Kerkük
Yazarlar // 28 Eylül 2017 Perşembe 23:41

Suat BAŞARAN

Yıllar önceydi… Kerkük’ten Ankara’ya gelen Türkmen gençlere, devletli yetkililerimiz Ülkü Ocakları’na gitmeyi yasaklamışlardı.
Dönemin çok özel yetkililerinden biri, o zamanki Ocak Genel Başkanı’na bir diskur çekmeyi de ihmal etmemişti:
“Irak’ın kuzeyinde bizden izinsiz kuş uçamaz…”
Üç dört ay sonra kafalarına çuval geçirdiler…
*****
Şahsi görüşümdür:
Türkiye dışında yaşayan Türklerle devletimizin girdiği hemen bütün ilişkiler sorunludur…
Bunu en çapsız örneği Avrupa’daki Türklerle, en acıklısı da Irak Türkmenleriyledir…
İki tarafta da Türk milliyetçileri resmen budanmıştır…
Ayrıntılar can sıkıcıdır... Bunları yazıp söylediğimizde oralarda fedakârca mücadele eden devlet yetkililerimiz alınganlık gösteriyor…
Eleştirilerimizi üzerlerine alıyorlar…
Elbette onların cesaretleri ve teknik becerilerini eleştirmek haddimize değil… Eleştirimiz siyasi ve ideolojik yaklaşımlaradır…
*****
Bir insan öküz ya da hain değilse Türkiye dışındaki Türkleri Türkiye’ye bağlayacak temel dürtünün Türk milliyetçiliği olması gerektiğini bilir…
Bilir ve gereğini yapar…
Oradaki insanları bir şekilde devletle(!) ilişkiye sokacak yerde Türk milliyetçiliğiyle donatır…
Devletin(!) elemanı yapmaya kalkmaz, dava adamı olmasına katkı sunar…
Çünkü yine bilir ki, yabancı ülkede sivil inisiyatif sahipleri her zaman devletlilerden daha büyük potansiyel taşırlar…
Bugün Avrupa ve yakın coğrafyamızdaki Türklerle eleman seviyesinde ilişki yerine lojistikle sınırlı ilişkiler geliştirilseydi, çok farklı bir “hinterland”a sahip olabilirdik…
*****
Yapmadılar… Şuurlu bir şekilde uzak durdular…
Türk hariciyeciliğinde hâkim olan Türklük kompleksi buna engeldi çünkü…
*****
Bu sebeple, kendimizi kandırmayalım… Güney, güneydoğu ve doğu sınırlarımızın ötesindeki Türklük kendi kaderleriyle baş başadır artık… Orada bir şey yapılacaksa, oranın insanıyla yapılacaktır…
Kendi sınırları içerisindeki şehirlerin bile demografik yapısı Türklük aleyhine değişirken seyirci kalan aymazların, sınırımız dışında bir şey yapacaklarını beklemek ve istemek aymazlığın en yüksek mertebesidir…
Ayrıca, devlete hâkim olan şimdiki kafanın oradakilere siyasi telkinde bulunması felâketlerin en büyüğüdür…
Hiç karışmamaları karışmalarından evlâdır…
*****
Türk hariciyesi, Türk milliyetçiliğiyle, ülkücülükle barışmadığı müddetçe hem Irak hem de Suriye Türklüğü için gelecek büyük sıkıntılara gebedir…
Onun için ülkücüler ondan bundan çare dilenecek yerde, ülkücülerin devleti yönetmesi için gerekli olan dinamiklerle meşgul olmalılar…
Elbette, Kerkük, Musul, Halep için sokaklara inmeli ve haykırmalıyız…
Ancak şunu da bilmeliyiz ki, MHP’yi düzeltemeyen ülkücüler, bırakın Kerkük’ü, kendi sınırlarımız içindeki şehirleri bile koruyamaz…
MHP’nin bu haliyle demeç vermekten başka bir şey yapmayacağı da açıktır…
Önümüzde iki yol var:
Ya devletleşeceğiz, ya sosyal medyada slogan yarıştıracağız…
Karar bizim…
Hangisi daha zor?
700-750 tane delege ülküdaşımızı ikna etmek mi?
Kerkük’ü kurtarmak mı?
Aynı zamanda bir samimiyet testidir bu…