihniyettir ve sanıldığından çok fazla taraftarı vardır sözü edilen saplantının…

 Kolaydır çünkü…

 Bir insana inanırsın ve onun söylediklerini kayıtsız şartsız yerine getirirsin…

 Beynin yorulmaz, fikir sancıları çekmez, sorumluluğu atarsın...  Böylelikle asla vicdan azabı uğramaz semtine…

 Hepsi lidere, şeyhe veya başkana havale edilir; olur biter…

 ***** 

Başka bir Genel Başkan adayını desteklediği için il başkanlarını istifaya zorlayan zihniyet, işte bu sözü edilen bakış açısından beslenir…

 Tabii ki birebir örtüşmez…

 Ancak temel çıkış noktaları aynıdır:

 Dâvâ ve lider eşitlenir…

 'Lideri eleştirmek' ve 'yeterli görmemek' dâvâyı eleştirmekle eş anlamlı algılanarak,“Madem lideri eleştiriyorsun onun emrinde çalışmamalısın” gibi yüzeysel olarak bakıldığında doğru gibi gelen bir yargıya varılır…

 Oysa aynı mantığın tabii sonucunun, “Lideri beğenmiyorsan, hareketi de terk et” olduğu göz ardı edilir…

 Göz ardı edilir, çünkü dilleri varmaz bunu söylemeye…

 Bilirler ki, bu dâvâda en az lider kadar emeği olanlar ve ondan çok daha fazla bedel ödeyenler vardır… 

***** 

Liderin dâvânın temsilcisi olduğu açıktır… 

Bu yönüyle korunmalıdır muhakkak… 

Onu kamuoyu önünde eleştiren, ona hakaret eden insanların elbette partide bir görevleri olmamalıdır…

Hakarete varmaması kaydıyla ancak kurultay dönemleri istisnadır …

Aksi halde kurultayın bir anlamı yoktur…

Kurultay demek, bir yerde mevcut hakkında 'lehte ve aleyhte irade beyanı'dır da ondan…

Bu sebeple yetkililerimizin söz konusu bakış açılarını yeniden gözden geçirmeleri şarttır… 

Bunu yapmayıp olur olmaz yerde aynı üslupta devam edip muhataplarının ülkücülüğünü sorgulamak, ülkücü fikriyatın ruhundan bihaber olmakla eş anlamlıdır…

Bu yetkililerimiz Türk devlet felsefesine bir göz attıklarında göreceklerdir ki, “ülkücü sapma”, lideri yeri geldiğinde eleştirmek değil, liderle dâvâyı özdeşleştirmeyi fikriyatın amentüsü haline getirmektir…