Üniversite-sanayi İşbirliğinde Türkiye'ye Model Olabiliriz
Yazarlar // 03 Ekim 2014 Cuma 00:00

Hüseyin KURT

ÜNİVERSİTE-SANAYİ İŞBİRLİĞİNDE TÜRKİYE’YE MODEL OLABİLİRİZ

Samsun’da üniversite-sanayi işbirliği arayışlarında, sanayi odaklı girişimler pek görülmemektedir. Firmalar daha çok geleneksel üretim süreçleri ile düşük katma değerli ürünler üretmeye devam etmekte; ancak, ulusal ve küresel rekabet ortamında ucuz iş gücü gibi avantajlar artık üstünlük için yeterli olmamaktadır.

Sanayi üretiminde ulusal ve küresel rekabete ortak olabilmek için, Samsun’da kurumsal bir yapıda oluşturulacak, “Samsun Üniversite-Sanayi İşbirliği Koordinasyon Kurulu”, Devlet (Valilik, ilgili il müdürlükleri) öncülüğünde tarafları olan Üniversiteler ve Sanayi (Sanayiciler başta olmak üzere; Odalar, OSB ler, Meslek Odaları, STK lar) nin temsilcilerinin olduğu, iş birliği koordinasyon kurulu devlet destekleri ile oluşturulacak bir koordinasyon kurulu Türkiye’de örnek bir model oluşturabilir.

KURUL DESTEKLENMELİ VE GÖZLEMLENMELİ

Oluşturulması durumunda bu koordinasyon kurulu, üniversite ile sanayi arasındaki iletişim kopukluğu ve işleyiş aksaklıklarını gidermek amacıyla, merkezi bir yönetim yapısının oluşturulması önem arz etmektedir. Üniversiteler ve sanayici arasındaki iletişim ve koordinasyon eksikliğinin giderilmesi, yerel kapasitenin arttırılması, üniversite-sanayi işbirliğinin gerçekleşme seviyelerinin belirlenmesi, teknik sorunlar ve hukuk konularında bir kontrol mekanizması dahilinde gözlemlenmesi ve bütçe olarak desteklenmesi sürdürülebilirlik açısından önemlidir.

UZUN VADEDE İHRACAT HEDEFİNE DESTEK OLACAKTIR

Bu kurul oluşturulabilir ise, kısa vadede meyvesini veremese de orta ve uzun vadedeSamsun’da Sanayinin Üniversitelerin gelişiminde katkıları olacağı muhakkaktır. Samsun’un 2013 yılı ihracat hedefi olan 6 Milyar dolar ın gerçekleşmesinde de önemli rol oynayacaktır.

ÜNİVERSİTE-SANAYİ İŞBİRLİĞİ İYİ YÖNETİLMEDİĞİNDE KIRILGAN BİR YAPIYA SAHİPTİR

Üniversite-sanayi işbirliği (ÜSİ), sanayinin üniversite araştırmalarına proje bazlı bağış vb. destekleri ile başlamış; devamında, üniversitelerde yürütülen bazı araştırma projelerine sözleşme karşılığı destekler verilmesiyle gelişmiştir. Son dönemlerde, bu işbirliği modeli kurumsal temelli ve devlet destekli merkezlerde (TEKMER, TEKNOPARK vb.) yoğunlaştığı görülmektedir.

Üniversite-sanayi işbirliği oldukça karmaşık ve bir o kadar da zor bir süreçtir, sürdürülebilir bir aşamaya gelene ve sonuçlarının beklenen yararlar sağlamasına kadar uzun zaman alan ve bu süreç iyi yönetilmediğinde oldukça kırılgan bir yapıya sahiptir .

DEVLET GÖZLEMCİ, DÜZENLEYİCİ ve DESTEKLEYİCİ ROLÜNÜ ÜSTLENMELİDİR

Üniversite-sanayi işbirliğinde, yasal altyapı sağlanması, kolaylaştırıcı mekanizmalar kurulması ve gerekiyorsa reformların yapılması noktasında destekçi olacak devlet tir. Devlet düzenlemeleri ve ÜSİ noktasında esnek duruşu ile mutlaka aktif, destekleyici ve düzenleyici olarak rol almalıdır.

KAZAN-KAZAN MODELİ HEDEFLENMELİ

Üniversite-sanayi ve devlet arasındaki üçlü ilişkisinde, yaratılan ortamın bir ekosistem olarak tarafların kazan-kazan anlayışıyla ve kendi istekleriyle bir araya gelmeleri hedeflenmelidir.

TEKNOLOJİ BİLGİYE DAYALI BİR HALE GELDİ

Günümüzde, dünyanın gelişmiş ekonomileri artık tümüyle üretim tabanlı olmadığı, üretimde bildiğimiz sermaye ve emek değerlerinin yanına çok daha etkili olan “bilgi” nin geldiğini ve “yeni(likçi) ekonomi” ya da “bilgi tabanlı ekonomi” kavramlarının temelinde yüksek katma değer arayışlarının olduğunu görüyoruz. Bu değişim sonucu teknolojinin tanımı da değişmektedir. Eskiden transfer edilebilen bir mal olarak görülen teknoloji artık bilgiye dayalı hale gelmiştir.

MECBURUZ ÇÜNKÜ ; REKABET ARTIYOR, PARA YOK

İhracata yönelik üretim yapan bir şirketseniz, rakipleriniz ile rekabet edebilmek ve sürekliliği sağlamak adınamutlaka üniversiteler ile işbirliğine gitmeye mecbursunuz. Bu mecburiyetin en büyük nedenlerinden birisi, teknolojinin her alanda,tarihte daha önce hiç olmadığı kadar hızlı gelişmesi ve rekabetin artması, diğer önemli bir sebep ise para dır.Şirket artık temel bilimlerde ve sektörün gerektirdiği standartlarda araştırma yapamıyor. Teknoloji ve özellikle kimya alanındaki hızlı gelişme özel alanlar oluşturdu ve bu konularda araştırma yapabilecek insan kaynağı bulmak ve laboratuvarlara yatırım yapmak bir şirket için büyük maliyetler gerektiriyor. Artık öğrenciler üniversitelerden sadece teorik bilgiler edinerek mezun olmak istemiyorlar. İş dünyasına yakınlaşmak, araştırmalarının sonuçlarını daha çabuk almak ve toplumda yarattıklarını ve değişiklikleri görebilmek istiyorlar.

ÜNİVERSİTE VE SANAYİNİN FARKLI MOTİVASYONLARI VAR

Yapılan araştırma ve anketlerden çıkan ve tarafların motivasyon ve beklenti sonuçlarında ilginç tespitler bulunmaktadır.

Üniversite-sanayi işbirliğinde en önemli unsurlardan birisi tarafların birbirini anlama çabasıdır. Sanayinin, kar amaçlı ve zamana endeksli yapısının aksine üniversitelerin farklı motivasyonları var.

Örneğin Üniversiteler ; eğitim ve araştırmaları için finansal destek sağlamak, kamu fonlarından ve hibe programlarından yararlanmak, öğrencilerinin iş tecrübelerini artırmak, mezunları için iş alanları yaratmak gibi motivasyonu vardır.

Sanayinin ise ; Üniversitenin araştırma ve insan kaynağına erişmek, laboratuvar uzmanlıklarına erişmek, sürekli eğitim faaliyetlerinden faydalanmak, şirket imajını yükseltmek, kalifiye eleman ihtiyacını karşılamak ve kapasitesini artırmak için üniversitelerin teknik altyapı ve bilgi birikiminden beklentileri gibi motivasyonları vardır.

ÜNİVERSİTE, SANAYİ ve DEVLETİN BEKLENTİLERİ FARKLI

Üniversite-sanayi işbirliği modelinde tarafların işbirliği sürecinde karşılıklı beklenti ve istekleri iyi tespit edilir ise başarıya bir adım daha yaklaşılmış olur.

İşbirliği sürecinde üniversitenin ; Ortak yapılan çalışma ve araştırmaların yayın hakları, yapılacak buluşların patent ile koruma altına alınması, işbirliğinin sürdürülebilirliği, araştırma fonlarının sürekliliği, ticari başarının paylaşımı ve prestij konularında beklentileri vardır.

İşbirliği sürecinde sanayinin ; rekabet edebilme üstünlüğü, kendi teknoloji tabanını yaratma, yeni teknolojilere kapı aralama, ileri teknoloji üretenler ile ilişki kurma, fikri ve sınai mülkiyet haklarının korunması, riskin tanınması ve paylaşımı, yatırımların geri dönüşlerinin sağlanması konularında beklentileri vardır.

Devletin ise, teknoloji tabanlı ekonomik gelişme, kamusal yarar ve denetim gibi talepleri vardır.

İŞBİRLİĞİNDE TETİKLEYİCİ UNSURLAR; “GÜVEN, UZLAŞMA ve NİYET” TİR

Üniversite-sanayi işbirliği süreçlerinde tetikleyici unsurlar; Güven, Uzlaşma ve Niyettir. İşbirliği modellerinin hiçbirindekalıplaşmış çözüm yöntemleri yoktur. Ancak, arayışların kırılgan olduğu dönemin aşılması, tarafların birbirlerinin gözlüğü ile bakabilecek (empati yapabilecek) kadar ortaklık arayışlarını sürdürme becerisi göstermelerine bağlıdır. Bu süreç için yeterince sabır gösterilir ve zaman ayrılır ise, işbirliği daha kolay ve faydalı gelişecektir.

Öyle inanıyorum ki, ülkemizin geçmişte yaşadığı tecrübelerle, dünyadaki örneklerini uygun bir şekilde harmanlayabilirsek Samsun’da üniversite-sanayi işbirliği için en uygun çözümleri geliştirebilir, sürdürülebilir bir modelde üretim, eğitim, teknoloji, fikri sınai haklar ve ihracat konularında kapasiteyi daha da geliştirebiliriz. Böylelikle Üniversite-Sanayi işbirliğinde oluşturacağımız bu model ile Türkiye’ye örnek olabiliriz…


Hüseyin Kurt