Prof. Dr. Fatma Aydın’ın, ülkemizin önemli eğitim kurumlarından Ondokuz Mayıs Üniversitesi’ne (OMÜ) rektör olarak atanmasının ardından, “Üniversitemize kadın eli değecek” diye düşünmüş ve bu atamadan memnuniyet duymuştum.
Atama sonrası arayan dostum Prof. Dr. Osman Zümrüt, “Bir grup dostla Gülhan Restoran’da buluşuyoruz, seni de bekliyorum” dediğinde, “Osman Hoca çağırıyorsa gidilir” diyerek, davetin nedenini dahi sorgulamadan kendimi Gülhan’da bulmuştum.
OMÜ’ye rektör olarak atanan Fatma Aydın’ın, Osman Hoca’nın öğrencilerinden biri olduğunu o buluşmada öğrendim. Hocamız, öğrencisine destek olmak istemişti. O gün tanıştığım Prof. Dr. Fatma Aydın’a, üstlendiği bu önemli görevde başarı dileklerimi iletmiştim. Zira şehirde, hatta atanmasını sağlayan siyasi çevrelerde bile “Kadından rektör mü olur?” şeklinde eleştiriler dolaşıyordu.
OMÜ gibi devasa bir kurumu yönetmek elbette kolay değildir. Ne kadar yetkin olursa olsun, tek bir kişinin böylesi büyük bir organizasyonu sorunsuz yönetmesi mümkün değildir. Bu nedenle güçlü ve uyumlu bir ekip şarttır.
Böyle bir ekip var mı, doğrusu bilmiyorum. Ancak sorunlar artıyor ve çözümler gecikiyorsa, varsa bile bu ekibin yeterince katkı sunamadığı anlaşılıyor.
OMÜ ile ilgili şikayetlerin artmasının en önemli nedenlerinden biri, hiç kuşkusuz iletişim eksikliğidir.
Üniversite yönetimi, kamuoyunu bilgilendirdiğini iddia edebilir. Nitekim benim de mail adresime her gün çok sayıda ileti geliyor. Yapılan toplantılar, etkinlikler ve çeşitli faaliyetler düzenli olarak servis ediliyor.
Ancak…
OMÜ’nün gündelik hayatı bu e-postalardan ibaret değil.
Böylesine büyük bir yapıda ortaya çıkan sorunlar nasıl çözülüyor? Kamuoyu bunları bilmiyor. Çünkü OMÜ’nün şehirle bağı zayıflamış durumda.
Asıl sorun da tam olarak budur.
Sadece e-posta göndermekle iletişim kurulamayacağını somut bir örnekle anlatayım:
Yaklaşık iki ay önce, üniversite kampüslerinde öğrenci kafeteryalarının kapatıldığı yönünde bir şikayet aldık. Konuyu doğrulamak için önce Rektör’e mesaj yazdım.
Yanıt alamadım.
Yoğunluğunu anlayışla karşıladım. Ancak buna rağmen özel kalemi iki kez arayarak sorularımın iletilmesini ve tarafıma dönüş yapılmasını rica ettim.
Bilgilendirileceğim söylendi.
Ama aradan iki aydan fazla süre geçmesine rağmen hâlâ bir yanıt alabilmiş değilim.
Belki bu konunun sadece öğrencileri ilgilendirdiği düşünülmüş olabilir. Ancak mesele bundan ibaret değil. Gazetemizin manşetlerine yansıyan ve Yener Cabbar’ın köşe yazılarında dile getirilen pek çok konu, yalnızca Samsun’u değil, bölgeyi doğrudan ilgilendiriyor.
Ne var ki bu sorunların nedenleri ve çözüm yollarına dair kamuoyuna yapılmış tatmin edici bir açıklama yok.
OMÜ; yalnızca rektör, akademisyenler, çalışanlar ve öğrencilerden oluşan kapalı bir yapı değildir.
OMÜ, bölgenin tamamını ilgilendiren, şehirle iç içe olması gereken büyük bir kurumdur.
Eleştirilerin azalması, hatta hiç doğmaması için; başta Rektör Prof. Dr. Fatma Aydın olmak üzere üniversite yönetiminin bu gerçeğin farkında olması ve iletişim kanallarını etkin biçimde işletmesi şarttır
